Kanada iklim sicili, Avrupa Birliği ile daha yakın ilişkiler kurma arayışındaki ülkenin enerji politikaları nedeniyle yeniden tartışmaya açıldı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Kanada’ya AB’nin ilk “ortak üyesi” olma teklifinin ardından, taraflar arasındaki iş birliğinin savunma, enerji, ticaret, kritik ham maddeler ve sınır güvenliği alanlarında genişletilmesi planlanıyor.
AB-Kanada zirvesi bugün Montreal’de başlarken, ortak bildirinin son taslağında “giderek daha yakın bir ortaklık” ifadesinin kullanılması bekleniyor. Ancak Avrupa’nın iklim hazırlığını güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde, Kanada Başbakanı Mark Carney hükümetinin fosil yakıt politikaları çevre kuruluşlarının eleştirilerine konu oluyor.

Carney Hükümetinin İklim Politikalarında Değişiklikler
Küresel sivil toplum kuruluşları Climate Action Tracker ve Environmental Defence’in değerlendirmelerine göre Carney, 2025’te göreve gelmesinden bu yana sera gazı emisyonlarını azaltmayı hedefleyen bazı temel politikaları geri çekti. Bu adımlar arasında petrol ve gaz emisyonlarına yönelik planlanan üst sınırdan vazgeçilmesi ve sanayiye uygulanan karbon fiyatlandırmasının zayıflatılması bulunuyor.
Hükümet ayrıca tüketici karbon fiyatlandırmasını iptal etti. Bu sistem, hanelerin emisyonları için doğrudan ödeme yapmasını öngörüyordu. Elektrikli araç zorunluluğunun kaldırılması, yeşil aklamaya karşı standartların gevşetilmesi ve toplu taşıma finansmanının büyük ölçüde azaltılması da eleştirilen diğer değişiklikler arasında yer aldı.
İklim aktivistleri, söz konusu adımların Kanada’nın karbonsuzlaşma stratejisinin iki temel ayağını da zayıflatabileceğini savunuyor. Bu değerlendirmeye göre ülkede hem fosil yakıtlardan uzaklaşmayı teşvik eden politikalar hem de alternatif enerji kaynaklarına yönelik yatırımlar baskı altında kalıyor.

Petrol Boru Hattı Projesi ve Çevresel Riskler
Carney hükümeti, petrol ve gaz projelerinin onay süreçlerini kolaylaştıran bir yaklaşım da benimsedi. Bu kapsamda öne çıkan projelerden biri, Alberta’dan Britanya Kolumbiyası açıklarındaki Pasifik Okyanusu’na petrol kumu bitümü taşıması planlanan Pacific Link adlı boru hattı.
Projenin günde bir milyon varil bitüm taşıması öngörülüyor. Çevresel etkileri tartışılan hat, nesli tehlike altındaki orkaların yaşam alanını tehdit edebilir. Kaynakta yer alan değerlendirmeye göre proje, sera gazı emisyonlarını 18,7 milyon tona kadar artırma riski taşıyor.
Bu politika değişiklikleri, Carney’nin daha önce oluşturduğu iklim odaklı kamu profiliyle de karşılaştırılıyor. Carney, İngiltere Merkez Bankası başkanı olduğu dönemde ve Birleşmiş Milletler’in iklim eylemi ile finansmanı özel temsilcisi olarak görev yaparken, iklim değişikliğinin finansal sonuçları konusunda uyarılarda bulunmuştu.
Carney 2015’te, küresel ısınmanın etkilerinin finans piyasaları ve yasa koyucuların kullandığı zaman çizelgelerinden daha erken ortaya çıkabileceğini söylemişti. Londra’daki Lloyd’s’ta yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin yıkıcı sonuçlarının gelecek nesillere maliyet yükleyeceğini belirtmişti. Daha sonra finans kuruluşlarının net sıfır taahhütleri etrafında harekete geçirilmesine yardımcı oldu.
Kanada’nın Enerji Stratejisi İklim Taahhütleriyle Karşı Karşıya
Carney’nin başbakanlık dönemindeki çevre politikalarına yönelik temel eleştiri, enerji üretimi, yatırım ve rekabet gücünün fosil yakıt tüketimini azaltmaya yönelik tedbirlerin önüne geçirilmesi. Hükümet bazı temiz enerji projelerine yatırım yapmayı sürdürse de petrol ve gaz üretimini genişletme hedefi, iklim taahhütleriyle ekonomik strateji arasında gerilim oluşturuyor.
Bu yaklaşım, Kanada’yı küresel bir enerji süper gücüne dönüştürme hedefiyle birlikte değerlendiriliyor. Tartışmanın bir boyutunu da Kanada’dan gelecek ilave fosil yakıt arzının Avrupa ve Asya’daki daha temiz enerjiye geçişi yavaşlatıp yavaşlatmayacağı sorusu oluşturuyor.
Büyük Projeler İçin Onay Süreçleri Hızlandırılıyor
Hükümetin enerji stratejisindeki değişimin önemli göstergelerinden biri, büyük altyapı projelerinin onaylanma sürecini hızlandırmaya yönelik düzenlemeler. 2025 tarihli Building Canada Act, projelerin “ulusal çıkar” kapsamında belirlenmesine yönelik bir mekanizma oluşturdu.
