Avrupa’da et reklamları yasağı tartışması, Amsterdam’ın 1 Mayıs’ta et ve fosil yakıtlarını tanıtan reklam panolarını yasaklamasıyla yeni bir boyut kazandı. Yasanın ilk kez önerilmesinden beş yıl sonra yürürlüğe giren uygulama, iklime zarar veren ürünlerin kamusal alandaki tanıtımını sınırlamayı amaçlıyor.
Amsterdam, bu adımı 2050’ye kadar karbon nötr olma ve aynı dönem içinde et tüketimini yarıya indirme hedeflerinin bir parçası olarak hayata geçirdi. Böylece kent, et reklamlarını yasaklayan dünyadaki ilk başkent oldu. Utrecht, Lahey, Zwolle, Delft ve Nijmegen’de de benzer düzenlemeler uygulanıyor.

Avrupa’da Et Reklamı Yasakları Yayılıyor
Helsinki, Stockholm ve Bristol gibi şehirler de fosil yakıtların yanı sıra havacılık, deniz taşımacılığı, hızlı moda ve inşaat gibi karbon yoğun sektörlerin reklamlarına sınırlamalar getirdi. Bu yasakların çoğu ise et ürünlerini kapsamıyor.
Fosil yakıtların iklim üzerindeki etkileri kamuoyunda daha fazla bilinirken hayvancılığın çevresel sonuçları aynı ölçüde gündeme gelmiyor. Changing Markets tarafından hazırlanan yakın tarihli bir rapor, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) bazı birimlerinde hayvancılık sektörü lehine bir eğilim bulunduğuna ilişkin kanıtların arttığını öne sürdü.
Raporda, FAO’nun üst düzey üyelerinin Dünya Et Kongresi’nde konuşma yapması ve hayvancılık endüstrisiyle bağlantılı bazı bilim insanlarının bitki ağırlıklı beslenmeyi savunan araştırmaları itibarsızlaştırmaya çalışması da ele alındı.

Gıda Üretiminde Hayvansal Ürünlerin Payı
Gıda ve tarım sektörü, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte birinden sorumlu. Bu oran, kömür, petrol ve gaz yakımının ardından ikinci sırada yer alıyor.
Avrupa Birliği’nde hayvansal kaynaklı gıdaların, gıda üretiminden kaynaklanan toplam sera gazı emisyonlarının yüzde 81 ila 86’sını oluşturduğu tahmin ediliyor. Buna karşın bu ürünler, tüketilen kalorilerin yaklaşık yüzde 21’ini ve proteinin yüzde 64’ünü sağlıyor.
Bilim insanları son yıllarda, özellikle bitki bazlı alternatiflere erişimi bulunan Batı ülkelerinde et tüketiminin azaltılması çağrısı yapıyor. 35 ülkeden 70 uzmanın hazırladığı 2025 tarihli EAT-Lancet Komisyonu raporuna göre, dünyanın ağırlıklı olarak bitki bazlı beslenmeye geçmesi her yıl yaklaşık 15 milyon ölümün önlenmesini sağlayabilir.
Uzmanlar, böyle bir değişimin 2050’ye kadar tarımdan kaynaklanan ve karbondioksit dışındaki sera gazı emisyonlarını yüzde 15 azaltabileceğini belirtiyor. Hayvancılıktan kaynaklanan metan ile gübre kullanımından doğan nitröz oksit bu emisyonlar arasında gösteriliyor. Ormansızlaşma, taşımacılık ve soğutmanın azaltılmasıyla doğanın yeniden canlandırılması da hesaba katıldığında toplam düşüşün daha yüksek olabileceği ifade ediliyor.
İklim Psikoloğuna Göre Reklamlar Neyi Değiştiriyor?
Amsterdam’daki yasak sosyal medyada tartışma yarattı. Bazı kullanıcılar uygulamayı “saçma” bulurken, bazıları da et tüketimlerinin reklam panolarında gördükleri içeriklerle bağlantılı olmadığını savundu.
Climate Psychology Alliance yönetim kurulu üyesi ve iklim psikolojisi uzmanı Linda Aspey, reklamların etkisinin çoğu zaman tekrar ve çağrışım yoluyla ortaya çıktığını söyledi. Aspey’ye göre et görüntüleri, insanların bu ürünü tüketme isteğini artırabiliyor; etin gündelik yaşamda sürekli görünmesi de onu sıradan bir seçenek olarak güçlendirebiliyor.
Aspey, reklamların bazı kişilerde hayvan refahına veya çevreye verilen değer ile et tüketmeye devam etme arasındaki gerilimi görmezden gelmeyi kolaylaştırabileceğini belirtti. Reklamların herkes üzerinde aynı etkiyi yaratmadığını, fakat neyin normal kabul edildiğini şekillendirerek davranışları etkileyebildiğini ifade etti.
Hollanda’da et tüketimi de düşüş gösteriyor. Wageningen Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar kuruluşunun Et Raporu’na göre, Hollandalılar 2024’te et ürünleri dahil olmak üzere son 20 yılın herhangi bir döneminden daha az et tüketti.
