ABD siyasetinde on yıldır devam eden “Trump kurnaz bir stratejist mi, yoksa kontrolünü yitirmiş bir lider mi?” tartışması, 2026 yılının nisan ayında daha önce hiç olmadığı kadar adli ve hukuki bir boyuta taşındı. The New York Times yazarı Peter Baker’ın analizine göre, Başkan Donald Trump’ın son dönemdeki “dengesiz” çıkışları, sadece muhalif demokratları değil, artık kendi eski müttefiklerini ve aşırı sağcı isimleri de harekete geçirdi. Washington gündeminin merkezine oturan temel soru ise şu: ABD Anayasası’nın 25. Maddesi işletilerek bir başkan görevden alınabilir mi?

Retorik mi, Delilik mi? Tartışmayı Alevleyen Çıkışlar
Trump’ın son haftalarda sergilediği performans, akıl sağlığına yönelik şüpheleri doruk noktasına ulaştırdı. Tartışmaları tetikleyen başlıca olaylar şunlar oldu:
- İran Tehdidi: İran ile yaşanan savaş geriliminde “Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak” diyerek bir ülkeyi haritadan silme tehdidi.
- Papa Saldırısı: Katolik dünyasının ruhani lideri Papa’yı “dış politika konusunda berbat” olarak nitelendiren ağır ve küfürlü sosyal medya paylaşımları.
- Gece Yarısı Mesajları: Sosyal medyada takip edilmesi zor, tutarsız ve saldırgan bir dille yaptığı paylaşımlar.
Beyaz Saray bu iddiaları, Trump’ın “zeki ve rakiplerini şaşırtan” bir lider olduğu savunmasıyla reddetse de, Amerikan halkı arasındaki tedirginlik anketlere de yansımış durumda. Reuters/Ipsos verilerine göre Amerikalıların %61‘i Trump’ın yaşlandıkça daha dengesiz hale geldiğini düşünüyor.

Sağ Kanatta Büyük Kopuş: “Soykırımcı Deli”
Trump’ın akıl sağlığına dair en ağır eleştiriler bu kez sol cenahtan değil, bir zamanlar yanında duran isimlerden geldi:
- Marjorie Taylor Greene: Cumhuriyetçi eski milletvekili, İran’ı yok etme tehdidini “delilik” olarak tanımlayarak 25. Madde’nin uygulanması gerektiğini savundu.
- Candace Owens: Aşırı sağcı sunucu, başkanı açıkça “soykırımcı bir deli” olarak nitelendirdi.
- Alex Jones: Komplo teorisyeni, Trump’ın beyninin artık iyi çalışmadığını iddia etti.
- Ty Cobb ve Stephanie Grisham: Eski Beyaz Saray avukatı Cobb, başkanın “açıkça deli” olduğunu söylerken; eski basın sekreteri Grisham, Trump için “iyi değil” ifadesini kullandı.
Trump ise bu eleştirilere kendi üslubuyla yanıt vererek, kendisine muhalif olan bu isimleri “düşük IQ’lu ve aptal insanlar” olarak tanımladı.
Demokratların Hamlesi: Tıbbi Değerlendirme Talebi
Demokrat Parti cephesinde ise tartışma daha kurumsal bir zemine çekiliyor. Maryland Temsilcisi Jamie Raskin, Beyaz Saray doktoruna resmi bir talepte bulunarak başkanın “demans ve bilişsel gerileme” belirtileri gösterip göstermediğinin incelenmesini istedi. Senatör Chuck Schumer ve Temsilciler Meclisi üyesi Ted Lieu gibi isimler, Trump’ı “son derece hasta” ve “kontrol dışı” olarak tanımlayarak, ABD’nin bir güvenlik riskiyle karşı karşıya olduğunu savunuyor.

25. Madde Nedir ve Nasıl İşler?
ABD Anayasası’nın 25. Maddesi, bir başkanın görevini yapamayacak duruma gelmesi halinde yetkilerinin elinden alınmasını düzenleyen karmaşık bir mekanizmadır. Maddenin uygulanabilmesi için şu aşamalar gereklidir:
- Başlatma: Başkan yardımcısı ve Kabine’nin çoğunluğunun, başkanın görev yapamaz durumda olduğuna dair Kongre’ye yazılı bildirim göndermesi gerekir.
- Vekil Başkanlık: Bu bildirimle birlikte başkan yardımcısı anında “Vekil Başkan” olur.
- İtiraz ve Oylama: Başkan görev yapabileceğini beyan ederek itiraz ederse, konu Kongre’ye taşınır.
- Üçte İki Çoğunluk Şartı: Başkanın kalıcı olarak görevden alınması için hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da 3’te 2 çoğunluk sağlanmalıdır. Eğer bu çoğunluk sağlanamazsa, başkan görevine iade edilir.
Eski CIA Başkanı John Brennan‘a göre, bu madde tam da Trump gibi bir liderin yaratabileceği krizler için anayasaya eklenmiştir. Ancak siyasi gerçeklikte, kabinenin ve Cumhuriyetçi ağırlıklı bir Senato’nun bu yolu açması şu an için uzak bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: NYT
