Milcho Manchevski imzalı Good People belgeseli, 16 Mart 2025’te Kuzey Makedonya’nın Kočani kentindeki Pulse gece kulübünde çıkan yangını hayatta kalanların gözünden anlatıyor. Film, Saraybosna Film Festivali’nin belgesel yarışmasında dünya prömiyerini yaptı ve olayla ilgili 20’den fazla birinci elden tanıklığı bir araya getirdi.
Yangında 63 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. 250 kişi kapasiteli kulüpte bu sayının iki katı insan bulunuyordu; katılımcıların çoğu 16 ile 25 yaş arasındaydı. Mekânda yalnızca bir yangın söndürücü vardı ve tavan, kolay alev alan bir malzemeden yapılmıştı.

Good People Belgeseli Yangını Nasıl Anlatıyor?
Manchevski, filmin odağına yangına yol açan geniş siyasi ve kurumsal sorunları değil, o gece yaşananları aktaran kişileri yerleştiriyor. 86 dakikalık yapım, hayatta kalanların, tanıkların, bazı ebeveynlerin ve yardım etmek için kulübe yeniden giren yerel kişilerin anlatımlarından oluşuyor.
Belgesel, Makedonya kırsalını gösteren drone görüntüleriyle ve Novogradska’nın ağırbaşlı çello ezgisiyle açılıp kapanıyor. Bu iki bölüm dışında filmde, siyah perdelerin önünde oturan kişilerin müziksiz röportajları kullanılıyor. Kamera, konuşmacıları orta planda izliyor.
Yangının başlangıcını ve dumanla kaplanan kulübün dışını gösteren iki kısa, sessiz telefon kaydı da yapımda yer alıyor. Bu sınırlı görsel malzeme, olayın etkisini yeniden canlandırmaktan çok tanıkların sözlerine alan açıyor.

Tanıklıklar Yangının Zaman Çizelgesini Kuruyor
Konuşmacılar, yangının ilk anlarında alevlerin sahne alan pop grubunun hazırladığı bir özel efekt sanıldığını anlatıyor. Alevler hızla yayılırken kulüpteki kişiler ne olduğunu anlamaya çalışıyor ve tek çıkışa doğru yönelen kalabalık kısa sürede büyük bir kaosa dönüşüyor.
Filmde yer alan kişiler, çıkışa ulaşmaya çalışan insanların birbirlerinin üzerine yığıldığını ve boğucu koşulların çok sayıda kişinin bilincini kaybetmesine yol açtığını aktarıyor. Bazı hayatta kalanların boyunlarında ve ellerinde yanık izleri görülüyor.
Arkadaşlarının tamamını olayda kaybeden genç bir kadın, yaşadıklarını “Gözlerim o kadar çok şey görüyordu ki beynim bunları işleyemiyordu” sözleriyle anlatıyor. Başka tanıklıklar ise yardım edenlerin yaralıları ceset yığınlarının altından çıkarmaya çalıştığını aktarıyor.
Yönetmen, olayın sorumlularını veya yangına zemin hazırlayan kurumsal başarısızlıkları araştıran bir gazetecilik çalışması sunmuyor. Bunun yerine toplumsal çöküşün, doğrudan tanıklıklar üzerinden nasıl hissedildiğine odaklanıyor.
Röportajlar arasındaki sık kesmeler, anlatıyı zaman zaman parçalı bir yapıya taşıyor. Yönetmen Manchevski’nin tercih ettiği sade biçim, Claude Lanzmann’ın Shoah ve Chantal Akerman’ın Tell Me gibi sözlü tanıklığı merkeze alan belgesel geleneğiyle ilişkilendiriliyor.
Siyah ekranlar ve röportajlardan alınan “hepsi bu” ile “çaresiz hayvanlar gibi” ifadeleri, anlatının akışını kesen sessizlik anları yaratıyor. Bu duraklamalar, yapımın olayları sansasyonel görüntülerle değil, tanıkların yüzleri ve sözleriyle aktarmasını sağlıyor.
Belgeselin “iyi insanlar cehennemde yanarken” sloganı, filmdeki anlatımlarla birlikte değerlendiriliyor. Manchevski’nin kendi imkânlarıyla finanse ettiği yapım.
