Into the Woods ışık tasarımı, Stephen Sondheim’ın masal dünyasında geçen müzikaline Olivier ödülü kazandırdı. Aideen Malone tarafından hazırlanan çalışma, tasarımcının kendi değerlendirmesine göre tamamlanmamış ayrıntılar barındırmasına rağmen jüri ve izleyicilerden karşılık buldu.
Londra’daki Bridge Theatre’da sahnelenen yapımın West End’e taşınmasıyla birlikte ışık tasarımı, gösterinin öne çıkan unsurlarından biri oldu. Müzikalde Külkedisi, Kırmızı Başlıklı Kız ve diğer masal karakterleri, başlangıçta davetkâr görünen ancak ilerleyen bölümlerde karanlık ve gizemli bir hâle bürünen ormanda yollarını arıyor.

Into the Woods’un Ormanı Işıkla Değişiyor
Aideen Malone, yapımı bugüne kadar üzerinde çalıştığı en tamamlanmamış işlerden biri olarak tanımlıyor. Işık tasarımcısı, birçok ayrıntıyı bitirmeye zaman kalmadığını ve ekibin çalışma sürecinde ciddi bir zaman baskısıyla karşılaştığını söylüyor.
Malone’un yaklaşımında ışık, yalnızca sahneyi görünür kılan bir unsur değil. Gündüzden geceye geçiş, ormanın değişen atmosferi ve karakterlerin yaşadığı dönüşüm, renk ve yoğunluk farklılıklarıyla izleyiciye aktarılıyor. Başlangıçta bereketli ve davetkâr görünen orman, masalların çarpışması ve karakterlerin mutlu sonların ötesine geçmesiyle birlikte yıkım ve çoraklık hissi veren bir alana dönüşüyor.
Tasarımda farklı sis türleri de kullanılıyor. Malone, yoğun biçimde yükselen bir sisle yerde alçak kalan serin sisi aynı çalışma içinde değerlendiriyor. Işık, özellikle karakterlerin bir aydınlanma yaşadığı anlarda bu sis katmanlarını delerek sahnede belirgin görsel etkiler oluşturuyor. Kırmızı Başlıklı Kız’ın kurdun karnından çıkarılması ve Jack’in fasulye sırığından inmesi, bu yaklaşımın öne çıktığı anlar arasında yer alıyor.

Ödüllü Yapımda Ekip Çalışması Öne Çıkıyor
Malone, Into the Woods’un başarısını tek bir yaratıcı çalışmaya bağlamıyor. Jordan Fein’in yönetmenliğini, Tom Scutt’ın dekor tasarımını ve Roland Horvath’ın video çalışmasını da içeren yapının bir ekip işi olduğunu vurguluyor.
İrlandalı tasarımcı, daha önce Tom Scutt’la Olivier ödülü kazanan Fiddler on the Roof yapımında da çalıştı. Bu işte Scutt’ın hazırladığı buğday tarlalarını ışıklandıran Malone, Into the Woods’ta ise duman, sis ve ışığın birlikte yarattığı sürprizli bir görsel dünya kurdu.
Malone’un tiyatrodaki ilgisi, ışığın teknik ve yaratıcı yönlerini aynı anda kullanabilmesine dayanıyor. Dublin’deki Trinity’de, ardından Londra’daki Goldsmiths’te aldığı eğitim sırasında sahne arkasındaki rollere yönelen tasarımcı, sahnede yer almak yerine bütün ekiple iş birliği yapmayı daha rahat bulduğunu belirtiyor.
Aideen Malone’un Tiyatroya Uzanan Kariyeri
Malone’un ışık tasarımına yönelmesinde Dublin’de genç yaşta izlediği bir pantomimin etkisi oldu. Okul yıllarında Oklahoma! ve The King and I yapımlarında erkek karakterleri canlandırsa da kariyerini oyunculuk yerine sahne arkasında sürdürdü.
Kariyerinin ilk döneminde fringe tiyatrolarında ve dans gösterilerinde çalışan Malone, dansçı ve koreograf Akram Khan’la turneye çıktı. Dansın bedenleri mekân içinde heykelsi bir biçimde ele almasına ve ışık açılarıyla çalışmaya izin vermesini özellikle sevdiğini söylüyor.
Tiyatro çalışmalarında Sally Cookson’la da iş birliği yapan tasarımcı, Jane Eyre ve A Monster Calls gibi yapımlarda birlikte çalıştı. Cookson’la hazırlanan işlerin provaların son haftasına kadar belirsizlik taşıdığını anlatan Malone, 2016’da National Theatre’da sahnelenen Peter Pan yapımının da basın gecesine kadar yoğun bir süreçten geçtiğini aktarıyor.
Pandemi döneminde University College London’da ışık ve aydınlatma alanında yüksek lisans yapan Malone.
