Freya Bromley kitabı The Tidal Year, yazarın kardeşinin hayatını kaybetmesinin ardından yaşadığı yas sürecini ve bu deneyimi yazıya dökmenin yarattığı ikilemleri gündeme taşıdı. Bromley, kitabın okurlarla bağ kurmasından memnuniyet duyduğunu belirtirken ailesinin trajedisini bir ürüne dönüştürmüş olabileceği düşüncesiyle suçluluk yaşadığını anlattı.
Bromley, kardeşini nadir görülen bir kemik kanseri nedeniyle kaybettiğinde 22 yaşındaydı. Çevresindeki insanların bu kayıp karşısında ne söyleyeceklerini bilemediğini, bu nedenle yaşananları yok saymaya çalıştıklarını ifade etti. Kendisi de birkaç yıl boyunca hayatını dışarıdan izliyormuş gibi hissettiğini ve gündelik yaşamını sürdürebilmek için normale dönmüş gibi davranmayı öğrendiğini söyledi.

The Tidal Year Kayıp ve Yas Üzerine Bir Anı Kitabı
2024 tarihli The Tidal Year, Bromley’nin bir arkadaşıyla birlikte Britanya’daki gelgit havuzlarının tamamında yüzdüğü bir yılı izliyor. Yazar, kitabını yüzme hakkında gibi görünen fakat aslında kayıp sonrasında genç bir insanın hayatında yeniden neşe aramasına odaklanan bir anı kitabı olarak tanımlıyor.
Kitabın yayımlanmasının ardından okurlar, Bromley’nin anlattığı kişisel deneyimlere kendi hikâyeleriyle karşılık verdi. Yazar, geceleri Instagram üzerinden travma sonrası stres bozukluğuna ilişkin itiraflar içeren mesajlar aldığını, bazı kişilerin ise yakınlarının hayatını kaybettiği olayları e-postalarla ayrıntılı biçimde paylaştığını aktardı.
Bromley’ye göre yazmak, acıyı kelimelerle kabul etmenin gücünü gösterdi. Bir kitabın yanı sıra e-posta ya da doğrudan mesaj yoluyla kurulan iletişimin de insanların yaşadıklarıyla yüzleşmesine alan açabileceğini düşündüğünü belirtti.
Kitap Etkinliklerinde Yas Hikâyelerini Dinledi
Başlangıçta, kendisine ulaşan kişilere her zaman doğru ve bilgece bir yanıt verme baskısı hissetti. Kitap imza etkinliklerinde okurların ağlamaya başlaması, Bromley’yi ne söylemesi gerektiği konusunda zorladı. Zamanla asıl önemli olanın hazır bir cevap vermek değil, karşısındaki kişiyi dinlemek olduğunu fark etti.
Yazar, kayıp yaşayan birçok kişinin artık özlediği kişinin adını söyleyecek bir ortam bulamadığını dile getirdi. Bu nedenle insanlara, kaybettikleri kişinin kim olduğunu ve nasıl biri olduğunu sormanın en anlamlı yaklaşım olduğunu düşündü.
Bu görüşmeler Bromley’nin hayatında önemli bir yer tutmaya başladı. Yazar, etkinliklere katılmak için kendisini önerdiğini, yas desteği sağlayan kuruluşlarda gönüllü olduğunu ve izin günlerini ülke genelindeki kitapçıları ziyaret ederek geçirdiğini anlattı.
Başarı, Aile Trajedisini Metalaştırma Suçluluğu Getirdi
Bromley için kitabın en güçlü yanı aynı zamanda en zor tarafına dönüştü. Kendi yasını olumlu ve üretken bir şeye dönüştürmüş olması, kısa süre içinde aile trajedisini metalaştırmış olabileceği düşüncesini beraberinde getirdi.
Yazar, kitabın daha fazla kişiye yardımcı olması hâlinde onu yazdığı için affedilebileceğini düşündüğünü söyledi. Böylece The Tidal Year’ın okurlarla kurduğu bağ, Bromley açısından yalnızca bir başarı duygusu yaratmadı; kişisel acının paylaşılmasıyla bundan ekonomik ve toplumsal bir değer üretilmesi arasındaki sınırı da tartışmaya açtı.
Etkinliklerde kendi yasını bir bavul gibi açtığını ve insanların üzüntülerini bu bavula bıraktığını anlatan Bromley, daha sonra bu hikâyelerin ağırlığını eve taşıdığını ifade etti. Kendisine aktarılan trajik anlatılar nedeniyle ölümü sürekli düşündüğünü, zamanla bu tür olayların hayatının olağan bir parçası gibi görünmeye başladığını belirtti.
Bromley, başkalarının hikâyelerinden korunmak için kendisiyle çevresindekiler arasına bir mesafe koyabileceğini kabul etti. Fakat insanların acılarını dinlerken onlardan gerçekten etkilenmemenin, bu karşılaşmaların anlamını azaltacağını düşündüğünü de sözlerine ekledi.
Kitap Kulübü Buluşmasında Yasla Yüzleşti
Bromley’nin anlattığı deneyimlerden biri, bir erkekler kitap kulübünün buluşmasıyla ilgiliydi. Grup, The Tidal Year’ı seçmiş ve yazarı birlikte içki içmeye davet etmişti. Kitapta söz edilen bir mekânda gerçekleşen buluşmanın ilk bölümünde yazar, grubun dikkatli okumasından memnuniyet duydu.
Gecenin ilerleyen saatlerinde kulüp üyelerinden biri, yakın zamanda kız kardeşini kaybettiğini paylaştı. Bunun üzerine masadaki atmosfer değişti. Bromley, davet edilmesinin asıl nedeninin kitabı üzerine konuşmak kadar, grubun içindeki kayıp deneyimine tanıklık etmek olduğunu fark etti.
Buluşmada yas yaşayan kişi, Bromley’ye bir daha mutluluk hissedip hissedemeyeceğinden endişe ettiğini söyledi ve onu mutlu görmenin kendisine uzak geldiğini dile getirdi. Bu sözler, yazarın dışarıdan nasıl göründüğüne ilişkin kaygısını yeniden tetikledi; Bromley, acısını yeterince gösterip göstermediğini ve karşısındaki kişide yanlış bir izlenim bırakıp bırakmadığını sorguladı.
