New York’ta 11 Eylül saldırılarının ardından hazırlanan kayıp ilanları, aradan geçen 25 yılın ardından ilk kez kamuya açık bir sergide bir araya geliyor. 11 Eylül kayıp ilanları, sanatçı ve fotoğrafçı Phil Buehler’ın saldırıdan sonraki günlerde çektiği 500’den fazla fotoğraf arasından seçildi.
Brooklyn’deki Most Holy Trinity – St Mary’s Kilisesi’nde düzenlenecek Countenance: The 9/11 Missing Posters başlıklı yerleştirme, saldırının 25. yılı yaklaşırken ziyaretçilere açılacak. Sergide 144 fotoğraf, ikiz kuleleri hatırlatacak şekilde dikey çiftler hâlinde yerleştirilen 24 yarı saydam parşömen panel üzerinde gösterilecek.

Phil Buehler Kayıp İlanlarını Nasıl Arşivledi?
Buehler, ilk kayıp ilanını 11 Eylül 2001 günü Tribeca’da, ilk müdahale ekiplerine yiyecek ve su dağıtan bir barın penceresinde gördü. İlanda “Missing” yani “Kayıp” ifadesi bulunuyordu. Bu ilan, saldırı sırasında ortadan kaybolan bir kişi hakkında bilgi edinmek için hazırlanmıştı.
Sanatçı, ikiz kulelerin çöküşünü ofisinin penceresinden izlemişti. Sonraki günlerde kayıp ilanları çoğaldıkça bunları fotoğraflamaya başladı. 500’den fazla görüntü biriktirdikten sonra fotoğrafları bir kutuya koyarak yüksek bir rafta sakladı. Buehler, ilanlara uzun süre bakmaya dayanamadığını belirtti.
Buehler’ın Dünya Ticaret Merkezi’yle ilişkisi saldırıdan çok daha öncesine uzanıyordu. Yapıyı 1973’ten, 16 yaşından beri fotoğraflıyordu. 11 Eylül 2001’de ise bir teknoloji girişiminin danışma kurulu üyesi olarak kuzey kulenin tepesindeki Windows on the World restoranında düzenlenen bir konferansa davet edilmiş, ancak bu daveti kabul etmemişti. Daveti yapan kişi saldırı günü hayatını kaybetti; Buehler’ın bir arkadaşının ise yaşananlar nedeniyle suçluluk hissettiğini aktardı.

İlanlar Günlük Hayattan Fotoğraflarla Hazırlandı
Saldırıyı izleyen iki veya üç hafta boyunca Buehler, New York sokaklarını bisikletiyle dolaştı. Her gece bir internet sitesini güncelledi, fotoğraflar ve kısa notlar yayımladı. Bu çalışma, blog yazarlığının henüz yeni ortaya çıktığı döneme denk geliyordu.
Kayıp ilanları çitlerde, metro girişlerinde ve mağaza vitrinlerinde görünmeye başladı. Union Square ile Washington Square Park’ta da kendiliğinden oluşan anıtlar ortaya çıktı. O dönemde akıllı telefonlar, bulut depolama sistemleri ve herkesin kolayca ulaşabildiği dijital fotoğraf arşivleri bulunmadığı için aileler, yakınlarını tanımlayabilecek basılı bir fotoğraf bulmak amacıyla evlerindeki albümlere yöneldi.
Bazı ilanlar, masaüstü yayıncılık programları kullanan meslektaşlar tarafından düzenli bir tasarımla hazırlandı. Bazılarıysa boş bir fotokopi kâğıdına bantla tutturulmuş fotoğraflardan oluşuyordu. Bu ilanların çevresinde, travma servisinde bilinci kapalı bir hastanın kimliğini belirlemeye yardımcı olabilecek fiziksel özellikler el yazısıyla sıralanıyordu.
Boy, kilo, doğum tarihi, şirket adı, çalışılan kat, dövme, ameliyat izi, kol saati ve saldırı sabahı giyilen kravatın rengi gibi ayrıntılar ilanlarda yer aldı. Fotoğraflar çoğunlukla çocuklarıyla birlikte görülen babalardan, düğünlerden, mezuniyet törenlerinden ve takım elbiseli kişilerden seçildi. İlanlardan birinde “Please find daddy” yani “Lütfen babayı bulun” ifadesi bulunuyordu.
New York’ta arama kurtarma çalışmaları sürerken günler haftalara dönüştü. Saldırılarda New York, kuzey Virginia ve Pennsylvania’da kaçırılan uçaklar nedeniyle yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti.
