Gloria Steinem hayatını kaybetti. Amerikan kadın hareketinin kamuoyu önündeki en tanınan isimlerinden biri olan yazar, gazeteci ve aktivist Steinem, 2 Eylül’de New York City’deki evinde 92 yaşında hayatını kaybetti. Ölüm nedeni açıklanmadı.
Steinem’in vakfı tarafından Instagram’da paylaşılan açıklamada, aktivistin “onu seven birçok kişiden bazılarının yanında huzur içinde” hayatını kaybettiği belirtildi. Açıklamada, Steinem’in yaşamının sonuna kadar eşitlik için çalışmayı sürdürdüğü ve başkalarının kendilerini görülmüş ve duyulmuş hissetmesini sağlayan güçlü bir dinleme yeteneğine sahip olduğu ifade edildi.

Gloria Steinem’in Kadın Hareketindeki Rolü
Steinem, gazetecilik, yazarlık, konuşmaları ve aktivizmi aracılığıyla feminizmi ana akım tartışmaların merkezine taşıdı. 1970’lerde kadınların üreme haklarının en görünür savunucuları arasında yer aldı ve 1973’te kürtaj hakkını anayasal güvence altına alan Roe v. Wade kararını destekledi. Yaklaşık yarım yüzyıl sonra bu hakkın kaldırılmasına da tanıklık etti.
New York’ta gazetecilik kariyerine başlayan Steinem, kadınların hayatını yalnızca ev işleri ve güzellik sektörünün sınırları içinde ele almayan yayınların öncülerinden Ms. dergisinin kuruluşuna yardım etti. 1971’de kurulan yayın, aile içi şiddet, iş yerinde ayrımcılık ve flört sırasında yaşanan cinsel saldırı gibi meseleleri gündeme taşıdı.
Steinem, 1963’te Playboy kulüplerinde çalışan kadınların koşullarını incelemek için 11 gün boyunca Playboy Bunny olarak görev yaptı ve deneyimini iki bölümlük bir araştırma yazısına dönüştürdü. Bu çalışma, kariyerinin popüler kültürde en çok hatırlanan gazetecilik anlarından biri oldu.
1968’de New York dergisinde çalışmaya başlayan Steinem, kadınların kürtaj deneyimlerini anlattığı bir yazıda “üreme özgürlüğü” ifadesini kullandı. 1972’de Bella Abzug, Shirley Chisholm ve Betty Friedan ile birlikte National Women’s Political Caucus’ın kurulmasına katkıda bulundu. 2004’te ise Women’s Media Center’ın kurucuları arasında yer aldı.

Yazarlığı ve Aktivizmi Ekrana Taşındı
Gloria Steinem’in yaşamı, farklı yıllarda sinema ve televizyon yapımlarına konu oldu. HBO, 2011’de Gloria: In Her Own Words adlı belgeseli yayımladı. Peter Kunhardt’ın yönettiği, Sheila Nevins’in yapımcıları arasında bulunduğu belgesel; fotoğraflar, arşiv görüntüleri ve Steinem’in kendi anlatımı üzerinden kadın hareketini ele aldı.
Steinem’in 2015’te yayımlanan anı kitabı My Life on the Road, Julie Taymor’un yönettiği The Glorias adlı biyografik filme temel oluşturdu. Filmde Julianne Moore, Alicia Vikander, Lulu Wilson ve Ryan Kiera Armstrong, Steinem’i hayatının farklı dönemlerinde canlandırdı.
Aktivist, televizyon programlarında ve sinemada zaman zaman kendisi olarak da yer aldı. “The Dick Cavett Show”, “60 Minutes”, “The Daily Show”, “Charlie Rose”, “The Good Wife” ve “And Just Like That…” bu yapımlar arasında bulunuyor. Steinem, “The First Wives Club” filminde de kendisini oynadı.
Talking Circles Geleneği Sürdürülecek
Steinem, yıllar boyunca New York’taki evinin oturma odasında yüzlerce kişiyi ağırladı. Vakfının Talking Circles adını verdiği bu buluşmalar, topluluk oluşturma ve tabandan örgütlenme yöntemlerinden biri olarak tanımlandı.
Vakıf, Steinem’in evinde sürdürdüğü bu toplantıların onun anısına devam edeceğini açıkladı. Steinem’in yakında yayımlanması planlanan An Unexpected Life adlı bir kitabı da bulunuyordu. Kitapta, elli yıldan uzun süredir yaşadığı evindeki odaların kendisinden önceki hayatlara tanıklık ettiğini ve kendisinden sonra başkalarını tanıyacağını yazdı.
