Fransa iklim politikası, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde siyasi tartışmanın merkezine yerleşmeye hazırlanıyor. Gironde, Landes ve Var bölgelerindeki büyük orman yangınları, ülke genelinde tekrarlanan sıcak hava dalgaları ve tarımı ağır biçimde etkileyen kuraklık, çevre sorunlarının seçmen gündemindeki ağırlığını artırdı.
Geçen kış yaşanan Goretti, Ingrid, Nils ve Pedro fırtınaları da Fransa ana karasında geniş çaplı sellere yol açtı. Bu gelişmelerin ardından çevre konusu, geçmişte daha çok sol siyasetin sahiplendiği bir başlık olmaktan çıkarak sağ ve aşırı sağ partilerin de yanıt vermek zorunda kaldığı bir alana dönüştü.

Uzmanlara Göre Fransa’nın Hızla Uyum Sağlaması Gerekiyor
Réseau Action Climat, mevcut gecikmeler ve durumun ciddiyeti nedeniyle Fransa’nın iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak zorunda olduğunu belirtiyor. Çevre kuruluşu, art arda gelen hükümetlerin ülkeyi değişen koşullara hazırlamak için gerekli önlemleri almadığını savunuyor.
Kuruluşun program direktörü Anne Bringault, Euronews’e yaptığı değerlendirmede birçok parti ve cumhurbaşkanı adayının son olaylardan etkilenen Fransızların günlük yaşamından kopuk göründüğünü söyledi. Bringault’a göre sıcak hava dalgaları nedeniyle hayatını kaybedenler, yangınlarda zarar gören evler, çiftçilerin yaşadığı ekonomik kayıplar ve kuruyan doğal alanlar, siyasi tepkiden daha güçlü bir karşılık gerektiriyor.
İklim dönüşümü düşünce kuruluşu Shift Project’in kurucusu ve başkanı Jean-Marc Jancovici ise France Inter yayınında siyasi sınıfın iklim değişikliği konusunda “bir tür inkâr içinde” olduğunu savundu. Jancovici, gelecek seçimde yarışması beklenen ya da adaylığını açıklayan isimlerin programlarında tutarlı çevre önlemlerinin bulunmadığını ileri sürdü.

Fransızların İklim Kaygısı Artıyor
Çevre politikalarına yönelik beklentinin arkasında, halkın iklim kaynaklı risklere ilişkin kaygıları da bulunuyor. Ipsos tarafından 24 Ağustos’ta yayımlanan ankete göre Fransızların yüzde 64’ü 2026 yazında sevdiklerinin sağlığı için “kaygı veya korku” hissetti. Kendi sağlığı konusunda aynı duyguları yaşayanların oranı ise yüzde 48 olarak açıklandı.
Anket, Fransızların çözüm konusunda öncelikle kamu otoritelerine güvendiğini de ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 79’u, insanların sıcak hava dalgalarıyla başa çıkmasına yardımcı olacak kamu önlemlerinin alınmasını istiyor.
ADEME tarafından geçen yıl yayımlanan araştırmada ise 6,3 milyon Fransızın orta düzeyde ekolojik kaygı yaşadığı tahmin edildi. Çalışmaya göre 2,1 milyon kişinin yoğun ve kronik belirtilerle yüksek düzeyde ekolojik kaygı taşıdığı, bu grubun 420.000’inde ruh sağlığının ciddi risk altında olduğu belirtildi.
Bu rakamlar, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel sonuçlarıyla değil, toplum sağlığı üzerindeki etkileriyle de tartışıldığını gösteriyor. Kaynak metinde aktarılan değerlendirmelere göre vatandaşlar, sıcak hava dalgaları karşısında günlük yaşamı koruyacak somut kamu politikaları bekliyor.
Tartışmalar Neden Fosil Enerjiye Uzamıyor?
QuotaClimat derneğinin genel sekreteri Eva Morel, seçim dönemlerinde ekolojinin siyasi tartışmada kendisine yer bulmakta zorlandığını söyledi. Morel’e göre siyasetçiler, iklim konusunda iddialı fikirler geliştirmeye ve önermeye yeterince teşvik edilmiyor. Bunun nedenlerinden biri olarak da medya görünürlüğünün, adayların ne söylediğinden bağımsız biçimde genellikle olumlu olması gösteriliyor.
Morel, iklim felaketleri yaşandığında yalnızca olayların sonuçlarına odaklanılmasının yapıcı bir tartışmayı engellediğini belirtti. Ona göre nedenler ve yapısal çözümler de ele alınmadığında, siyasi programların sorunun köküne inmesi beklenemez.
Uzman, 2026 yazındaki yangın, sıcaklık ve kuraklık olayları sonrasında tartışmaların daha çok gözlemler üzerinde yoğunlaştığını, fosil enerjinin ise daha az gündeme geldiğini ifade etti. Morel, bu nedenle adayların iklim değişikliğinin temel nedenleriyle mücadele etmeye yönelik önerilerinin ikna edici bulunmasının zorlaştığını savundu.
Jancovici de benzer biçimde, dünyanın değişeceği gerçeğini programının merkezine koyan bir aday bulunmadığını söyledi. Böylece yaklaşan cumhurbaşkanlığı yarışı öncesinde çevre tartışması, yalnızca yaşanan felaketlerin sonuçlarıyla değil, bu olaylara karşı hangi yapısal politikaların geliştirileceği sorusuyla da şekilleniyor.
