Maggie Gyllenhaal açıklaması, Busan Uluslararası Film Festivali’ndeki basın toplantısında gündeme geldi. Oyuncu, birlikte çalıştığı en iyi yönetmenlerin çevrelerindeki insanların fikirlerinden yararlanmayı bildiğini söylerken, ekip arkadaşlarının katkılarını bastırmaya çalışan yönetmenleri “çok korkmuş” ya da “pek akıllı olmayan” kişiler olarak nitelendirdi.
Gyllenhaal, festivalde senaryosunu yazıp yönettiği Flesh Impact adlı kısa filmle yer alıyor. Yapımda Ellen Burstyn, 100 yaşındaki Marilyn Monroe’yu; Dakota Johnson ise yıldızın gençlik dönemini canlandırıyor. Peter Sarsgaard ve Sepideh Moafi’nin de rol aldığı film, Venedik Film Festivali‘nde yarışma dışı olarak dünya prömiyerini yaptı.

Maggie Gyllenhaal Yönetmenlik Anlayışını Anlattı
Gyllenhaal, ilk uzun metrajlı yönetmenlik deneyimi olan The Lost Daughter üzerinde çalışırken setteki herkesin katkı sunmakta özgür hissetmesine önem verdiğini anlattı. Oyuncuların yanı sıra görüntü yönetmeni, yapım tasarımcısı ve ışık şefinin fikirlerini de değerlendirdiğini belirtti.
“Sonuçta karar yönetmen olarak bana ait. Güç bende, dolayısıyla başka hiç kimsenin sesini bastırmak için bir neden yok,” diyen Gyllenhaal, ekibindeki insanların düşüncelerinden yararlanarak yapılan bir filmin, yönetmenin her şeyi tek başına tasarladığı bir çalışmadan çok daha iyi olacağını söyledi.
Yönetmen, oyunculuktan yapımcılığa, ardından senaristlik ve yönetmenliğe geçişinin kendisi için doğal ilerlediğini ifade etti. Gençlik yıllarında kadın yönetmenlerin sayısının az olması nedeniyle oyunculuğun, film seven ve hikâye anlatmak isteyen bir kadın için en belirgin yol gibi göründüğünü söyledi.
Gyllenhaal, oyunculuğun uzun süre kendisi için tatmin edici ve heyecan verici olduğunu, ancak bir noktada bu alanda yapabileceklerinin sınırına ulaştığını düşündüğünü anlattı. Senaristlik ve yönetmenlik sürecinin The Lost Daughter ile sekiz yıl önce başladığını, kamera arkasında kendisini daha rahat ve ilham almış hissettiğini belirtti.

Flesh Impact Nasıl Ortaya Çıktı?
Flesh Impact, lüks otomobil markası Genesis’in, Marilyn Monroe’nun haziran ayında gerçekleşmiş olsaydı 100. doğum günü için verdiği sipariş üzerine geliştirildi. Gyllenhaal, Monroe’yu büyük ölçüde bir sinema ikonu olarak tanıdığını ve film hakkında söyleyecek bir şeyi olup olmadığına karar vermek için bir hafta boyunca yıldızla ilgili okumalar yaptığını ve filmlerini izlediğini söyledi.
Yönetmen, Monroe’yu filmde 100 yaşında göstermeyi düşündüğünde Genesis’in bu fikri kabul etmeyeceğine inandığını anlattı. Buna karşın marka öneriyi onayladı ve Gyllenhaal senaryoyu bir hafta sonunda tamamladı.
Gyllenhaal’a göre film yalnızca Monroe’nun mirasını anmakla kalmıyor. Yapım aynı zamanda Ellen Burstyn’in kariyerini ve Dakota Johnson’ın kariyerini kutlayan ve onurlandıran bir çalışma niteliği taşıyor.
Gyllenhaal Ailesinde Sinema Geleneği
Maggie Gyllenhaal’ın babası Stephen Gyllenhaal yönetmen, annesi Naomi Foner ise senarist. Oyuncu, ailesiyle birlikte neredeyse her cuma gecesi sinemaya gittiklerini söyledi.
Annesinin ilk filmini büyükanne olduktan sonra yönettiğini belirten Gyllenhaal, Naomi Foner’ı kendisine en iyi geri bildirimleri veren kişi olarak tanımladı. Kardeşi Jake Gyllenhaal’la yakın arkadaş olduğunu, farklı zevklerinin ise kendisi için bir hediye sayıldığını ifade etti.
Gyllenhaal, üzerinde çalıştığı “filizlenmekte olan” iki fikir bulunduğunu da açıkladı. Variety’nin haziran ayında aktardığına göre yönetmen, Rachel Kushner’ın Creation Lake romanından uyarlanacak yapımda Warner Bros. için yönetmenlik ve yapımcılık üstlenecek.
Kadın sinemacılar konusundaki değerlendirmesinde ise Venedik’te jüri başkanı olduğu dönemde yaptığı açıklamalara döndü. Söz konusu yarışmada yalnızca bir kadın yönetmenin filminin yer aldığını hatırlattı.
