Turning Point belgeseli, 11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden 25 yıl geçerken, bu olayın Amerika’da büyüyen kuşaklar üzerindeki etkisini inceliyor. Brian Knappenberger’in yönettiği Netflix yapımı, saldırıları doğrudan yaşamayan gençlerin aile hikâyelerine ve ülkenin sonraki yıllarda aldığı kararların bıraktığı izlere odaklanıyor.
Belgesel, New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne, Virginia’daki Pentagon’a ve Pennsylvania’nın Shanksville bölgesindeki bir alana uçakların çarptığı günü hatırlayanlarla, 11 Eylül’ü yalnızca tarih kitaplarından, anma törenlerinden veya sosyal medyada dolaşan içeriklerden bilenler arasındaki farkı ele alıyor. Yönetmen, saldırının yaşayan hafızadan uzaklaşırken hâlâ Amerikan toplumunun siyasi ve sosyal yapısını etkilediğini vurguluyor.

Brian Knappenberger: “11 Eylül dünyayı görüşümü değiştirdi”
Daha önce teröre karşı savaş, Soğuk Savaş ve Vietnam Savaşı üzerine diziler hazırlayan Brian Knappenberger, yeni filminde 11 Eylül’ü yaşamamış bir kuşağa seslenmek istediğini belirtiyor. Yönetmene göre belgeselin amacı, izleyicilerin bu olayın nasıl hissettirdiğini zaten bildiğini varsaymadan, saldırının korkusunu ve ardından alınan kararların sonuçlarını göstermek.
Knappenberger, 56 yaşında olduğunu ve kendi kuşağı için İkinci Dünya Savaşı’nın uzak bir geçmiş gibi algılandığını söylüyor. Ona göre bugün 20’li yaşlarında olanlar açısından 11 Eylül de benzer bir tarihsel uzaklığa sahip. Yönetmen, yaptığı hesabın kendisini Hiroşima’daki atom bombasına götürdüğünü ifade ederek olayın yeni kuşaklar için ne kadar geride kaldığına dikkat çekiyor.
“11 Eylül hayatımı değiştirdi. Dünyayı görüşümü değiştirdi. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki siyasi sistemi görüşümü değiştirdi. Kariyerimin yönünü değiştirdi” diyen Knappenberger, filmin yalnızca saldırı gününü değil, sonrasında ülkeyi dönüştüren siyasi kararları da kayda geçirmek istediğini aktarıyor.

Belgesel, saldırıların çocuklar üzerindeki etkisini izliyor
Turning Point: Generation 9/11, saldırılarda yakınlarını kaybeden ailelerin çocuklarına odaklanıyor. Bu kişiler için 11 Eylül, yalnızca geçmişte yaşanmış bir felaket değil; hayatlarının şekillenmesinde belirleyici olan ve yıllar boyunca kendileriyle birlikte taşınan bir miras olarak anlatılıyor.
Belgeselde yer alan Laurel Homer, United Flight 93’ün yardımcı pilotu LeRoy Homer’ın kızı. Laurel, babası ve uçaktaki yolcular Shanksville üzerinde hava korsanlarına karşı koyduğunda henüz 10 aylıktı. Babasını hiç tanımadan büyüyen Laurel, ailesinin hikâyesi içinde kendisini “yan hasar” gibi hissettiğini söylüyor.
Laurel, babasının kahraman olarak anıldığını bildiğini ancak onun böyle bir konuma gelmek zorunda kalmamış olmasını dilediğini belirtiyor. Hayatının büyük bölümünün bu olayın çevresinde şekillendiğini anlatan Laurel, internette kendisine gönderilen acımasız mesajlarla ve saldırının ABD hükümeti tarafından düzenlendiğini öne süren komplo teorileriyle de karşılaşıyor.
Bir diğer anlatı, Pentagon’da elektrik mühendisi olarak çalışan Khang Nguyen’in kızı An Nguyen’e ait. Vietnam Savaşı sırasında büyüdükten sonra ABD’ye göç eden Khang Nguyen, 11 Eylül sabahı okul öncesi servisinin yanında dört yaşındaki kızını öptükten sonra işe gitti ve bir daha evine dönmedi.
11 Eylül’ün sosyal medyadaki yeni anlatısı
Knappenberger, belgeselde ailelerin hikâyeleri üzerinden günümüz Amerika’sındaki bilgi ortamını da inceliyor. Yönetmene göre saldırının sosyal medyada “memeleştirilmesi”, olayın tarihsel ağırlığıyla yeni kuşakların onu algılama biçimi arasındaki gerilimi artırıyor. TikTok ve Instagram’da Usame bin Ladin veya George W. Bush hakkında şakalarla komplo teorilerinin yan yana dolaşıma girdiği belirtiliyor.
Filmde, 11 Eylül’ün resmi anlatısını reddeden “truther” hareketine de değiniliyor. Bu hareket, saldırıların ABD hükümeti tarafından düzenlendiği iddiası da dahil olmak üzere çeşitli komplo teorilerini savunuyor. Knappenberger, bu tür dezenformasyon kampanyalarının özellikle saldırılarda yakınlarını kaybeden çocukların gözünden değerlendirildiğinde daha ağır bir anlam kazandığını söylüyor.
Yaklaşık 3 bin kişinin hayatını kaybettiği 11 Eylül saldırıları, daha önce çok sayıda belgesel ve yapımın konusu oldu. Turning Point: Generation 9/11 ise televizyon yayınlarının kesilmesi, yıkılan kuleler, mahsur kalan ofis çalışanları ve itfaiyecilerin müdahalesi gibi olay gününün bilinen görüntülerini tekrarlamak yerine, saldırının sonraki kuşakların yaşamında nasıl karşılık bulduğunu merkeze alıyor.
