Hollywood yıldızı Zendaya, Christopher Nolan imzalı “The Odyssey” filminin Londra’daki tanıtım çekiminde taktığı altın küpeler nedeniyle kültürel miras tartışmasının merkezine yerleşti. İlk bakışta Antik Yunan estetiğinden ilham alan gösterişli bir kırmızı halı tercihi gibi görünen takıların, yaklaşık 2 bin 700 ila 3 bin yıllık İran eserleri olduğu açıklanınca ilgi kısa sürede eleştiriye dönüştü.
- Kırmızı Halı Görünümü Neden Tepki Çekti?
- Küpelerin Ziwiye Hazinesiyle Bağlantısı Kesin mi?
- Barron London Eleştirilere Ne Yanıt Verdi?
- Glenn Spiro Antik Eserleri Çağdaş Takılara Dönüştürüyor
- Kim Kardashian’ın Marilyn Monroe Elbisesi Hatırlandı
- İran Eserleri Neden Dünyanın Farklı Koleksiyonlarında?
- Bir Moda Tercihinden Daha Büyük Bir Tartışma
Oyuncunun büyük boy küpelerinde kullanılan altın disklerin, MÖ 1. binyıla tarihlenen ve İran’ın kuzeybatısıyla ilişkilendirilen Ziwiye eserleri olduğu belirtiliyor. Londralı mücevher tasarımcısı Glenn Spiro tarafından elmaslar ve sarı altınla çağdaş bir takıya dönüştürülen parçalar, özel koleksiyonunda bulunduklarını açıklayan Barron London tarafından etkinlik için ödünç verildi.
Zendaya’nın beyaz Jacquemus elbisesi ve başörtüsünü andıran tasarım ayrıntıları, filmde canlandırdığı tanrıça Athena’ya gönderme yapıyordu. Ancak tanıtım görünümünün en fazla konuşulan unsuru, Yunan dünyasına ait olmayan ve kökeni İran’a uzanan gerçek antik parçaların moda aksesuarı olarak kullanılması oldu.
Kırmızı Halı Görünümü Neden Tepki Çekti?
Tartışmanın merkezinde küpelerin estetik değeri değil, arkeolojik eserlerin günümüz lüks tüketim dünyasında nasıl kullanıldığı bulunuyor. Arkeologlar ve kültürel miras uzmanları, binlerce yıllık parçaların bir film tanıtımında takılmasının tarihî eserleri korunması gereken kültür varlıklarından çıkararak ünlülerin statü göstergesine dönüştürdüğünü savunuyor.

Sosyal medyada “Dr Z the Archaeologist” adıyla içerik üreten arkeolog, eserlerin İran’dan hangi koşullarda çıkarıldığının açık olmadığını vurgulayarak ünlülerin ve stil danışmanlarının kökeni tartışmalı antikaları kullanmaması gerektiğini söyledi. Benzer eleştirilerde, aynı görünümün kopyalarla hazırlanabileceği ve gerçek eserlerin fiziksel risk altına sokulmasına gerek olmadığı ifade edildi.
Tepki gösteren uzmanlar, meseleye yalnızca olası hasar açısından yaklaşmıyor. Bir antik eserin ait olduğu toplumdan çıkarılması, özel bir koleksiyona girmesi ve daha sonra eğlence sektörünün tanıtım malzemesine dönüşmesi; mülkiyet, sömürgecilik, yasa dışı antika ticareti ve kültürel mirasın ticarileştirilmesi gibi çok daha geniş soruları beraberinde getiriyor.
Zendaya’nın eserlerin geçmişine ilişkin ne ölçüde bilgi sahibi olduğu bilinmiyor. Oyuncu, tartışma hakkında kamuoyuna açık bir açıklama yapmış değil. Bu nedenle eleştirilerin önemli bir bölümü Zendaya’nın yanı sıra stil ekibine, takıları sağlayan galeriye ve antik parçaları çağdaş mücevherlere dönüştüren sektöre yöneliyor.
Küpelerin Ziwiye Hazinesiyle Bağlantısı Kesin mi?
Küpelerin “Ziwiye altın madalyon plakaları” olarak tanıtılması, parçaların doğrudan bilimsel bir kazıda bulunduğu anlamına gelmiyor. Ziwiye Hazinesi, 1940’ların ikinci yarısında İran’ın Kürdistan bölgesindeki Ziwiye köyü yakınlarında ortaya çıkarıldığı bildirilen altın, gümüş, bronz, fildişi ve seramik eserlerden oluşuyor.

Ancak hazinenin keşfi kontrollü bir arkeolojik kazı sırasında gerçekleşmedi. Eserler kısa sürede antika tüccarlarının eline geçti ve dünyanın farklı bölgelerindeki müzelere ya da özel koleksiyonlara dağıldı. Bu nedenle sonraki yıllarda piyasaya çıkan her parçanın gerçekten Ziwiye’den gelip gelmediğini doğrulamak son derece güç hale geldi.
New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi de koleksiyonundaki Ziwiye’yle ilişkilendirilen eserlerin açıklamalarında bu belirsizliğe özellikle dikkat çekiyor. Müze, çok sayıda objenin antika piyasasında Ziwiye kökeniyle satıldığını ancak bu ilişkilendirmenin doğrulanmasının mümkün olmadığını belirtiyor. Üstelik bazı sahte eserlerin de aynı köken bilgisi kullanılarak piyasaya sürüldüğü biliniyor.
Bu nedenle Zendaya’nın taktığı altın diskleri kesin bir ifadeyle “Ziwiye Hazinesi’nin parçaları” olarak tanımlamak yerine, Ziwiye’ye atfedilen antik İran eserleri demek daha doğru. Parçaların yaklaşık MÖ 1. binyıla tarihlendirilmesi ve İran kökenli kabul edilmesi, onların belirli bir kazı alanından geldiğinin tartışmasız biçimde kanıtlandığı anlamına gelmiyor.
Barron London Eleştirilere Ne Yanıt Verdi?
Takıları sağlayan Barron London, parçaların belgelenmiş bir geçmişe sahip olduğunu ve yürürlükteki yasal gereklilikler doğrultusunda korunduğunu savundu. Galeri ayrıca antik disklerin zarar görmesini engelleyen, kalıcı müdahale içermeyen bir sistemle çağdaş küpelere yerleştirildiğini belirtti.
Şirket, ödünç verme kararının ticari bir satış amacı taşımadığını; antik İran kuyumculuğunun ustalığını daha geniş bir kitleye tanıtmayı hedeflediğini ifade etti. Barron London’a göre eserlerin Zendaya tarafından takılması, İran sanatının görünürlüğünü artıran bir kültürel tanıtım niteliği taşıyordu.
Buna karşın eleştirmenler, eserin zarar görmemesinin tek başına yeterli olmadığını düşünüyor. Bir kültür varlığının yasal olarak özel mülkiyette bulunması, onun kırmızı halıda kullanılmasının etik açıdan doğru olduğu anlamına gelmeyebilir.
Uluslararası Müzeler Konseyi de kültür varlıklarında yalnızca asgari yasal şartların değil, daha yüksek bir araştırma ve sorumluluk standardının gözetilmesini öneriyor. ICOM’un etik yaklaşımına göre kurumların eserlerin sahiplik geçmişini incelemesi, yasal kaynaklardan geldiklerini doğrulaması ve şüpheli kökenlere karşı gerekli özeni göstermesi gerekiyor.
Glenn Spiro Antik Eserleri Çağdaş Takılara Dönüştürüyor
Altın diskleri küpe biçiminde düzenleyen Londralı tasarımcı Glenn Spiro, eski dönemlere ait nesneleri modern mücevherlerle buluşturan “Materials of the Old World” adlı koleksiyonuyla tanınıyor.
Spiro’nun koleksiyonunda antik Mısır parçaları, tarihî altın objeler, eski taşlar ve farklı kültürlere ait süsleme unsurları çağdaş pırlantalarla birlikte kullanılıyor. Tasarımcı bu yaklaşımı, geçmişin zanaatkârlığını günümüzde yaşatmanın ve tarihî parçaları yeniden görünür kılmanın bir yolu olarak değerlendiriyor.
Bununla birlikte Zendaya tartışması, “giyilebilir sanat” yaklaşımının sınırlarını yeniden gündeme taşıdı. Koleksiyon değeri taşıyan eski bir elbise ya da yakın dönem mücevheriyle, binlerce yıllık arkeolojik bir objenin aynı biçimde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorgulanıyor.
Eleştirmenlere göre antikaların çağdaş takılara dönüştürülmesi, tarihî nesnelerin kendi bağlamından tamamen koparılmasına yol açabiliyor. Bir zamanlar mezar eşyası, törensel süsleme, adak veya seçkinlere ait bir statü nesnesi olarak kullanılmış olabilecek parçalar, geçmişleri tam olarak araştırılmadan lüks moda ürünlerine dönüşebiliyor.
Kim Kardashian’ın Marilyn Monroe Elbisesi Hatırlandı
Tartışma, Kim Kardashian’ın 2022 Met Gala’da Marilyn Monroe’nun John F. Kennedy’ye doğum günü şarkısı söylediği sırada giydiği orijinal elbiseyi kullanmasına benzetildi.
O dönemde de koruma uzmanları, tarihî ve kırılgan bir giysinin kırmızı halı görünümü uğruna risk altına sokulmasına tepki göstermişti. Zendaya’nın küpelerinde ise konu yalnızca fiziksel korumayla sınırlı kalmadı. Eserlerin hangi koşullarda İran’dan çıkarıldığına ilişkin belirsizlik, tartışmaya kültürel mülkiyet ve olası yağma boyutunu ekledi.

Her iki olayda da kopya kullanılmasının aynı görsel etkiyi yaratabileceği savunuluyor. Uzmanlara göre asıl nesnenin taşıdığı ün veya tarihî önem, onu daha etkileyici bir moda unsuruna dönüştürse de aynı zamanda zarar görme ve anlamından koparılma ihtimalini artırıyor.
İran Eserleri Neden Dünyanın Farklı Koleksiyonlarında?
Ziwiye’ye atfedilen eserlerin bugün farklı ülkelere dağılmış olmasının temelinde, hazinenin bilimsel kazı yöntemleriyle belgelenmeden ortaya çıkarılması bulunuyor. Parçaların önemli bir kısmı yerel aracılar, antika satıcıları ve uluslararası koleksiyonerler üzerinden dolaşıma girdi.
Metropolitan Sanat Müzesi, Louvre ve British Museum gibi kurumlarda Ziwiye’yle ilişkilendirilen eserler bulunuyor. Ancak bu koleksiyonlardaki bazı objelerin dahi kesin keşif yerleri tartışmalı. Dolayısıyla mesele yalnızca Zendaya’nın kullandığı iki altın diskle sınırlı değil; küresel müze ve antika piyasasının onlarca yıldır karşı karşıya olduğu bir belgeleme sorununa uzanıyor.
Bugün kültür varlıklarının iadesiyle ilgili tartışmalar, eserlerin yalnızca yasal olarak satın alınıp alınmadığını değil, ilk kez nasıl ortaya çıkarıldığını, ülkeden hangi tarihte çıkarıldığını ve satış zincirinin ne kadar şeffaf olduğunu da kapsıyor.
Zendaya’nın küpelerinin İran’a iade edilmesini zorunlu kılan kesinleşmiş bir mahkeme kararı veya açıklanmış resmî talep bulunmuyor. Buna rağmen olay, özel koleksiyonlardaki arkeolojik parçaların sergilenmesi ve kullanılması konusunda daha şeffaf bir yaklaşım talebini güçlendirdi.
Bir Moda Tercihinden Daha Büyük Bir Tartışma
Zendaya’nın Athena’dan ilham alan görünümü, filmin tanıtım stratejisine uygun güçlü bir “method dressing” örneği olarak tasarlandı. Ancak küpelerin gerçek antikalar olduğunun ortaya çıkması, konuşulan konuyu elbise ve filmden uzaklaştırarak kültürel mirasın kime ait olduğu sorusuna çevirdi.
Barron London parçaların sorumlu biçimde korunduğunu ve İran sanatını onurlandırdığını savunurken, arkeologlar tarihî eserlerin özel koleksiyonlarda moda aksesuarı haline getirilmesinin yağmalanmış antika ticaretini normalleştirebileceğini düşünüyor.
Tartışmanın en kritik noktası da burada ortaya çıkıyor: Bir nesnenin yasal olarak satın alınabilmesi, onun her amaçla kullanılmasını etik hale getiriyor mu?
Zendaya’nın taktığı altın diskler zarar görmeden koleksiyonlarına geri dönebilir. Ancak yarattıkları tartışma, antik eserlerin müze vitrinleri, özel kasalar ve kırmızı halılar arasındaki yolculuğunun bundan sonra çok daha yakından izleneceğini gösteriyor.
Kaynak: Euronews

