Nathan Fielder ve Lance Oppenheim’ın you can see everything belgeseli, Telluride Film Festivali’ndeki gizli gösterimin ardından Oscar yarışının belgesel kategorisinde konuşulmaya başlandı. Elizabeth Holmes hakkında hazırlanan yaklaşık üç saatlik film için A24, gösterimin yapıldığı pazar gecesi bir tanıtım yayımladı ve yapımın ekim ayında sinemalarda gösterileceğini açıkladı.
Film, Holmes’un hapse girmesinden 34 gün önce başlayan ve üç yıla yayılan çekim sürecini takip ediyor. Theranos’un kurucusu olan Holmes, yatırımcılarını dolandırmaktan hüküm giymiş ve 11 yıllık hapis cezasını çekiyor. Yapım, onun cezaevine girmeden önceki dönemini kayda alan bir portre çalışması olarak başlayıp yönetmenlerin de sürecin parçası olduğu daha karmaşık bir anlatıya dönüşüyor.

Gizli Telluride Gösterimi Tartışmayı Başlattı
You Can See Everything, Telluride Film Festivali’nde önceden açıklanmayan bir gösterimle izleyici karşısına çıktı. Film gösterilmeden önce Werner Herzog Theatre’ın önünde uzun bir kuyruk oluştu; salona giren izleyicilerin telefonları kilitli keselerde tutuldu ve güvenlik görevlileri gösterim sırasında salonda görev yaptı.
Filmin adı ancak gösterim başladığında açıklandı. A24 de aynı gece yapımı doğrulayarak tanıtım videosunu yayımladı. Böylece uzun süredir gizemini koruyan proje ilk kez geniş bir festival izleyicisinin karşısına çıktı ve filmin ödül sezonundaki konumu tartışılmaya başlandı.

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim Holmes’u Nasıl İzliyor?
Nathan Fielder, filmde yalnızca kamera arkasında kalan bir yönetmen değil. Holmes’la yaptığı görüşmelerde kadraja giriyor, sorular soruyor ve zaman zaman gözlemci konumundan çıkıp çekilen olayların doğrudan parçası haline geliyor. Bu tercih, belgeselin Holmes’un anlattıkları kadar Fielder’ın onu anlamaya çalışırken yaşadığı tereddütlere de odaklanmasını sağlıyor.
Lance Oppenheim ise projeye belgesel sinema alanındaki çalışmalarından gelen deneyimini taşıyor. İki yönetmenin ortaklığı, kameranın kaydettiği gerçekliği nasıl etkilediği sorusunu filmin merkezine yerleştiriyor. Yapım, Holmes’un suçluluğunu yeniden tartışmaya açmaktan çok, onun yaşananlar karşısındaki tutumunu ve kendi anlatısına ne ölçüde inandığını anlamaya çalışıyor.
A24’ün film için paylaştığı tanıtım metnine göre Holmes, hapse girmeden önce kuşkucu bir film ekibini evine davet ederek günlük hayatının kayda alınmasına izin veriyor. Tanıtımda, başlangıçta hüküm giymiş bir kişinin portresi olarak başlayan sürecin “uçuruma” uzanan üç yıllık bir yolculuğa dönüştüğü ifade ediliyor.
Filmin Tanıtımında Holmes ile Fielder Karşı Karşıya
Yayımlanan kısa tanıtımda Fielder ile Holmes birbirlerine dikkatle bakarken görülüyor. Holmes, Fielder’a kendisini kandırmak için bir nedeni olmadığını söylüyor. Fielder ise konuşmanın sonunda Holmes’un o sırada gerçekten samimi davranıp davranmadığını soruyor.
Bu diyalog, filmin temel gerilimini de ortaya koyuyor: Kameranın karşısındaki kişinin sözleri ne kadar samimi, ne kadarı bir performans? Yapım, bu soruya doğrudan bir yanıt vermek yerine görüşmeleri, sessizlikleri ve yönetmenin müdahalelerini anlatının bir parçası haline getiriyor.
Theranos Hikâyesi Daha Önce de Sinema ve Televizyona Taşındı
Holmes ve Theranos vakası daha önce de farklı yapımlara konu oldu. Alex Gibney’nin The Inventor belgeseli 2019’da yayımlandı. Hulu dizisi The Dropout ise Amanda Seyfried’e Emmy kazandırdı. Adam McKay’in yöneteceği ve Jennifer Lawrence’ın rol alacağı bir başka proje ise çekimler başlamadan önce hayata geçirilemedi.
You Can See Everything’i bu çalışmalardan ayıran nokta, Holmes’un cezaevine gitmeden önce kendi evinde çekilen görüntüler üzerinden ilerlemesi. Çekimler, 2023’te Holmes’un California’daki sahil evinde gerçekleştirildi. Yönetmenler burada Holmes’u, partneri Billy Evans’ı ve iki çocuğunu da içeren aile ortamını gözlemledi.
Görsel Dil ve Oscar İhtimali
Filmin görüntü yönetmenliğini David Bolen üstleniyor. Yapımda 4:3 kadraj ve uzun zoom objektifleri kullanılıyor. Kamera, ailenin farkında olduğu ve çekim sürecine dahil ettiği bir varlık olarak evin içinde dolaşıyor.
Kurguda, Fielder’la uzun süredir birlikte çalışan Adam Locke-Norton’ın imzası bulunuyor. Konuşmaların rahatsızlık verici bir noktaya kadar sürdürülmesi ve yanıtsız kalan ifadelerin kesilmeden bırakılması, filmin gözlemci yapısını güçlendiriyor. Ari Balouzian’ın müzikleri ise ev içindeki görüntülere kara film atmosferi ekliyor.
Yapımın yönetmenin kadraj içindeki belirgin varlığı ve kurmaca ile gerçek arasındaki sınırı sürekli tartışmaya açması, ödül sezonunda farklı değerlendirmelere neden olabilir. Kesinleşen bilgi ise filmin ekim ayında sinemalarda gösterime gireceği ve Oscar konuşmasının Telluride gösterimiyle başlamış olduğu.
