Rose Tremain Yazarlığı Sürdürmekte Kararlı
Rose Tremain yazarlığı, 83 yaşındaki romancı için hâlâ hayatının merkezinde yer alıyor. Daphne du Maurier hakkında kaleme aldığı son romanının yayımlanması vesilesiyle yaş, yaratıcılık ve üretmeye devam etme isteği üzerine değerlendirmelerde bulunan Tremain, yazmayı bırakmayı düşünmediğini belirtti.
Tremain, kendi kuşağından romancıların birer birer hayatını kaybettiğine dikkat çekti. 1983’te Granta tarafından hazırlanan “En İyi 20 Genç Britanyalı Romancı” listesinde yer alan isimlerden altısının artık hayatta olmadığını söyleyen yazar, bu kuşağın yaşlanırken okurların ilgisini koruyup koruyamayacağı sorusunu da gündeme getirdi.
Yazarın sözünü ettiği listede Martin Amis de bulunuyordu. Tremain, Salman Rushdie’nin bir saldırı sırasında yaralanmasına ve Julian Barnes’ın kan kanseriyle yaşamasına değinirken, bazı yazarların da unutulmanın ağır etkisiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Tremain İçin Asıl Mesele Okur ve Ödüller Değil
Tremain’e göre ciddi yazarların asıl odağında okur ilgisi, satış rakamları, telifler ya da ödüller bulunmuyor. Yazarların birbirleriyle konuştuğu ve onsuz yaşayamayacaklarını düşündüğü şeyin doğrudan edebî üretimin kendisi olduğunu söyledi.
Tremain, 2019’da pankreas kanseri nedeniyle zorlu bir işlem geçirdiği dönemi de yazarlık anlayışıyla ilişkilendirdi. Addenbrooke Hastanesi’nde hayatının sona erme ihtimalini düşündüğü uykusuz gecelerde, yalnızca sevdiği insanları ve değer verdiği yerleri kaybetmekten değil, hikâye anlatıcılığının sona ermesinden de korktuğunu anlattı.
Hikâye fikirlerinin 12 yaşından beri hayatının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten yazar, yatılı okuldayken ilk oyununu yazdığını söyledi. Bu fikirlerden mahrum kalacağı bir yaşamın, Martin Amis’in kullandığı ifadeyle “sığ” hissedileceğini dile getirdi.

David Hockney’nin Çalışma Disiplini Ona İlham Veriyor
Tremain, yaş aldıkça üretmeye devam eden sanatçılar arasında David Hockney’yi örnek gösterdi. Hockney’nin hayatının son dönemlerinde verdiği röportajlarda da her gün sanatıyla ilgilenme kararlılığının görüldüğünü belirtti.
Hockney’nin “Uyanırım. Ve çalışmaya giderim” sözünü hatırlatan Tremain, sanatçının resimden uzaklaşmayı düşünmesini anlamsız bulacağını ifade etti. Ona göre sanatçıların ve yazarların ilerleyen yaşlarda üretiminde gerileme görülebilse de bu durum kaçınılmaz değil.
Tremain, hayatının sonlarına yaklaştığını kabul etse de yaklaşık 70 yıldır kendisine eşlik eden yazma alışkanlığından vazgeçmek istemediğini söyledi. Norfolk’ta bahçesiyle ilgilenen ve yalnızca ailesinin yaşamına odaklanan bir emeklilik hayatı sürdürdüğü düşüncesine karşı çıkan yazar, roman ve hikâye fikirlerinin hâlâ zihnine geldiğini anlattı.
Bu fikirleri kapıda bekleyen ve içeri alınmayı isteyen kişilere benzeten Tremain, onları dışarıda bırakması hâlinde ortaya çıkan yaratıcı enerjinin nereye gideceğini sorguladı.
Son Dönem Romanlarını Savundu
Tremain, hayatının son üçte birlik bölümünde yazdığı eserlerin ilk dönem çalışmalarından daha zayıf olduğuna inanmadığını da belirtti. The Gustav Sonata (2016), Islands of Mercy (2020), Lily (2021) ve Absolutely and Forever (2023) adlı romanlarının eleştirmenlerden olumlu tepkiler aldığını söyledi.
Yazar, söz konusu kitapları kariyerinin ilk dönemlerinde hiç yaşamadığı bir yaratıcı yükseliş içinde kaleme aldığını ifade etti. Buna karşılık, 1983 tarihli Granta listesindeki bazı yazarların edebî şöhrete daha genç yaşta ulaştığını hatırlattı.
Martin Amis ile Ian McEwan’ın 20’li yaşlarında edebiyat dünyasında güçlü bir konum edindiğini belirten Tremain, Salman Rushdie’nin de o dönemde Booker ödüllü Midnight’s Children romanını yayımlayarak dikkat çektiğini söyledi. Kendisi ise o yıllarda yalnızca iki kitap yayımlamış ve roman biçimine yeterince hâkim olup olmadığından emin olamamıştı.
BBC Radyo Tiyatrosu Dönemi
Bu belirsizlik döneminde oyun yazarlığına dönen Tremain, BBC’nin radyo tiyatrosu bölümünde çalıştı. 1984’ün en iyi radyo oyunlarından biri ödülünü Temporary Shelter adlı yapıtıyla kazandı.
