20 yıl aradan sonra geri dönen The Devil Wears Prada 2, nihayet izleyiciyle buluştu. Moda dünyasının en ikonik karakterlerinden biri olan Miranda Priestly, bu kez bambaşka bir dönemin ortasında sahneye çıkıyor. Üstelik film yalnızca nostaljiye yaslanmakla kalmıyor; aynı zamanda dijital çağın sert gerçekleriyle yüzleşen bir hikâye sunuyor.
İlk eleştirmen yorumları ise oldukça net: Bu devam filmi sıradan değil.
Eleştirmenler Neden Bu Kadar Etkilendi
Öncelikle The Devil Wears Prada 2, vizyon öncesi yapılan basın gösterimlerinde güçlü tepkiler aldı. Özellikle birçok eleştirmen filmi “beklentileri aşan bir devam yapımı” olarak tanımlıyor.

Variety’den gelen yorumlar, filmin tonunu net şekilde ortaya koyuyor. Eleştirmenler, senaryonun zekice yazıldığını ve diyalogların yıllarca hatırlanacak kadar güçlü olduğunu vurguluyor.
Bununla birlikte Hollywood Reporter, filmi yalnızca bir moda hikâyesi olarak değil, aynı zamanda “sert bir medya eleştirisi” olarak değerlendiriyor. Bu da yapımın yüzeydeki şıklığın altında daha derin bir anlatı sunduğunu gösteriyor.

Hikâye Bu Kez Çok Daha Sert
Yeni filmde Miranda Priestly artık kariyerinin son dönemine yaklaşan bir figür olarak karşımıza çıkıyor. Ancak bu kez en büyük rakibi moda dünyası değil; dijitalleşen medya düzeni.
Bununla birlikte hikâye, Andy Sachs ile yeniden kesişiyor. İkili, köklü Runway dergisini dijital çağda ayakta tutmaya çalışırken, sistemin değişen kurallarıyla mücadele etmek zorunda kalıyor.
Ayrıca bu süreçte devreye giren bir diğer önemli karakter ise artık güçlü bir moda figürü haline gelen Emily Charlton oluyor. Bu dinamik, filmin hikâyesine yeni bir güç dengesi katıyor.

Oyunculuklar: Zaman Hiç Geçmemiş Gibi
Filmin en çok övülen yönlerinden biri ise oyunculuk performansları. Meryl Streep, Anne Hathaway ve Emily Blunt, karakterlerine sanki hiç ara vermemiş gibi geri dönüyor.
Eleştirmenlere göre bu uyum, filmin en büyük avantajlarından biri. Özellikle Hathaway’in performansı, kariyerinin en güçlü işlerinden biri olarak gösteriliyor.
Ayrıca kadroya dahil olan Kenneth Branagh ve Justin Theroux, hikâyeye yeni bir dinamizm kazandırıyor.

Moda Dünyası Bu Kez Daha Gerçek
Bununla birlikte film, yalnızca karakterler üzerinden değil, atmosfer üzerinden de dikkat çekiyor. The Devil Wears Prada 2, moda dünyasının parıltılı yüzünün arkasındaki sert rekabeti ve dönüşümü daha açık şekilde yansıtıyor.
Özellikle Lady Gaga, Donatella Versace ve Ashley Graham gibi isimlerin kısa rolleri, filme gerçekçilik katarken aynı zamanda izleyiciye güçlü bir görsel deneyim sunuyor.

Eleştirmenlerin Ortak Yorumu: Beklemeye Değdi
Farklı platformlardan gelen yorumlara bakıldığında ortak bir görüş öne çıkıyor: “Beklemeye değdi.”
Eleştirmenler, filmin nostaljiye yaslanmadan yeni bir hikâye kurmayı başardığını vurguluyor. Ayrıca ilk filme göre daha derin ve daha keskin bir anlatı sunduğu da sıkça dile getiriliyor.
Bu durum, The Devil Wears Prada 2’nin yalnızca eski hayranlara değil, yeni izleyicilere de hitap edebileceğini gösteriyor.

Vizyon Günüyle Birlikte Gözler Gişede
Bugün itibarıyla vizyona giren film için beklentiler oldukça yüksek. İlk yapımın 327 milyon dolarlık gişe başarısı göz önüne alındığında, devam filminin de benzer bir etki yaratması bekleniyor.
Üstelik güçlü eleştirmen yorumları, filmin gişe performansını doğrudan etkileyebilecek en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Dolayısıyla The Devil Wears Prada 2, sadece bir devam filmi değil; aynı zamanda 2026’nın en çok konuşulacak yapımlarından biri olmaya aday.
Kaynak: Harper’s Bazaar
