Fatih Akın’ın yönetmen koltuğunda oturduğu ve başrollerini Jasper Billerbeck, Diane Kruger, Matthias Schweighöfer gibi isimlerin paylaştığı Amrum, dünya sinemasının en prestijli yayınlarından The New Yorker‘da geniş yankı buldu. Sinema eleştirmeni Justin Chang tarafından kaleme alınan analizde, film hem Akın’ın kariyerindeki “en güçlü iş” hem de yönetmenin alışılagelmiş tarzından en uzak “en az karakteristik” yapımı olarak nitelendirildi. İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerini bir çocuğun gözünden anlatan bu genç yetişkin draması, savaşın coğrafi uzaklığının psikolojik yıkımı hafifletmediği gerçeğini sarsıcı bir dille işliyor.

1945 Baharı: Bir Dönemin Kapanışı ve Amrum Adası
Film, 1945 yılının bahar aylarında, Almanya’nın kuzey kıyılarındaki Amrum Adası’nda geçiyor. Savaşın sona ermek üzere olduğu haberi adaya ulaştığında, karakterler geçmişin yıkımı ile belirsiz bir gelecek arasında sıkışıp kalıyor. Başrol oyuncusu Jasper Billerbeck tarafından canlandırılan Nanning, Hitler’in düşüşünü çocuksu bir merak ve derin bir kafa karışıklığıyla takip ediyor. Justin Chang’e göre ada yaşamının ana karadan uzaklığı, kendine özgü acılar doğururken, savaşın çocuk ruhundaki yansımaları bu izole ortamda daha da belirginleşiyor.

Fatih Akın’ın Filmografisinde Bir Kırılma Noktası
Yönetmen Fatih Akın, genellikle ulusal kimlik, yabancılaşma ve göçmenlik kavramlarını “huzursuz” bir bakış açısıyla işlemesiyle tanınır. Chang, Akın’ın erken dönem çalışmalarındaki “keskin aciliyetin ve biçimciliğin” yönetmene inkar edilemez bir canlılık kattığını belirtiyor. Ancak Amrum, Akın’ın önceki filmlerindeki stilistik tercihlerinden ayrışarak daha olgun ve farklı bir çizgide ilerliyor. Bu durum, filmin yönetmenin en güçlü çalışması olduğu kadar, en alışılmadık işi olduğu tezini de beraberinde getiriyor.

“Jojo Rabbit” ile Keskin Bir Kıyaslama
Justin Chang analizinde, savaşı bir çocuğun gözünden anlatan diğer başyapıtlarla da karşılaştırmalar yapıyor. Andrei Tarkovsky’nin Ivan’ın Çocukluğu, Elem Klimov’un Gel ve Gör ve Steve McQueen’in Blitz filmlerini anımsatan eleştirmen, özellikle Taika Waititi’nin Jojo Rabbit filmine sert eleştiriler yöneltiyor. Chang’e göre Jojo Rabbit, seyirciyi çocuklaştırırken Hitler’i grotesk bir karikatüre dönüştürüyor; oysa Amrum, bu tür yapaylıklara kaçmadan savaşın ağırlığını olduğu gibi hissettiriyor.
Jasper Billerbeck: Büyük Bir Keşif
Filmin en güçlü yanlarından biri olarak ilk oyunculuk denemesini gerçekleştiren Jasper Billerbeck gösteriliyor. Chang, genç oyuncunun performansını “mükemmel bir keşif” olarak tanımlıyor. Billerbeck’in hayat verdiği Nanning karakteri üzerinden izleyici, ulusal bir kimliğin yıkılışına ve bir çocuğun masumiyetini kaybedişine tanıklık ediyor. Akın’ın bu filmde ulaştığı dramatik derinlik, onu çağdaş sinemanın en önemli yönetmenlerinden biri olarak yeniden konumlandırıyor.
Kaynak: Oksijen
