İnsanlığın en eski temel besinlerinden biri olan patates, yalnızca açlığı gidermekle kalmamış olabilir. ABD’li bilim insanlarının yayımladığı yeni araştırma, yaklaşık 10 bin yıllık patates tüketiminin bazı topluluklarda genetik bir adaptasyona yol açmış olabileceğini ortaya koydu.
Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, özellikle Peru And Dağları’nda yaşayan yerli topluluklarda nişastanın ağızda sindirilmesini sağlayan AMY1 geni dünya üzerindeki en yüksek kopya sayısına ulaşıyor. Bilim insanları, bunun binlerce yıl boyunca patates ağırlıklı beslenmenin doğal seçilim üzerindeki etkisiyle bağlantılı olabileceğini düşünüyor.

Patates Genetik Evrimde Rol Oynamış Olabilir
Araştırma, California Üniversitesi Los Angeles (UCLA) ile Buffalo Üniversitesi tarafından yürütüldü.
Bilim insanları, 85 farklı topluluktan 18-25 yaş aralığındaki 3 bin 700’den fazla kişinin genetik verilerini analiz ederek uzun süreli beslenme alışkanlıklarının insan evrimine etkisini araştırdı.
En dikkat çekici sonuç ise Peru And Dağları’nda yaşayan yerli topluluklarda görüldü.
Araştırmaya göre bu topluluklar, nişasta sindirimini başlatan AMY1 geni açısından şimdiye kadar tespit edilen en yüksek gen kopyası sayısına sahip.
AMY1 Geni Neden Önemli?
AMY1 geni, tükürükte bulunan amilaz enziminin üretilmesini sağlıyor.
Bu enzim sayesinde nişastalı besinlerin sindirimi daha yiyecek ağza alındığı anda başlıyor.
Bilim insanlarına göre;
- Daha fazla AMY1 gen kopyasına sahip kişiler,
- Nişastayı daha hızlı parçalayabiliyor,
- Karbonhidratlardan daha verimli enerji elde edebiliyor.
Araştırma, gen kopyası sayısıyla nişasta sindirme kapasitesi arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu gösteriyor.
10 Bin Yıllık Patates Kültürüyle Çakışıyor
Araştırmacılar, yüksek AMY1 gen varyantının yaklaşık 10 bin yıl önce ortaya çıktığını belirledi.
Bu dönem aynı zamanda And Dağları’nda patatesin ilk kez evcilleştirildiği zaman dilimiyle örtüşüyor.
Bilim insanları, bu zamanlama nedeniyle patates ağırlıklı beslenmenin doğal seçilim üzerinde etkili olmuş olabileceğini düşünüyor.
Ancak araştırma, genetik değişimin yalnızca patatesten kaynaklandığını kesin olarak kanıtlamıyor.

Uzmanlar Temkinli Yaklaşıyor
Kayıtlı diyetisyen Dana Angelo White, binlerce yıl boyunca düzenli patates tüketiminin tükürük amilazı üretimini artırmış olabileceğini belirtiyor.
White’a göre bu durum zamanla nesilden nesile aktarılan genetik bir özellik haline gelmiş olabilir.
Öte yandan diyetisyen Sheri Gaw, nişasta ağırlıklı beslenmenin yalnızca And topluluklarına özgü olmadığını hatırlatarak farklı çevresel ve biyolojik faktörlerin de genetik değişimde rol oynayabileceğini vurguluyor.
Patates Hâlâ Sağlıklı Bir Karbonhidrat Kaynağı
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların patatesin dengeli beslenmedeki yerini de yeniden gündeme taşıdığını belirtiyor.
Patates yalnızca karbonhidrat sağlamıyor; aynı zamanda;
- Lif
- Potasyum
- B6 vitamini
- C vitamini
gibi önemli besin öğelerini de içeriyor.
Uzmanlar, patatesin özellikle kabuğuyla birlikte tüketilmesini öneriyor. Çünkü besin değerinin önemli bölümü kabuk kısmında bulunuyor.
Pişirme Yöntemi Büyük Fark Yaratıyor
Araştırmaya katkı sunan uzmanlara göre patatesin sağlık üzerindeki etkisi, nasıl hazırlandığıyla da doğrudan ilişkili.
En sağlıklı yöntemler arasında;
- Haşlama,
- Buharda pişirme,
- Fırınlama,
- Az yağla közleme
yer alıyor.
Buna karşılık kızartma yöntemi fazla yağ ve kalori içerdiği için uzun vadede kronik hastalık riskini artırabiliyor.

Beslenme İnsan Evrimini Şekillendiriyor
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ise yalnızca patatesin faydaları değil, beslenme alışkanlıklarının insan evrimi üzerindeki olası etkisi oldu.
Bilim insanları, tarıma geçiş ve binlerce yıl boyunca aynı temel besinlerin tüketilmesinin yalnızca kültürel değil, genetik değişimlere de katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
Bu bulgular, insan genomunun uzun vadeli beslenme alışkanlıklarına düşündüğümüzden daha fazla uyum sağlayabileceğine işaret ediyor.
Kaynak: Food&Wine

