Atina’yı yemek üzerinden keşfetmek isteyenler için hazırlanan atina yemek rehberi, şef Nick Molyviatis ve restoran yöneticisi David Carter’ın şehirdeki favori duraklarını bir araya getiriyor. İkilinin önerileri; kahve dükkânlarından geleneksel tavernalara, et lokantalarından çağdaş mutfaklara kadar geniş bir rota sunuyor.
Öneriler arasında Plaka ve Exarchia’daki kahveciler, pazar çevresindeki eski restoranlar, havalimanı yakınındaki tavernalar ve deniz ürünleri üzerine uzmanlaşan adresler bulunuyor. Rehber, Atina mutfağının hem sade ve geleneksel yemeklerini hem de modern yorumlarını aynı şehir rotasında buluşturuyor.

Atina’da Güne Kahve ve Hamur İşleriyle Başlayın
David Carter’ın Plaka çevresinde en sık uğradığı yer Anana. Nick Molyviatis de bu tercihe katılıyor ve mekânı rahat, gösterişsiz, oturup dinlenmeye uygun bir kahve dükkânı olarak tanımlıyor. Molyviatis’in buradaki tercihi, buz üzerinde çalkalanmış espresso olan freddo espresso.
Carter’ın bir diğer önerisi Exarchia’daki Behold The Man. Bölgenin asi ve düzen karşıtı atmosferinin kahve dükkânına da yansıdığını belirten Carter, mekânı müziği ve kahvesiyle öne çıkarıyor.
Hamur işleri için ise Akra öne çıkıyor. Carter’a göre burada rustik ve sade yemeklerin ardından oldukça teknik ve özenli tatlılar servis ediliyor.
Bu yıl açılan No Crumbs, şehir merkezinin biraz dışında yer alıyor. Molyviatis burayı kahvaltı ya da yolda yenebilecek bir şeyler için tercih ediyor. Merkezdeki Fillo ise Yunanistan’ın farklı bölgelerinden geleneksel turtalar hazırlıyor. Molyviatis, son ziyaretinde mekânda üç farklı bölgeye ait üç ayrı spanakopita bulunduğunu aktarıyor.

Pazar Çevresinde Geleneksel Atina Mutfağı
Carter’ın Atina’daki ilk gerçek yemek duraklarından biri, pazarın yakınındaki Diporto. Eski ve yıpranmış atmosferiyle dikkat çeken restoran yalnızca nakit ödeme kabul ediyor; siparişler kalemle alınıyor ve salonda büyük şarap fıçıları bulunuyor. Masaya şarap ve su getiriliyor, ayrı bir şarap seçimi yapılmıyor.
Diporto’nun menüsü de mekânın yalın karakterini taşıyor. Nohut, fasulye, ağır ateşte pişirilmiş sebzeler ve zaman zaman pazardan gelen ızgara sardalya ya da balık servis ediliyor. Carter, Londra’da bir Yunan tavernasının yeniden yaratılabileceğini, fakat Diporto’nun atmosferinin aynı şekilde kurulamayacağını söylüyor.
Molyviatis ise güne daha kapsamlı bir öğünle başlamak istediğinde et pazarının içindeki Ipiros’a gidiyor. Saat 10.30 civarında ziyaret ettiği mekânda büyük tencerelerde yavaş pişirilmiş yemekler hazırlanıyor. Şefin tercihi, bol ekmekle servis edilen işkembe çorbası.
Et Yemekleri İçin Şehir İçindeki Adresler
Atina’ya uçakla geldiklerinde doğrudan Kalyvia’daki Taverna To Trigono’ya gitmeye çalıştıklarını belirten Carter, mekânı geleneksel taverna deneyiminin güçlü örneklerinden biri olarak anlatıyor. Menüde salata, cacık, peynir ve ekmeklerin yanı sıra sosis, çevirme kuzu, sakatat, kuzu pirzola ve koyun pirzolası yer alıyor.
Taverna To Trigono’da yemekler sipariş üzerine hazırlanıyor. Carter, mutfağın iyi malzeme, tuz, kekik ve limon gibi temel unsurlara dayandığını; yemeklerin gereksiz biçimde süslenmediğini vurguluyor.
Merkezdeki Manári, Molyviatis’in et için tercih ettiği adreslerden biri. Nispeten yeni olmasına rağmen geleneksel bir his verdiğini söyleyen şef, kuzu pirzola, et suyuyla hazırlanan makarna ve domates salatası öneriyor. Kato Patisia’daki Tavern Spanos da kuzu pirzola ve şişte yavaş pişirilen etleriyle rehberde yer alıyor. Mekânda yemekler tükendiğinde servis sona eriyor.
Modern Yorumlar ve Deniz Ürünleri
Carter, Linou Soumpasis & Sia restoranını Atina’nın en yenilikçi adreslerinden biri olarak değerlendiriyor. Deniz ürünleri ağırlıklı, mütevazı yemeklerin sadeliği korunurken daha zarif bir sunumla ele alındığı mekânda, geleneksel balık çorbası kakavia’nın bir yorumu da servis ediliyor. Bu versiyon, zeytinyağı içeren balık ve sebze suyu olarak hazırlanıyor.
