Gözyaşlarıyla Gelen Teselli
Little Women filmi, hüzünlü olay örgüsüne rağmen izleyene iyi hissettiren yapımlardan biri olarak öne çıkıyor. The Guardian’da yayımlanan yazıda, Gillian Armstrong’un 1994 tarihli uyarlaması, defalarca izlenmesine rağmen her seferinde ağlatan ve sonrasında huzur veren bir “teselli filmi” olarak anlatılıyor.
Yazının sahibi, duygusal etkisi nedeniyle bazı filmleri yeniden izlemekten kaçındığını belirtiyor. Buna karşın Little Women’ın 1994 versiyonunu farklı ortamlarda tekrar tekrar izlediğini aktarıyor. Thomas Newman’ın hüzünlü obua girişinin duyulmasıyla gözlerinin dolduğunu söyleyen yazar, filmin kendisi için bazen ihtiyaç duyulan güçlü bir ağlama deneyimini sunduğunu ifade ediyor.

Louisa May Alcott’un Romanından Dört Kız Kardeşe
Little Women, Amerikan İç Savaşı sırasında New England’da büyüyen March ailesinin dört kız kardeşi Jo, Meg, Beth ve Amy’nin reşit olma hikâyesini konu alıyor. Yapımın temelinde, kız çocukluğuna ve büyümenin beraberinde getirdiği değişimlere odaklanan bir anlatı bulunuyor.
Hikâye, Louisa May Alcott tarafından 1868’de yayımlanan romandan uyarlanıyor. Kaynak metinde aktarıldığı üzere eser, karakterlerinin zamansızlığı nedeniyle geçtiğimiz yüzyıl boyunca sinema, televizyon ve sahne için defalarca yeniden yorumlandı.
Jo, Meg, Beth ve Amy; umutları, hayalleri, mücadeleleri ve başarılarıyla farklı kuşaklardan izleyicilerin kendilerini yakın hissettiği karakterler arasında yer alıyor. Yazı, bu dört kız kardeşi, kadın karakterlerin kişilik özellikleriyle özdeşleşme geleneğinin erken örneklerinden biri olarak değerlendiriyor ve bu durumu Sex and the City’deki karakter benzetmeleriyle karşılaştırıyor.
Beth’in Hikâyesi Filmin En Sarsıcı Noktası
1994 uyarlamasının duygusal etkisi, oyuncu kadrosunun performansları üzerinden de ele alınıyor. Winona Ryder’ın canlandırdığı Jo’nun yakılmış el yazmasını keşfettiği andaki öfkesi ve kederi, filmin öne çıkan sahneleri arasında gösteriliyor. Susan Sarandon’ın canlandırdığı Marmee’nin, savaşta yaralanan babalarına bakmak üzere yola çıkmadan önce kızlarını kucakladığı an da benzer biçimde vurgulanıyor.
Filmin merkezindeki büyüme duygusu, çocukluk masumiyetinden uzaklaşmanın burukluğuyla birlikte işleniyor. Bu duygusal çizgi, hikâyenin ikinci bölümünde Beth’in hayatını kaybetmesiyle daha yoğun bir hâl alıyor. Claire Danes’in canlandırdığı Beth, Jo’ya korkmadığını ve onun kadar cesur olabileceğini söylediği sahnede sakin ve dokunaklı bir performans sergiliyor.
Beth’in hikâyesi, popüler kültürde de tanınan bir gözyaşı anına dönüşmüş durumda. Friends dizisinde Joey’nin, Little Women’ı ilk kez okurken Rachel’a “Beth gerçekten, gerçekten hasta” demesi, bu sahneye yapılan göndermelerden biri olarak aktarılıyor.
1994 Uyarlamasının Yanında 2019 Yorumu
Yazıda, filmin yarattığı hüznün izleyicide yalnızca yıpratıcı bir etki bırakmadığı belirtiliyor. Ağlamanın ardından gelen rahatlama ve çocukluğu yeniden hatırlamanın yarattığı nostalji, yapımın teselli edici tarafını oluşturuyor.
1994 versiyonunun yazar için özel bir yeri bulunuyor; çünkü bu uyarlamayı kız kardeşiyle birlikte çocukken izlediğini belirtiyor. Bununla birlikte Greta Gerwig’in 2019 tarihli yeniden çevrimine duyduğu beğeniyi de dile getiriyor. Yazar, uzun bir uçak yolculuğu sırasında iki uyarlamayı art arda izlediğini ve yolculuğun sonunda kendisini daha hafiflemiş ve mutlu hissettiğini anlatıyor.
Little Women, ABD’de dijital olarak kiralanabiliyor. Yapım, Birleşik Krallık’ta Channel 4+ üzerinden, Avustralya’da ise dijital kiralama seçeneğiyle izlenebiliyor.
