IvyBears animasyon projesi, markanın tüketici ürünlerinden karakter odaklı eğlence içeriklerine uzanan dönüşümünü temsil ediyor. IvyBears’ın kurucusu ve CEO’su Dr. Kaan Haylaz, MIPJunior sonrasında Variety’ye verdiği röportajda bu modeli “ters çark stratejisi” olarak tanımladı.
Haylaz’ın açıklamalarına göre süreç, yemek konusunda zorlanan oğlu Pars’a yardımcı olma amacıyla başladı. Bu kişisel girişim zaman içinde uluslararası bir tüketici markasına, ardından da animasyon karakterleri etrafında şekillenen bir fikrî mülkiyete dönüştü.

IvyBears Markası Eğlence Evrenine Nasıl Taşınıyor?
Geleneksel eğlence modelinde önce karakterler yaratılıyor, ardından bu karakterler etrafında izleyici kitlesi ve tüketici ürünleri oluşturuluyor. Kaan Haylaz ise IvyBears için bu sürecin tersine işletildiğini belirtiyor.
Haylaz’ın yaklaşımında ürünler, animasyon karakterleriyle aynı evrenin parçaları olarak tasarlanıyor. Çocukların ekranda gördükleri kahramanları daha sonra süpermarket ya da eczanede bulunan ürünlerin üzerinde tanıması hedefleniyor. Böylece tüketici ürünü ile eğlence içeriği birbirinden ayrı iki alan olmaktan çıkıyor.
Haylaz, animasyona ilgisinin çocukluk yıllarında başladığını ve “Transformers”, “He-Man, the Masters of the Universe” ile “Ninja Turtles” gibi yapımlardan etkilendiğini anlattı. Pixar’ın “Toy Story” ile animasyonun elle çizilmiş 2D görüntülerden dijital 3D üretime geçişinde önemli bir değişim yarattığını da vurguladı.
IvyBears karakterlerinin tasarımında ise yalnızca sevimli ve renkli figürler oluşturmak yerine, birbirinden ayrışan özelliklere sahip bir ekip kurulması amaçlanıyor. Haylaz, bu karakter grubunu “A-Team” ile “Angry Birds”ün birleşimine benzetiyor. Karakterlerin iyiliği temsil ettiğini, kötüleri cezalandırmayı sevdiklerini ve bu nedenle geleneksel anlamda sevimli olmayan, kendine güvenen bir tavır taşıdıklarını ifade ediyor.

Moontrail Animation Studios Yapay Zekâdan Nasıl Yararlanıyor?
Malta merkezli Moontrail Animation Studios, IvyBears karakterlerini hayata geçirmek için insan yaratıcılığıyla yönlendirilen yapay zekâ araçlarını kullanıyor. Haylaz’a göre yapay zekâ, film yapımcısının yerini alan bir aktör değil; yaratıcı ekibin kullandığı bir araç.
Stüdyoda yaratıcı yön, hikâye anlatımı, duygusal kararlar ve sanatsal değerlendirmeler insanların sorumluluğunda kalıyor. Haylaz, amaçlarının sanatçıları üretim sürecinden çıkarmak olmadığını, bağımsız yaratıcıların iddialı projeler geliştirmesini zorlaştıran finansal ve teknik engelleri azaltmak olduğunu söylüyor.
