Lady in Blue heykeli, ABD’li sanatçı Tschabalala Self’in tasarımıyla Londra’daki Trafalgar Meydanı’nın Dördüncü Kaidesi’nde sergilenmeye hazırlanıyor. Geleceğe doğru yürüyen siyah bir kadını tasvir eden renkli bronz heykel, sanatçının Birleşik Krallık’ta daha önce maruz kaldığı ırkçı vandalizmin ardından kamusal alana dönen yeni çalışması olacak.
Self, New York eyaletinin kuzeyindeki evinden yaptığı açıklamada, 2022’de sergilenen önceki heykeli Seated’ın yalnızca ten bölümüne beyaz sprey boya uygulanmasını “tamamen ırkçı bir eylem” olarak nitelendirdi.

Seated Heykeline Beyaz Sprey Boya Sıkılmıştı
Self, 2022’de Londra’nın King’s Cross bölgesindeki Coal Drops Yard’da Seated adlı çalışmasını sergiledi. Parlak renklerle boyanmış büyük bronz heykel, bir sandalyede oturan siyah bir kadını gösteriyordu.
Eser daha sonra Bexhill-on-Sea’deki De La Warr Pavilion’a taşındı. Self’in aktardığına göre heykel, burada sergilenmeye başladıktan sonraki ilk hafta içinde beyaz sprey boyayla tahrip edildi. Boya yalnızca figürün teninin bulunduğu bölgelere uygulandı.
Sanatçı, ilk tepkisinin eserinin zarar görmesinden duyduğu acı olduğunu söyledi. Sevgi ve şefkat yüklediği bir nesneye şiddet uygulanmasının kendisini etkilediğini belirten Self, bunun hayatında karşılaştığı ilk ırkçılık deneyimi olmadığını, fakat bir heykelinin ilk kez tahrip edildiğini ifade etti.
De La Warr Pavilion yönetimi olaya karşı bir protesto düzenlemek istedi. Self ise bunun yerine bir topluluk temizlik günü yapılmasını savundu. Yüzlerce kişi temizliğe katılmak için sıraya girdi ve günün sonunda heykelin üzerindeki boya tamamen çıkarıldı. Bu nedenle restorasyon ekibinin müdahalesine gerek kalmadı.

Lady in Blue Nasıl Bir Eser?
Yeni çalışma, Trafalgar Meydanı’ndaki Dördüncü Kaide için hazırlanan, boyanmış bronzdan yapılmış yüksek bir heykel. Eserde siyah bir kadın figürü, ileriye doğru adım atarken tasvir ediliyor.
Lady in Blue, yerini Teresa Margolles’in yüzlerce trans ve non-binary kişiden alınan yaşam maskelerinden oluşan duvarına bırakacak. Dördüncü Kaide’de 2022’de yer alan Samson Kambalu’nun Pan-Afrikalı vaiz John Chilembwe portresi de Self’in çalışmasıyla karşılaştırılan eserler arasında bulunuyor.
Self’in heykeli, bu çalışmaların eleştirel ve kavramsal yönlerine kıyasla daha basit ve neşeli bir görünüme sahip. Sanatçıya göre bu yaklaşım, eserin gücünü azaltmıyor. Tam tersine, basitlikle birleşen neşenin kendisinin radikal bir tavır olabileceğini savunuyor.
1990’da New York’un Harlem bölgesinde doğan Tschabalala Self, kolajlanmış pop figürasyonu ve politik idealizmi bir araya getiren çalışmalarıyla tanınıyor. Eserleri New York’taki MoMA, Guggenheim ve Whitney müzeleriyle Viyana’daki Albertina Museum’un koleksiyonlarında yer alıyor. Sanatçının Los Angeles’taki Hammer Museum ve Boston’daki ICA’da sergileri düzenlendi.
Self, çalışmalarının merkezinde insanların kendi bedenleri içinde güvende, rahat ve özgüvenli hissetmesi gerektiği düşüncesinin bulunduğunu söylüyor. Ona göre fiziksel deneyime değer vermek ve kişinin bedenini yaşanmış deneyimin bir parçası olarak kabul etmesi bir insan hakkı.
