Café Clement restoranı, Londra’nın merkezindeki St Clement Hotel’in içinde hizmete açılmasının üzerinden iki ay geçtikten sonra yapılan değerlendirmede, beklentileri sessizce aşan bir mekân olarak öne çıktı. Haziran ayında açılan restoran, kısa sürede kentin en çok ilgi gören teraslarından biri hâline gelirken, inceleme restoranın ünlü konuklar olmadan da güçlü bir deneyim sunduğunu ortaya koyuyor.
Nick Jones’un yeni otel projesi St Clement Hotel’in bir parçası olan Café Clement, 180 The Thames adresinde bulunuyor. Soho House’un kurucusu Jones’un restoran dünyasındaki etkisi, mekânın açılışının hemen ardından yarattığı ilgide kendini gösterdi. Stanley Tucci, Nick Grimshaw ve Paul Mescal, restoranın ilk günlerinde burada yemek yiyen isimler arasında yer aldı.
Otelin tamamının sonbaharın başlarında açılması bekleniyor. Aynı dönemde çatıda yer alacak Lunette adlı restoranın da hizmete girmesi ve mutfağın Florence Knight’a emanet edilmesi planlanıyor. Café Clement ise otel tamamen faaliyete geçmeden önce, tüm gün hizmet veren restoran kimliğiyle konuklarını ağırlamaya başladı.

Café Clement’in Atmosferi ve Menüsü
Restoranın dekorasyonu zarif ama gösterişten uzak bir çizgide ilerliyor. Beyaz ketenler ve vintage Cassina sandalyeler, mekânın klasik görünümünü tamamlıyor. Süslü cam paravanların arkasındaki açık mutfak, güneye bakan teras ve arka bahçe, Café Clement’in farklı oturum seçenekleri sunmasını sağlıyor.
Menü, Avrupa mutfağından ilham alan şık bir bistro anlayışına dayanıyor. Speck ve taze fasulye vinegretli kelebek kesilmiş tavuk, marine domates ve aioli eşliğinde Dorset yengeci, et ve balık güveçleri, makarnalar ve ızgara yemekleri seçenekler arasında bulunuyor. Tatlı bölümünde ise çikolatalı ve turtamsı tatlılar yer alıyor.
Restoranın mutfağından sorumlu şef Danny Bohan, River Cafe’de yirmi yılı aşkın süre çalıştı ve son olarak baş aşçı görevini üstlendi. Rose Gray ve Ruth Rogers’la birlikte edindiği deneyim, Café Clement’in yemek anlayışında da hissediliyor. Menü, gösterişli süslemeler yerine kaliteli malzemelere odaklanan daha sade bir yaklaşım benimsiyor.

Menüde Öne Çıkan Yemekler
Yumurtalı mayonez, akışkan sarıları ve hardallı, yoğun aromalı mayoneziyle başarılı bulunan başlangıçlardan biri. Alabalık yumurtası ya da havyar gibi eklemeler kullanılmaması, yemeğin yalın karakterini güçlendiriyor. Peynirli sufle ise dik formu, yoğun peynir aroması ve yumuşak dokusuyla menünün öne çıkan tabağı olarak değerlendiriliyor.
Steak tartar, keskin ve turşumsu aromalarla hazırlanıyor; yanında Sardinya’ya özgü carta di musica yassı ekmeği servis ediliyor. Levrek karpaçyo da tatlı ve keskin tatları dengeli biçimde bir araya getiriyor. 7 sterlinlik mevsim pancarı garnitürü ise iyi pişirilmiş, dolgun ve tereyağlı yapısıyla özellikle beğenilen eşlikçiler arasında.
Her tabak aynı ölçüde başarılı değil. Balık güveci ince ve soluk.
