Tom Sachs ve moda tarihçisi Colby Mugrabi, New York’un Soho bölgesindeki Centre Street’te Chanel’in ikonik Paris mağazasını sanat eserleriyle yeniden kurdu. 31 Rue Cambon adını taşıyan proje, lüks mağaza deneyimini kontrplak elbiseler, Lego takılar ve gündelik malzemeler üzerinden ele alıyor. Chanel butik sergisi, hem modaevine bir saygı duruşu hem de lüks tüketim kültürüne mizahi bir bakış sunuyor.
Sergide yer alan parçalar giyilmek üzere değil, heykel olarak tasarlandı. Kontrplak yüzeyler boyanıp şekillendirilerek tüvit, nakış ve gösterişli tekstil detaylarını andıracak biçimde hazırlandı. İkonik kapaklı omuz çantası, ayakkabılar ve çeşitli aksesuarlar da bu yaklaşım doğrultusunda yeniden üretildi.

31 Rue Cambon’da Chanel Mağazası Yeniden Kuruldu
Sachs ve Mugrabi, Paris’teki Chanel mağazasının bir benzerini dış cephesinden iç mekânına kadar mütevazı malzemelerle oluşturdu. Ziyaretçileri girişte aynalarla kaplı, sekizgen bir bölüm karşılıyor. Bu alanın üzerinde bisiklet reflektörlerinden yapılmış bir avize yer alıyor.
Giriş bölümünün arkasındaki satış alanında ise düzleştirilmiş elbiseler askılardan sarkıyor. Sergi düzeni, gerçek bir mağazanın ürün sunumunu çağrıştırırken kullanılan malzemeler bu deneyimi alışılmış lüks algısından uzaklaştırıyor.
Sachs, projedeki her parçayı bir heykel olarak gördüğünü söyledi. Sanatçı, giyilemeyen elbiseleri Claes Oldenburg’un 1961 tarihli The Store çalışmasının ruhuyla ilişkilendirdi. Bu yaklaşımda bir hamburgerin yenememesi ya da bir televizyonun izlenememesi gibi, nesnenin işlevinden ayrılarak sanat eserine dönüşmesi öne çıkıyor.
Mugrabi ise çağdaş lüks deneyiminde mağazaların dış görünümünün de iç mekân kadar önemli olduğunu belirtti. Ona göre vitrin düzenlemesi, lüks ürünlerle kurulan ilişkinin temel parçalarından biri.

Chanel Elbiseleri Kültürel İkonlarla Birleşiyor
Projenin çıkış noktası, Sachs’ın Elizabeth Taylor’ın bir görüntüsünden etkilenerek kendisine ait bir Chanel parçasını yeniden yaratma isteği oldu. Sanatçı, bu denemede kendi üretim yöntemlerini geliştirdi. Taze boyayı kazıdı, şırıngayla boya katmanları ekledi ve tüviti andıran, iplik benzeri yüzeyler oluşturdu.
Bazı ayrıntılar da doğrudan boyama yoluyla hazırlandı. Chanel düğmelerinde sıkça görülen aslan figürleri bu detaylar arasında yer alıyor. Sergideki çizgi film estetiğini taşıyan elbiseler, popüler kültürde tanınan kadınların giydiği Chanel tasarımlarından ilham alıyor.
Bu figürler arasında Prenses Diana, Sofia Coppola, Linda Evangelista, Barbie karakterini canlandıran Margot Robbie, sanat simsarı Mary Boone ve Liza Minnelli bulunuyor. Elizabeth Taylor, Olivia Rodrigo ve Marge Simpson da projeye ilham veren isimler arasında anılıyor.
Projenin Merkezinde Lüks Tüketim Tartışması Var
Sachs, çalışmayı yalnızca moda üzerine bir proje olarak görmediğini ifade etti. Sanatçıya göre asıl mesele, bir nesneye duyulan arzunun üretim deneyimine dönüşmesi. Bu düşünceyi, arzu ve kıskançlık döngüsünden uzaklaşıp üretmenin kendisine odaklanmak şeklinde açıkladı.
31 Rue Cambon, böylece Chanel’in güçlü görsel kimliğini doğrudan ürünler üzerinden değil, sanatçıların el yapımı yorumlarıyla ele alıyor. Sergideki parçalar kullanılabilir lüks nesneler olmaktan çıkarak tüketim arzusu, mağaza tasarımı ve üretim fikri etrafında şekillenen heykellere dönüşüyor.
