Mrs Leicester’s School, babasının ölümünden kısa süre sonra erken dönem çocuk edebiyatı üzerine ders veren bir akademisyenin yas deneyiminde önemli bir yer edindi. Çoğunlukla İngiliz yazar Mary Lamb tarafından yazılan kitaba, kardeşi Charles Lamb de katkıda bulundu.

Lamb Kardeşlerin Kitabındaki Kayıp Hikâyeleri
Geçen yıl Noel’den kısa süre önce babası son kez hastaneye kaldırılan akademisyen, onun ölümünden günler önce erken dönem çocuk edebiyatı üzerine bir ders dizisini tamamlıyordu. Babasının yıllar içinde ağırlaşan alkol bağımlılığı ve uzun süren sağlık sorunlarının ardından karaciğeri iflas etti.
Akademisyen, babasının ölümünden kısa süre sonra çoğunlukla unutulmuş Mrs Leicester’s School üzerine ders verdi. Viktorya öncesi dönemin çocukları için yazılan, kimi zaman tuhaf ve kasvetli hikâyelerden oluşan kitap, yazarın yas hakkındaki düşüncesini değiştirdi.
Mary Lamb, bugün daha çok 1796’da yaşadığı ruhsal çöküntü sırasında annesini bıçakla öldürmesiyle tanınıyor. Charles Lamb olayın ardından araya girdi; anneleri kurtarılamadı. Mary, Charles’ın yasal vasisi olacağına söz vermesi sayesinde hapse girmekten kurtuldu ve kardeşler çocuk kitapları yazmaya başladı.
Kitaptaki anlatıcı çocukların çoğu ebeveynlerini kaybetmişti. Hikâyelerin bazıları doğrudan bu kayıpların ardından yaşanan duygulara odaklanıyordu.

“Denizci Amca”nın Yas Hikâyesi
Dersin merkezindeki hikâye, Elizabeth Villiers ya da The Sailor Uncle adını taşıyordu. Genç Elizabeth’in annesinin ölümünün ardından başlayan öyküde, kız çocuğu babasının hiç ağladığını görmediği için bu kaybı gözyaşlarıyla ilişkilendirmiyordu. Babası çoğunlukla kendisini çalışma odasına kapatıyordu.
Elizabeth’in denizden dönen “Denizci Amca”sı, onu kız kardeşinin mezarına götürmesini istedi. Amca burada yoğun bir yas yaşadı ve bu durum Elizabeth’in babasının da duygularını açığa çıkardı. Elizabeth, babasını ilk kez ağlarken gördüğü gün annesinin ölümünün ağır bir acı olduğunu anladığını söyledi.
Baba daha sonra Elizabeth’e şu sözleri aktardı: “Sevdiklerine mümkün olduğunca iyi davranman için bunu bir ders olarak gör; onlar senden ayrıldığında, onlara yeterince iyi davranmış olduğunu asla düşünmeyeceksin.”
Edebiyatın Yasla Kurduğu Bağ
Akademisyen bu bölümü öğrencilerine anlatırken ağladığını fark etti. Öğrencilerinden biri, gözyaşları yanaklarında parıldarken ona baktı ve yavaşça başını salladı.
Ders sırasında yaşanan bu ortak duygu, edebiyatın yası paylaşılabilir ve katlanılabilir kılma gücünü gösterdi. Akademisyen, babasını uzun zaman önce kaybetmiş gibi hissettiğini ve yıllardır yas tuttuğunu belirtti. Mrs Leicester’s School, hâlâ gözyaşlarının kaldığını anlamasına yardımcı oldu.
