Netflix belgeseli The Disciple belgeseli, Wu-Tang Clan’ın yalnızca bir kopya olarak yayımladığı Once Upon a Time in Shaolin albümünün arkasındaki hikâyeyi inceliyor. Joanna Natasegara’nın yönettiği yapımın yürütücü yapımcılığını, grubun fiilî lideri olarak anılan RZA üstleniyor. Film, albümün tartışmalı yapımcısı Tarik Azzougarh’ın, yani Cilvaringz’in kişisel arşivine ve anlatımına dayanıyor.
2007 ile 2013 arasında gizlice kaydedilen albüm, 31 parçadan oluşan çift albüm olarak tasarlandı. Projede Wu-Tang Clan’ın hayatta kalan üyeleri yeniden bir araya gelirken Redman, Wu-Tang Killa Bees, Cher ve Game of Thrones oyuncusu Carice van Houten gibi isimler de çalışmada yer aldı. Albümün grubun 1990’lardaki dönemini hatırlatan bir sound’a sahip olduğu, projede bulunan kişiler tarafından dile getirildi.

Once Upon a Time in Shaolin Neden Tek Kopya Olarak Çıktı?
Wu-Tang Clan, albümün yalnızca bir kopyasını hazırladı. Katmanlı telkari işçiliğine sahip gümüş bir kutu içinde sunulan CD için, 88 yıl boyunca ticari amaçla kullanılamayacağı şartı getirildi. Bu karar, dijital müzik çağında eserlerin değer kaybetmesine karşı sanatsal bir açıklama ya da dikkat çekmeye yönelik bir hamle olarak yorumlandı.
Albümün tek kopyası 2 milyon dolar karşılığında Martin Shkreli tarafından satın alındı. Reçeteli ilaç fiyatlarını kâr amacıyla yükseltmesi nedeniyle yoğun tepki gören Shkreli, böylece albümün tek hedeflenen dinleyicisi hâline geldi. Once Upon a Time in Shaolin, kaynakta aktarıldığı üzere, bugüne kadar satılan en değerli albüm olma rekorunu da elinde bulunduruyor.
The Disciple: A Wu-Tang Fable, yalnızca Shkreli’nin satın alımına odaklanmıyor. Belgesel, albümün ortaya çıkışından önceki döneme giderek Hollandalı-Faslı rapçi Azzougarh’ın Wu-Tang Clan’a duyduğu ilgiyi ve grubun çevresine girme sürecini takip ediyor.

Belgeselin Merkezinde Cilvaringz’in Wu-Tang Yolculuğu Var
105 dakikalık yapımın önemli bölümü Azzougarh’ın anlatımıyla ilerliyor. Kendi ifadesiyle bir “fanboy” olan sanatçı, Hollanda’da göçmen arkadaşlarıyla birlikte Wu-Tang müziğiyle bağ kurduğunu anlatıyor. Gruba telefonla ulaşması ve daha sonra ortaya çıkarak çevreye dâhil olması, onu zamanla RZA’nın iç çevresine taşıyor.
Film, video kameralardan özçekimlere uzanan kişisel kayıtlar üzerinden Azzougarh’ın kendisini ve çevresini belgeleme biçimini de gösteriyor. Bu arşiv, belgeselin ana görsel malzemesini oluşturuyor. RZA ise ağırlıklı olarak arşiv görüntülerinde ve satranç tahtası önünde çekilmiş gri tonlu bölümlerde görülüyor.
Belgeselin yaklaşımı, Wu-Tang Clan’ın diğer üyelerinin sınırlı katkısı nedeniyle tek taraflı kalıyor. Diğer üyeler filmde daha çok belirsiz hatıralar ve kısa nezaket ifadeleriyle yer alıyor. Bu nedenle yapım, grubun kültürel etkisini kapsamlı biçimde incelemekten çok Azzougarh’ın Wu-Tang’a ve özellikle RZA’ya duyduğu bağlılığı merkeze alıyor.
Albümün Değeri ve Müzik Endüstrisi Tartışması
Gizli proje başladıktan sonra belgesel, müziğin ekonomik ve sanatsal değeri üzerine sorular yöneltiyor. Bir Warhol tablosunun milyonlarca dolar değerinde kabul edilmesine karşın müziğin neden aynı ölçüde değer görmediği ve dinleyicilerin müziğe ücretsiz erişimi neden doğal kabul ettiği tartışılıyor.
Albümün tek CD olarak yayımlanması fikri, yapımda albümlerin “Mona Lisa’sı” benzetmesiyle ele alınıyor. Buna karşın proje, alıcıların beklentileriyle karşılaştığında planın tüm ayrıntılarının önceden belirlenmediğini de ortaya koyuyor. Cyrus Bozorgmehr, filmde alıcıların neyin abartı, neyin yalnızca manşet olduğunu ve işin ayrıntılarında ne yaşanacağını anlamaya çalıştığını, kendilerinin ise buna net bir yanıt veremediğini söylüyor.
Martin Shkreli, belgeselin son üçte birlik bölümünde hikâyeye dâhil oluyor. Yapım, onun Wu-Tang üyelerini sahte silahlarla tehdit ettiği bir video çekme planı gibi ayrıntılara yer verse de anlatıyı yalnızca çatışma ve sansasyon üzerinden kurmuyor. Eleştirinin vardığı noktaya göre film, ilgi çekici sorular ortaya atmasına rağmen dağınık ilerliyor ve özellikle konuya hâkim olmayan izleyiciler için sınırlı bir çekim gücü taşıyor.
