Russell T Davies, adresinin internette bulunmasının ve bir kişinin evine gelmesinin ardından ön kapısının yanında “kullanmaya hazır” bir bıçak tuttuğunu söyledi. 63 yaşındaki senarist, trans haklarına yönelik desteği nedeniyle uzun süredir ölüm tehditleri ve kendisini “sübyancı” ya da “çocukları istismara hazırlayan biri” olarak gösteren çevrim içi kampanyalarla karşı karşıya olduğunu belirtti.
Davies, yaşananları The Guardian’a anlattı. “İnsanlar adresimi buldu ve bir kişi evime geldi. Burada bir sübyancının yaşadığına inanıyorsanız, gelip beni yakalamaya çalışmak dünyanın en çılgınca şeyi değil,” diyen yazar, internette yayılan suçlamaların artık gerçek hayattaki güvenliğini etkilediğini ifade etti.

Çevrim İçi Tehditler Gerçek Hayata Taşındı
Davies, yıllardır aldığı tehditleri bir süre görmezden geldiğini, fakat çevrim içi dünyanın gerçek yaşamla iç içe geçmesinden endişe duyduğunu söyledi. “İnsanlar okuduklarına inanıyor,” diyen senarist, özellikle trans haklarına verdiği destek nedeniyle hedef haline getirildiğini aktardı.
Yazar, evine gelen kişinin kimliğiyle ilgili bir bilgi paylaşmadı. Adresinin bulunmasını mahremiyet açısından ciddi bir ihlal olarak değerlendiren Davies, “Yıllardır haklarımızın kâğıt üzerinde kaldığını söylüyorum ve işte buradayız,” dedi.
Davies, sosyal medya ve teknoloji şirketlerinin nefret söylemlerinden kazanç sağladığını da savundu. “Beni korkutan şey, bunun sonunu görememem. Bu teknoloji baronlarını yerinden edecek hiçbir şey yok; onları durdurmak için bir tür devrim gerekecek. Tarihte ilk kez nefret bir algoritma tarafından paraya dönüştürülüyor,” ifadelerini kullandı.
Sübyancı avcısı olarak tanımlanan gruplar kamuoyunda tartışmalı bir konumda bulunuyor. Bazı çevreler bu grupları kanun dışı hareket eden kişiler olarak eleştirirken, bazıları faaliyetlerini destekliyor. Bu faaliyet tek başına yasa dışı kabul edilmese de zaman zaman saldırı iddialarıyla gündeme geldi; hedef alınan bazı kişilerin ise hayatına son verdiği belirtildi.

Queer As Folk’tan Doctor Who’ya Uzanan Kariyer
Davies’in güvenlik endişelerini gündeme getirmesi, kariyerini anlattığı anı kitabının yayımlanmasından kısa süre önce gerçekleşti. The Queerest of Folk adlı kitapta senarist, queer dramalarla başlayan kariyerinden Doctor Who dizisinin başındaki görevine kadar uzanan süreci ele alıyor.
Davies, özellikle Queer as Folk ile Birleşik Krallık’taki queer yaşamın ekrandaki temsiline yön veren isimlerden biri olarak tanındı. 1990’larda yayımlanan dizi, Manchester’da yaşayan üç eşcinsel erkeğin hayatını konu aldı ve eşcinsel erkeklerin televizyondaki görünürlüğü açısından öncü yapımlardan biri kabul edildi.
Senaristin diğer çalışmaları arasında Channel 4 için hazırlanan Cucumber ve Birleşik Krallık’taki HIV/AIDS krizini konu alan It’s a Sin de bulunuyor. 2015 yapımı Cucumber, 21. yüzyıldaki eşcinsel ilişkileri ele alırken, 2021 tarihli It’s a Sin Bafta adaylığı elde etti. Davies ayrıca Tip Toe dizisinin de arkasındaki isim olarak anılıyor.
Davies: “Kapılar Yavaşça Kapanıyor”
Davies, televizyon dünyasında queer karakterlerin ve hikâyelerin daha görünür hale gelmesi için açılan alanların kalıcı olup olmadığı sorusuna temkinli yanıt verdi. Ona göre daha önce açılan kapılar tamamen kapanmasa da yavaş yavaş eski haline dönüyor.
Yazar bu durumu, otomatik kapanan yavaş pnömatik menteşelere benzetti ve kapıların “yavaşça tıslayarak” kapandığını söyledi. Davies’in açıklaması, bir yandan kariyeri boyunca ekranda temsil alanını genişleten yapımları anlatırken, diğer yandan çevrim içi nefretin kişisel güvenlik üzerindeki etkisini gündeme taşıdı.
