Yayoi Kusama hayatını kaybetti. Puantiyeleri, tekrar eden desenleri ve izleyiciyi eserlerin içine alan yerleştirmeleriyle tanınan Japon sanatçı, 14 Ağustos’ta Tokyo’daki bir hastanede yaşamını yitirdi. Ölüm haberini sanatçının şirketi ve galerisi David Zwirner duyurdu; ölüm nedeni açıklanmadı.
1929’da Japonya’nın Matsumoto kentinde doğan Kusama, resim, çizim, heykel ve performansın yanı sıra edebiyat, moda ve ürün tasarımı alanlarında da üretim yaptı. Eserleri, müzayedelerde düzenli olarak yüksek fiyatlara ulaşırken sanatçının çalışmaları dünyanın farklı bölgelerinde sergilendi.

Yayoi Kusama’nın Noktaları Sanatının İmzasına Dönüştü
Kusama, 10 yaşında resim yapmaya başladı. Kyoto’da Nihonga adı verilen geleneksel Japon resim tarzı üzerine eğitim aldı. İlk dönem çalışmalarında, çoğunlukla noktalar biçiminde ortaya çıkan halüsinatif görüntülerden yararlandı.
Sanatçının daha sonra kozmosu temsil ettiğini söylediği bu motif, zamanla üretiminin ayırt edici unsuru hâline geldi. Kusama bir gazeteciye, “Sonuçta ay bir puantiyedir, güneş bir puantiyedir ve üzerinde yaşadığımız Dünya da bir puantiyedir” demişti.
1957’de New York’a taşınan sanatçı, kentin deneysel sanat çevresinde kısa sürede dikkat çekti. Kusama’nın öne çıkan ilk çalışmalarından Infinity Nets, dalgalı ve sonsuzluğu çağrıştıran tekrar eden desenlerden oluşuyordu.
1960’larda düzenlediği “happening” adı verilen performanslarla da gündeme geldi. Central Park, Modern Sanat Müzesi’nin heykel bahçesi ve Brooklyn Köprüsü gibi alanlarda gerçekleştirilen bu çalışmaların bir bölümü Vietnam Savaşı’na karşı protestolarla, eşcinsel hakları ve cinsel özgürlük kampanyalarıyla bağlantılıydı.
Bu dönemde Andy Warhol ve Claes Oldenburg gibi avangart sanatçılarla birlikte sergiler açtı. Warhol’la 1960’ların başında arkadaş olan Kusama, ilerleyen yıllarda sanatçıyı fikirlerini kendisinden almakla suçladı.

Infinity Mirror Rooms Nasıl Ortaya Çıktı?
Kusama’nın sanatını geniş kitlelerle buluşturan çalışmalar arasında Infinity Mirror Rooms özel bir yere sahipti. Bu serilerin ilki, 1965’te yarattığı ve fallik heykellerle doldurduğu Phalli’s Field adlı odaydı. Sanatçı, tuvallerindeki tekrar duygusunu izleyicinin içinde bulunduğu kapsamlı bir deneyime dönüştürmeyi amaçladı.
1966’da Japon yetkililer, Kusama’nın Venedik Bienali’nde Japonya pavyonunda sergi açmasına izin vermedi. Bunun üzerine pavyonun yanındaki çimenlik alana 1.500 aynalı küre yerleştirdi ve kürelerin arasında dans etti. Narcissus Garden adını taşıyan çalışma, resmi sergiden daha fazla ilgi gördü.
Aynalı odalar, ilerleyen dönemde fotoğraf ve selfie deneyiminin parçası hâline gelen popüler sanat mekânları arasında yer aldı. Kusama’nın kırmızı peruğu ve puantiyeli kıyafetleri de görsel kimliğinin bir parçası olarak sanat pratiğiyle birlikte anıldı.
Sanat, Ruh Sağlığı ve Japonya’ya Dönüş
Kusama, 1973’te Japonya’ya döndü ve burada sürreal romanlar ile şiirler yazmaya başladı. 1977’de Tokyo’daki bir psikiyatri hastanesine kendi isteğiyle başvurdu; daha sonra hastanenin daimi sakini oldu ve her sabah yakındaki stüdyosuna götürüldü.
Sanatçı, ruh sağlığıyla ilgili deneyimlerini kamuoyuyla paylaşmaktan kaçınmadı. 2017’de yaptığı bir açıklamada, “Hâlâ halüsinasyonlar görüyorum. Noktalar her yere uçuşuyor; elbiseme, yere, taşıdığım eşyalara, evin her yerine ve tavana. Ben de onları resmediyorum” ifadelerini kullandı.
Yayoi Kusama’nın Sergileri ve İş Birlikleri
Kusama’nın görsel dili, sanat dünyasının yanı sıra moda ve güzellik alanına da taşındı. Sanatçı 2011’de Lancôme ile sınırlı sayıda üretilen bir dudak parlatıcısı hazırladı. 2012’de Marc Jacobs’la kıyafet, aksesuar ve çanta tasarımlarından oluşan bir koleksiyon üzerinde çalıştı; ürünler New York’taki geçici mağazanın ardından dünyanın farklı yerlerindeki altı geçici mağazada daha satışa sunuldu.
2017’de sokak giyim markası X-girl ile puantiyeli bir kapsül koleksiyon hazırladı.
The Art Newspaper, Kusama’yı 2014’te dünyanın en popüler sanatçısı seçti. Sanatçı 2015’te Japonya İmparatorluk Ailesi’nin verdiği en yüksek onurlardan biri olan Kültür Nişanı’nı alan ilk kadın sanatçı oldu; 2016’da ise Time dergisinin en etkili 100 kişi listesinde yer aldı.
