Hayır mağazaları krizi, ikinci el moda pazarının büyümesine rağmen derinleşiyor. Birleşik Krallık’taki binlerce hayır mağazası, düşük kaliteli bağışların artması, satılamayan tekstillerin değer kaybetmesi ve Vinted ile eBay gibi çevrim içi platformların rekabeti nedeniyle sürdürülebilirlik sorunu yaşıyor.
McKinsey’in öngörüsüne göre küresel ikinci el moda pazarı, 2027’de yeni moda pazarından üç kata kadar daha hızlı büyüyebilir. Buna karşın Birleşik Krallık’taki yaklaşık 9.900 hayır mağazasının bir bölümü kapanma riskiyle karşı karşıya. Cancer Research UK, Ekim 2025’te Mayıs 2026’ya kadar 90 mağazayı, Nisan 2027’ye kadar da 100 mağazayı daha kapatma planını açıklamıştı. British Heart Foundation ise Haziran 2026’da, finansal açıdan sürdürülebilir olmadığı belirtilen 150 mağazanın iki yıl içinde kapanacağını duyurdu.

Çevrim İçi Platformlar Bağış Sistemini Değiştirdi
Hayır amaçlı perakendeciler yalnızca artan maliyetlerle mücadele etmiyor. Tüketicilerin daha iyi durumdaki ürünleri mağazalara bağışlamak yerine doğrudan satmayı tercih etmesi, bu kuruluşların eline ulaşan ürünlerin niteliğini de etkiliyor. Vinted ve eBay gibi platformlar, ikinci el satışta hayır mağazalarına alternatif oluşturuyor.
Avrupa’daki tablo da benzer bir değişime işaret ediyor. Bölge, ABD ve Çin’le birlikte kullanılmış giysi ihracatında dünyanın en büyük üç bölgesinden biri. Ancak Avrupa’daki hayır mağazaları, dijital çağda değişen tüketici taleplerine uyum sağlamakta zorlanıyor. Vinted, 2025’te satış hacmi bakımından Fransa’nın en büyük moda perakendecisi haline geldi.
Marketplace CEO’su Adam Jay, platformun önce lüks moda alanında, ardından diğer ürün kategorilerinde hızlı biçimde genişlemeyi sürdürdüğünü belirtiyor.

Satılamayan Giysilerin Değeri Düştü
Dünyanın farklı bölgelerinde tüketiciler her yıl on milyonlarca ton kullanılmış giysiyi hayır mağazalarına bağışlıyor. Bu ürünlerin önemli bir kısmı yeniden satışa uygun olmadığı için tekstil ayırma ve ihracat süreçlerine yönlendiriliyor. Kaynakta adı geçen Goodwill, her yıl iki milyon tondan fazla evsel ve giyim atığını yeniden dolaşıma soktuğunu bildiriyor.
Satılamayan ürünleri değerlendiren şirketlerin ekonomik modeli de baskı altında. Birleşik Krallık’ta geri dönüşüm şirketleri, on yıldan biraz daha uzun süre önce bu tekstillerin kilosu için 0,45 sterlin ödüyordu. Charity Retail Association’a göre bu rakam bugün kilo başına 0,15 sterline geriledi.
Charity Retail Association CEO’su Robin Osterley, düşüşü “çok önemli” olarak nitelendiriyor. Hayır kuruluşları açısından bu toplama işlemleri artık gelir sağlamaktan çok, bağışlanan büyük miktardaki giysileri mağazalardan uzaklaştırmanın bir yolu olarak görülüyor. Tekstil geri dönüşüm şirketlerinin bir bölümü de ürünleri gerçekten geri dönüştürmek yerine ayırıp ihraç ettiği için benzer bir baskıyla karşılaşıyor.
Bu tablo, satılamayan tekstil çuvallarının ekonomik değerini azaltırken ürünlerin yeniden kullanım potansiyelini de sınırlıyor. Vogue Business’ın aktardığı örnekler arasında İsveç’teki ReTuna Återbruksgalleria ve Gana’daki bir ileri dönüşüm uzmanı bulunuyor.
ReTuna İkinci El Ürünleri Tek Merkezde Topluyor
Stockholm’ün yaklaşık 100 kilometre batısındaki Eskilstuna’da bulunan ReTuna Återbruksgalleria, dünyanın ilk geri dönüşüm alışveriş merkezi olarak tanımlanıyor. Merkezde giysi, elektronik eşya, spor ekipmanı, mobilya ve yapı aletleri satan uzman mağazalar yer alıyor. İçeride bir Ikea mağazası da bulunuyor; merkezdeki fark ise tüm ürünlerin ikinci el olması ve halk tarafından bağışlanması.
Bağışlar çoğu zaman araçla geçilerek kullanılan bir teslim noktasına bırakılıyor. Eskilstuna, gerileme yaşayan bir kentten geri dönüşüm odaklı bir inovasyon merkezine dönüşme hedefi kapsamında ReTuna’yı 2015’te açtı.
Merkez, belediyeye ait Eskilstuna Energy and Environment adlı yönetim şirketi tarafından işletiliyor. Şirket organik atık yönetimi ve biyogaz üretimine de odaklanıyor. ReTuna, atık hiyerarşisinde daha üst basamaklara çıkmaya yönelik daha geniş bir çalışmanın parçası olarak konumlanıyor.
