Petrol sızıntıları, dünya okyanuslarında her yıl tahminen 1,58 milyon kilometrekarelik alanı etkiliyor. Bu büyüklük, İspanya’nın yüzölçümünün yaklaşık üç katına denk geliyor. Bulgular, SkyTruth tarafından hazırlanan ve 23 Eylül’de Climate Week NYC sırasında yayımlanan yeni bir uydu analizinden elde edildi.
Analiz, Deepwater Horizon gibi geniş çaplı ve kamuoyunun dikkatini çeken felaketlerin dışında kalan küçük sızıntıların da deniz kirliliğinde önemli bir paya sahip olduğunu gösteriyor. SkyTruth’un çalışması, 2023 ile 2025 arasında toplanan uydu gözlemleri ile Cerulean petrol kirliliği izleme sisteminin verilerine dayanıyor.

Petrol Kirliliğinde Gemiler Öne Çıkıyor
Muhtemel kaynağı belirlenebilen sızıntıların yaklaşık yüzde 81’i gemilerle ilişkilendirildi. Petrol tankerleri ve yük gemileri en sık görülen kaynaklar olurken, açık deniz petrol ve doğal gaz tesisleri de bu sızıntıların yüzde 18’iyle bağlantılı bulundu.
SkyTruth Baş Teknoloji Sorumlusu Karl Wuster, petrol kirliliğinin manşetlere taşınan büyük kazalardan çok daha sık meydana gelen “sürekli ve küresel bir sorun” olduğunu belirtti. Araştırmacılar, yıllık kirlilik miktarını hesaplarken uydu kapsama alanındaki ve gemi yoğunluğundaki farklılıkları da değerlendirdi.
Tahmini kirliliğin yüzde 90’dan fazlası, çoğunlukla kıyılara yakın ulusal sularda meydana geliyor. En yoğun bölgeler arasında Kızıldeniz, Basra Körfezi, Akdeniz ve Karadeniz’in yanı sıra Batı Afrika açıkları ile Endonezya çevresindeki sular bulunuyor.

Aynı Gemiler ve Tesisler Tekrarlandı
Araştırmada, petrol sızıntılarının yakınında tekrar tekrar görülen 16 gemi tespit edildi. Palau bayraklı bir yük gemisi, Rusya bandıralı bir petrol tankeri ve Endonezya bandıralı başka bir tanker, uydu görüntülerinin beşte birinden fazlasında sızıntıların yakınında yer aldı.
Endonezya açıklarındaki bir açık deniz tesisine ait görüntülerin yaklaşık yüzde 29’unda, Nijerya açıklarındaki başka bir tesise ait görüntülerin ise yaklaşık yüzde 24’ünde petrol sızıntısı görüldü. Deniz koruma alanlarının yaklaşık yüzde 75’inde yoğunluk çevredeki sulardan düşük olsa da hassas habitatlarda da kirlilik tespit edildi. Bunlar arasında Meksika Körfezi’ndeki kritik tehlike altındaki Rice balinasının yaşam alanı da bulunuyor.
Uydu Verileri Gerçek Tabloyu Tam Yansıtmıyor
Araştırmacılar, açık denizlerde uydu takibinin sınırlı olması nedeniyle okyanuslardaki kirliliğin gerçek boyutunun hâlâ belirsiz olduğunu vurguladı. Çatışmalar, kazalar ve eski gemi enkazları da ek risk oluşturuyor.
Ağustosta Körfez’de savaş sırasında vurulan bir taşıyıcı gemiden sızan petrol İran’ın Kiş Adası’ndaki koruma altındaki mangrovlara ulaştı. Umman açıklarında bir Rus gölge filo tankerinden kaynaklanan başka bir sızıntı 2.000 kilometrekareden fazla alana yayıldı.
2024’te Tobago açıklarında alabora olan kimliği belirsiz bir gemi sahillerin petrolle kaplanmasına ve ulusal acil durum ilan edilmesine yol açtı. İsveç’te bir yıl önce karaya oturan yolcu feribotunun oluşturduğu beş kilometrelik yakıt sızıntısı da Baltık Denizi’nde kıyıya ulaştı.
Çoğu iki dünya savaşı döneminden kalma yaklaşık 8.500 potansiyel olarak kirliliğe yol açabilecek gemi enkazı deniz tabanında bulunuyor. Gövdeleri aşındıkça bu enkazların bir bölümünden petrol sızmaya devam ediyor.
