Sofie Royer Before/After albümüyle müzik dünyasındaki yerini yeniden tanımlıyor. Avusturyalı-İranlı şarkıcı, söz yazarı ve çok enstrümanlı müzisyen; sinema tarihine, Fransız teorisine ve farklı kültürel figürlere uzanan göndermeleri, keskin mizahıyla bir araya getiriyor.
Royer’in yakında çıkacak albümü Before/After, sanat dünyası için fazla pop, ana akım içinse fazla bağımsız bulunan bir müzisyenin üretim anlayışını yansıtıyor. Albümün öncü single’ı Cowboy Mouth, Sam Shepard’ın bir oyununun şarkı formunda yeniden yaratımı olarak öne çıkarken, “Actress” adlı parça film yapımına dair kavramlarla bir aşk şarkısı kuruyor.

Sofie Royer’in Şarkılarında Sinema Göndermeleri
“Actress”in sözlerinde rotoskopi, çekim programları, senaryolar, genel planlar ve cinéma vérité gibi sinema terimleri yer alıyor. Royer, hareketli disko altyapısı üzerinde bu kavramları romantik bir anlatının parçasına dönüştürüyor; şarkıda başrol, seçme ve 35 mm film göndermeleri dikkat çekiyor.
Royer’in müziğinde sinema yalnızca tek bir şarkının konusu olarak kalmıyor. Andrei Tarkovsky ve Kenneth Anger gibi isimler, sanatçının diskografisinde yer verdiği kültürel referanslar arasında bulunuyor. Bu göndermeler, sanatçının bilgi birikimini doğrudan sergilemek yerine mizah duygusuyla dengeleniyor.
Royer, akademik dergi veri tabanı Jstor’da uzun zaman geçirmiş olabileceğini söyleyerek iyi bir göndermeyi sevdiğini belirtiyor. Ona göre referanslara dikkat etmek, başka bir bilgi alanına açılan küçük bir anahtar deliği işlevi görüyor.

Before/After Farklı Müzik Türlerini Birleştiriyor
Royer’in üretimi tek bir türe bağlı kalmıyor. Italo disko, new wave ve garage rock; sanatçının kozmopolit müzik anlayışı içinde yan yana geliyor. “Cowboy Mouth”un yanı sıra, “sesquicentennial” kelimesini akılda kalıcı bir funk-pop nakaratına dönüştüren başka bir parça da albümün türler arasındaki geçişken yapısını gösteriyor.
Sanatçının kültürel referansları müzikle sınırlı değil. Diskografisinde Tarkovsky ve Kenneth Anger’ın yanı sıra Luigi Mangione ve Ivy Wolk gibi farklı alanlardan isimler de yer alıyor. Royer’in şarkıları, bu çeşitliliği nükteli ve doğrudan bir anlatımla bir araya getiriyor.
Viyana’ya Uzanan Müzik Yolculuğu
35 yaşındaki Royer, ABD’de Avusturyalı bir anne ve İranlı bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Kaliforniya’da bilişim sektöründe çalışan ailesiyle başlayan yaşamı, lise yıllarında Viyana’ya taşınmasıyla farklı bir yöne ilerledi.
Keman konusundaki yeteneği sayesinde konservatuvarda eğitim alan Royer, müzikal yaklaşımının “çok klasik temelli” olduğunu söylüyor. Kendini şarkıcı-söz yazarı olarak tanımlamakta zorlandığını, hatta “şarkıcı” demenin bile kendisi için kolay olmadığını ifade ediyor.
Çocukken keman soloları çalmasının sahneyle erken yaşta tanışmasını sağladığını belirten sanatçı, bu nedenle sahne korkusunun fazla olmadığını anlatıyor. İlk plağını yayımladığı dönemde doğru düzgün şarkı söyleyemediğini düşünse de bunu kendi şarkılarıyla karaoke yapmaya benzetiyor.
Los Angeles, Londra ve Viyana Arasında
Royer, 19 yaşında henüz şarkı yazmaya başlamadan önce Los Angeles’ta Stones Throw plak şirketinde çalıştı. Daha sonra Londra’ya taşınarak Boiler Room’un ilk çalışanları arasında yer aldı. DJ setlerinin marka ortaklı canlı yayınlarıyla büyüyen Boiler Room’un aldığı büyük yatırımlar, yeraltı müzik çevrelerinde tartışmalara yol açtı.
Royer, platformun bu ölçekte büyümesi için zorunlu bir neden olmadığını düşünüyor. Karşı kültüre ait görülen yapıların zaman içinde bu niteliğini kaybetmesinin, “her şeyin bir bakıma mahkûm” olduğu düşüncesini doğurduğunu söylüyor.
Sanatçının yaşamındaki önemli kırılmalardan biri de annesine kanser teşhisi konulması oldu. Tek çocuk olan Royer, annesine bakmak için işinden ayrılarak Viyana’ya döndü ve burada üniversite eğitimine başladı. Felsefe, psikoloji ve İngilizce eğitimi aldı; başladığı resim eğitimini ise tamamlamadı.
Şarkı Yazmak Bir Kaçış Alanına Dönüştü
Royer, devlet destekli terapiyle birlikte şarkı yazmanın da yaşadığı dönemi işleme biçimine dönüştüğünü anlatıyor. Viyana’daki sanat üniversitesinin bodrumunda karaoke yapmaya başlaması, zamanla kendi şarkılarını yazmasına ve seslendirmesine uzandı.
Sanatçı, müzikle uğraşırken zihnindeki yoğunluğun başka bir yöne kanalize olduğunu söylüyor. İlk albümü Cult Survivor 2020’de yayımlandı; albümü canlı seslendirmek ise onun için eski bir yarayı yeniden açmak gibiydi.
Bu nedenle yazımını genişleten Royer, 2022’de Harlequin için sahnede algılanma korkusunu aşmasına yardımcı olacak bir pierrot karakterine büründü. 2024 tarihli Young-Girl Forever ise sanatçının üretim çizgisindeki bir sonraki albüm olarak anılıyor. Yakında yayımlanacak Before/After, Royer’in sinema, akademik referanslar ve pop müziği kendine özgü mizahıyla buluşturan yaklaşımını sürdürüyor.
