24 Eki 2026, Cumartesi
  • App Store
  • Google Play
PEKY
  • En Çok Okunanlar
    Dünya

    Avrupa’da Tarihi Savunma Hamlesi: 100 Milyar Euroluk Askeri Schengen Başlıyor

    Belgesel röportajı sırasında gözyaşlarına hakim olamayan kadın
    Sinema

    Elizabeth Holmes Belgeseli You Can See Everything İçin İlk Fragman Yayınlandı

    Yaşam

    More Team Yamaha, More Party Etkinliğinde 700 Motosiklet Tutkununu Ağırladı: Sırada More Team Festival Var

    Bilim

    Buzul Çağı’ndan Kalan Aletler, Avustralya’nın İnsanlık Tarihini Yeniden Yazıyor

  • Video İçerikleri
    Yaşam
    Sosyal Medya Fenomeni: REYNMEN – O Gerçek Bir Yıldız.
    Video
    Efsane Geri Döndü: Çağatay Ulusoy
    Video
    Ustalarının İzinde Bir Duayen: Şevket Çoruh
    Kültür & SanatVideo
    SekizinciNota @ Ağva – Konuk: Eser Çobanoğlu 🎵
  • Kategoriler
    • Analiz
    • Astroloji
    • Belgesel
    • Bilim
    • Dizi
    • Dünya
    • Eğlence
    • Ekonomi
    • Gastronomi
    • Genel
    • Gündem
    • Karikatür
    • Konuk Yazarlar
    • Kültür & Sanat
    • Magazin
    • Medya
    • Müzik
    • Oyun
    • Paris 2024 Olimpiyatları
    • Podcast
    • Sağlık
    • Seyahat
    • Sinema
    • Spor
    • Teknoloji
    • Türkiye
    • Video
    • Yaşam
    • Yeme-İçme
    • Yemek
  • Yazarlarımız
    • İzzet Çapa
    • Sedat Gökşan
    • Suat Özkan
  • Diğer
    • İletişim
    • Künye
Son Eklenenler
Slow Horses 6. Sezon Finalinde River Cartwright’ın Akıbeti
Fransa Ayaklanmaları Hollywood Çekimlerini Tedirgin Etti
Kore-eda Hirokazu Yapay Zekâ Notlarını Neden Reddetti?
Stan Rennie Belgeseli, Tees Kıyısındaki Deniz Yaşamı Mücadelesini Anlatıyor
RAYE, This Music May Contain Hope ile 2026 Mercury Ödülü’nü Kazandı
Avrupa’nın En Ölümcül Yazında 50 Binden Fazla Can Kaybı Tahmini
Sandra Hüller, 2026’daki Dört Filminin Ardından Marvel Söylentisini Konuştu
Peter Chan Yapay Zekâ İçin Sınır Çizdi: Uzun Metrajlı Filmler Sürecek
Carrie ve ComicView İçin Yeni Sezon Onayları Açıklandı
Yeni Edebiyat Ödülleri: Bridget Jones ve AI Yarışmaları
Blackpool, Sheffield, Milton Keynes ve Wrexham 2029 Kültür Kenti İçin Yarışacak
Jack Lowden James Bond Rolü İçin Güçlü Bir İpucu Mu Verdi?
Nobody Wants This 3. Sezonunda Kardeşler Öne Çıkıyor
Avrupa’da Alg Patlamaları Yoğun Tarımın Etkisiyle Büyüyor
Klara ve Güneş Filmi, Taika Waititi’nin Mizahi Uyarlamasıyla Gündemde
Karaoke Murder Vizyonu Dört Kıtada Aynı Hafta Sonu Başlıyor
Once Around the Sun: Lisa Przystup’ın Catskills’te Sonbahar Ritüelleri
Moda ve Ölüm: Yas Kıyafetlerinin Kültürler Boyunca Değişimi
Tokyo Filmex Yarışmasında Oscar Adayları ve Lee Kang-sheng Jüriye Katıldı
  • Gündem
  • Dünya
  • Gastronomi
  • Spor
  • Sinema
  • Teknoloji
  • Kültür & Sanat
  • Yaşam
  • Müzik
  • Sağlık
  • Hayat Tarzı
  • Bilim
  • Türkiye
  • Genel
  • Dizi
  • Magazin
BüyüteçAa
PEKYPEKY
  • Gündem
  • Yaşam
  • Gastronomi
  • Kültür & Sanat
  • Belgesel
  • Dizi
  • Sinema
Arama
  • Menüler
    • Yaşam
    • Spor
    • Gündem
    • Magazin
    • Kültür & Sanat
    • Dünya
    • Türkiye
    • Konuk Yazarlar
    • Teknoloji
  • Bağlantılar
    • Kullanım Koşulları
    • Hizmet Şartları
    • Çerez Politikası
    • İletişim
    • Künye
    • Site Haritası
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!
© 2024 PEKY Medya
Dünya

Bryan Johnson’dan Distopik Deney, Ölümsüzlük İçin Kendisini Klonladığını Açıkladı: “Bebek Bryan” Aslında Ne?

Derin Soysal
Son Güncelleme 25/07/2026 - 19:20
Yazan
Derin Soysal
Paylaş

Yaşlanmayı yavaşlatmak için uyguladığı sıra dışı yöntemlerle tanınan Bryan Johnson, bu kez “kendimi yeni doğmuş bir bebek olarak klonladım” açıklamasıyla bilim dünyasının en hassas tartışmalarından birini gündeme taşıdı. Johnson, “Baby Bryan” adını verdiği laboratuvar hücrelerini gelecekte tedavileri denemek, genç hücreler üretmek, kan elde etmek ve nakil için organ yetiştirmek amacıyla kullanmayı hedeflediğini söyledi.

Başlıklar
  • “Bebek Bryan” Aslında Nedir?
  • Johnson Hücrelerle Ne Yapmak İstiyor?
  • Nakle Hazır Organ Yetiştirmek Henüz Mümkün Değil
  • Teknoloji Nobel Ödülü Kazandırmıştı
  • Hastalık Teşhisi Yeni Deneyi Hızlandırdı
  • “Klon” Sözü Bilimden Çok İletişim Stratejisi
  • Ölümsüzlük Değil, Kişiselleştirilmiş Hücre Modeli

Ancak Johnson’ın kullandığı “klon” ve “bebek” ifadeleri bilimsel gerçekliği tam olarak yansıtmıyor. Petri kabında bulunan yapı bir insan, embriyo veya yeni doğmuş bir bebek değil. Söz konusu materyal, Johnson’ın kanından alınan yetişkin hücrelerin laboratuvar ortamında yeniden programlanmasıyla oluşturulan uyarılmış pluripotent kök hücrelerden, yani iPSC’lerden oluşuyor. Bu hücreler farklı doku türlerine dönüşme potansiyeline sahip olsa da tek başına yeni bir Bryan Johnson meydana getirmiyor.

“Bebek Bryan” Aslında Nedir?

Johnson’ın paylaştığı açıklamaya göre bilim insanları, kan örneğinden elde edilen hücreleri embriyonik kök hücrelere benzer özellikler taşıyan erken bir biyolojik duruma geri döndürdü. Johnson bu hücre grubuna dikkat çekici bir isim vererek “Bebek Bryan” demeyi tercih etti.

Bu işlemde kullanılan iPSC teknolojisi, olgunlaşmış yetişkin hücrelerin belirli genetik faktörler aracılığıyla yeniden programlanmasına dayanıyor. Hücreler bu işlemden sonra sinir, kalp, bağırsak veya başka doku hücrelerine dönüşebilecek bir kapasite kazanabiliyor. Bununla birlikte ortaya çıkan yapı bir fetüsün ya da insan bedeninin bütün özelliklerini taşımıyor.

Başka bir ifadeyle Johnson’ın genetik özelliklerini taşıyan hücreler üretildi ancak Johnson’ın bebek versiyonu klonlanmadı. Laboratuvardaki hücrelerin bir bilinci, organ sistemi veya bağımsız insan yaşamı bulunmuyor.

Uluslararası Kök Hücre Araştırmaları Derneği de organoidler ve kök hücre modelleri hakkında yapılan kamuoyu açıklamalarında teknolojinin sınırlarının açıkça belirtilmesini, insan benzeri özellikler çağrıştıran yanıltıcı ifadelerden kaçınılmasını öneriyor.

Johnson Hücrelerle Ne Yapmak İstiyor?

48 yaşındaki girişimci, laboratuvarda oluşturulan hücrelerin gelecekte kendi vücudu için kişiselleştirilmiş bir biyolojik kaynak olabileceğini savunuyor. Johnson’ın sıraladığı hedefler arasında tedavileri önce bu hücreler üzerinde denemek, genç hücreler üretmek, kan hücreleri geliştirmek ve nakledilebilecek organlar yetiştirmek bulunuyor.

Teorik olarak kişinin kendi hücrelerinden üretilen dokular, bağışıklık sistemi tarafından yabancı olarak algılanma riskini azaltabilir. Bu nedenle iPSC araştırmaları rejeneratif tıp, ilaç geliştirme ve kişiselleştirilmiş hastalık modelleri açısından büyük önem taşıyor. Hasta kaynaklı hücrelerin laboratuvarda belirli doku türlerine dönüştürülmesi, hastalıkların kişiye özel biyolojik ortamda incelenmesini sağlayabiliyor.

Bununla birlikte bu olasılık, Johnson’ın yakın zamanda laboratuvarda eksiksiz bir mide, kalp veya böbrek yetiştirerek kendi bedenine nakledebileceği anlamına gelmiyor.

Nakle Hazır Organ Yetiştirmek Henüz Mümkün Değil

Bilim insanları bugün kök hücrelerden “organoid” adı verilen üç boyutlu mini doku modelleri üretebiliyor. Beyin, bağırsak, karaciğer, böbrek, akciğer ve farklı organları kısmen taklit eden bu yapılar; hastalık araştırmalarında, ilaç testlerinde ve hücresel gelişimin incelenmesinde kullanılıyor.

Ancak organoidler, insan vücudundaki tam gelişmiş organların küçük kopyaları değil. Çoğunda damar sistemi, bağışıklık bağlantıları, sinir ağı, mekanik yapı ve diğer organlarla kurulan karmaşık ilişkiler eksik kalıyor. Bu nedenle günümüzde bir petri kabında Johnson’a nakledilmeye hazır, tam işlevli insan organları üretildiğini söylemek mümkün değil.

Kök hücrelerden geliştirilen bazı hücresel tedaviler Parkinson hastalığı, retina sorunları ve farklı rahatsızlıklar için klinik araştırmalara ulaşmış durumda. Bununla birlikte belirli hücrelerin hastaya aktarılmasıyla, karmaşık ve damarlanmış bir organın baştan yetiştirilip nakledilmesi arasında büyük bir bilimsel mesafe bulunuyor.

Uluslararası Kök Hücre Araştırmaları Derneği, deneysel hücre tedavilerinin sağlam bilimsel kanıt, etik denetim ve düzenleyici inceleme olmadan klinik uygulamaya taşınmaması gerektiğini vurguluyor. Kuruluş, kanıtlanmamış kök hücre müdahalelerinin araştırma süreçleri dışında ticari tedavi olarak sunulmasını da açıkça eleştiriyor.

Teknoloji Nobel Ödülü Kazandırmıştı

Johnson’ın kullandığı yöntemin bilimsel temeli yeni değil. John B. Gurdon ve Japon bilim insanı Shinya Yamanaka, olgunlaşmış hücrelerin yeniden pluripotent hale getirilebileceğini ortaya koyan çalışmaları nedeniyle 2012 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne layık görüldü.

Yamanaka’nın geliştirdiği yöntemde yetişkin hücrelere belirli genler etkinleştirilerek hücresel kimlikleri adeta geri sarılıyor. Böylece örneğin deri veya kan hücresi, farklı hücre türlerine dönüşebilecek pluripotent bir duruma getiriliyor. Bu yaklaşım, embriyonik kök hücre kullanmadan hastaya özel hücre modelleri üretilebilmesinin önünü açtı.

Bununla birlikte Nobel ödülü, insan klonlamayı veya yaşlanmanın tersine çevrildiğini kanıtlayan bir çalışma için verilmedi. Ödülün merkezinde, hücrelerin uzmanlaşmasının geri döndürülebileceğinin keşfedilmesi bulunuyordu.

Hastalık Teşhisi Yeni Deneyi Hızlandırdı

Johnson kısa süre önce bağışıklık sisteminin midenin asit üreten hücrelerine saldırdığı otoimmün gastrit teşhisi aldığını açıkladı. Hastalık, demir ve ilerleyen dönemlerde B12 emilimini bozabiliyor; uzun süre belirti vermeden ilerleyebiliyor ve bazı mide tümörlerinin görülme riskini artırabiliyor.

Johnson, yıllardır devam eden düşük ferritin değerlerinin ardından Mayıs 2026’da teşhis aldığını belirtti. Uzmanlara göre otoimmün gastritin bilinen kesin bir tedavisi bulunmuyor ancak demir ve B12 eksikliklerinin giderilmesi, düzenli endoskopik takip ve olası komplikasyonların erken tespitiyle hastalık yönetilebiliyor.

Johnson’ın laboratuvarda kişiselleştirilmiş mide dokuları geliştirme fikri, hastalığın mekanizmasını kendi genetik yapısı üzerinde incelemek açısından bilimsel bir araştırma modeli sunabilir. Buna karşın bu hücrelerin otoimmün hastalığını tedavi edeceği, yaşlanmasını tersine çevireceği veya hasarlı midesinin yerine yeni bir organ sağlayacağı henüz kanıtlanmış değil.

“Klon” Sözü Bilimden Çok İletişim Stratejisi

Johnson’ın açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm, kullanılan laboratuvar yönteminden çok onu kamuoyuna sunma biçimi oldu. “Kendimi yeni doğmuş bir bebek olarak klonladım” ifadesi, iPSC teknolojisinin sunduğu gerçek olanaklardan çok daha ileri bir sonuç elde edilmiş izlenimi yaratıyor.

Bilimsel açıdan daha doğru açıklama, Johnson’ın yetişkin kan hücrelerinden kendisiyle genetik olarak uyumlu bir iPSC hücre dizisi oluşturulduğu yönünde olmalıydı. “Bebek Bryan” ise bilimsel bir sınıflandırma değil, girişimcinin projeye verdiği marka niteliğinde bir isim.

Bu fark küçük görünse de sağlık iletişiminde büyük önem taşıyor. Çünkü “petri kabında bebek”, “insan klonu” ve “yedek organ kaynağı” gibi ifadeler henüz gerçekleşmemiş klinik sonuçları mevcut bir teknoloji gibi sunabiliyor. ISSCR, ileriye dönük kök hücre iddialarının ölçülü, doğru ve mevcut kanıtların sınırlarını yansıtacak şekilde aktarılması gerektiğini belirtiyor.

Ölümsüzlük Değil, Kişiselleştirilmiş Hücre Modeli

Johnson’ın deneyi, bilimkurgu filmlerindeki gibi petri kabında büyüyen bir insan klonu ortaya çıkarmadı. Buna karşın kendi genetik yapısını taşıyan hücrelerden hastalık modelleri geliştirilmesi, tedavi adaylarının denenmesi ve gelecekte doku onarımında kullanılabilecek hücrelerin araştırılması bilimsel açıdan gerçek ve önemli bir alan.

Dolayısıyla “Bebek Bryan”ın en yakın gelecekteki gerçekçi kullanım alanı, Johnson’a yedek beden oluşturmak değil; laboratuvarda kişiselleştirilmiş hastalık ve ilaç testleri yapmak olabilir.

Johnson’ın açıklaması rejeneratif tıbbın geleceğine dair önemli bir tartışma başlattı. Ancak mevcut bilimsel tablo, ortada klonlanmış bir bebek ya da nakle hazır organlar bulunmadığını açıkça gösteriyor. Petri kabındaki yapı ölümsüzlüğe ulaşmış ikinci bir Bryan Johnson değil; büyük potansiyel taşıyan fakat hâlâ ciddi sınırlamaları bulunan bir kök hücre dizisi.

Kaynak: Oksijen

KELİME BULUTU:Bebek BryanBryan Johnsonkök hücreorgan nakli
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Whatsapp Whatsapp LinkedIn Telegram Email Copy Link
Önceki Yazı Jeff Bezos Liverpool İçin Masada: 1,35 Milyar Sterlinlik Ortaklık Görüşmesi
Sonraki Yazı Yağmur São Paulo’yu Film Setine Çevirdi: Tren Camındaki Sessizlik Tek Kareye Sığdı

Bize Destek Olun!

Bağımsız ve özgür yayıncılığın daha fazla kişiye ulaşmasına destek olun!

PEKY’yi Instagram ve YouTube hesaplarımızdan takip ederek içeriklerimizin daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlayabilirsiniz.

Bizi takip edin, paylaşın ve birlikte büyüyelim!
InstagramTakip Et
YoutubeSubscribe
XTakip Et

Sosyal Medyada Biz!

Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilir, günlük paylaşımlarımızı izleyebilirsiniz.
FacebookBeğen
XTakip Et
InstagramTakip Et
YoutubeSubscribe
  • Kelime Bulutlarımız:
  • Netflix
  • Ekrem İmamoğlu
  • donald trump
  • Galatasaray
  • yapay zeka
  • Fenerbahçe
  • Özgür Özel
  • Sosyal Medya
  • elon musk
  • Yapay Zekâ

Ayrıca Beğenebilirsiniz

Dünya

Kumarın Başkenti Makao’da Dünyanın İlk Tatil Hastanesi Açıldı

Yazan
Ayşegül Kırım
Dünya

Yunanistan’ın Yeni Cumhurbaşkanı Konstantinos Tasulas Oldu

Yazan
Burak Şanlı
Dünya

Kuzey Işıkları Kabusa Döndü: Kaçak Rehberler Norveç Turizmini Çökertiyor

Yazan
Ayşegül Kırım
Dünya

Netanyahu’nun “Cehennem” Planı: İsrail, Gazze’de Savaşı Yeniden Başlatıyor

Yazan
Burak Şanlı
PEKY
Instagram X-twitter Facebook-f Youtube

Hakkımızda


Her saniye karşınıza çıkan, sözde “farklı” olduğunu iddia eden ancak inatla sürüden ayrılmayı reddedenlerden biri değiliz! Kendi sürüsünü yaratan, ezberleri bozan, ruhunu bir meydan muharebesi alanına asla çevirmeyen; yenilikçi, özgür, eğlenceli, yaratıcı, farklı, tek pencereli bakış açılarına karşı duran bir platformuz. Bol güneşli, gökkuşağı sinmiş bulutlara sarılı gökyüzüne inanan… Pek keyifli bir Medya ve Eğlence içerik platformuyuz.

Google Play’den indirin
Kategoriler
  • Gündem
  • Kültür & Sanat
  • Gastronomi
  • Dünya
  • Teknoloji
Bağlantılar
  • Künye
  • Çerez Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Hizmet Şartları

© PEKY Medya. 2025
sekizpiksel

DMCA.com Protection Status

PEKY, sekizpiksel’in resmi markasıdır.

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?