Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen trajik okul saldırıları, Türkiye’de toplumsal bir infiale yol açarken gözlerin televizyon ekranlarındaki şiddet diline çevrilmesine neden oldu. Şiddeti normalleştiren yapımlara karşı yükselen tepkilere, Türkiye’nin dev markaları “reklam ambargosu” ile yanıt verdi. Yapı Kredi’nin başlattığı “şiddet varsa reklam yok” hareketi, kısa sürede Vestel ve Aktif Bank gibi sektör devleri tarafından da desteklenerek bir toplumsal sorumluluk projesine dönüştü.

Reklamverenlerden Etik ve Kamusal Sorumluluk Hamlesi
Televizyon dizilerinde giderek tırmanan şiddet dozuna karşı ilk somut adım Yapı Kredi’den geldi. Kurumsal İletişim Direktörü Arda Öztaşkın, şiddet dilini temel alan içeriklere reklam verilmeyeceğini belirterek, bu kararı bir tercihten ziyade vicdani bir yükümlülük olarak tanımladı. Bu açıklamanın ardından Vestel ve Aktif Bank da benzer kararlar alarak şiddeti özendiren içerikleri iletişim planlarından tamamen çıkardıklarını duyurdu. Aktif Bank bünyesindeki N Kolay, Passo ve Uption gibi markalar da bu boykota dahil edilerek geniş bir ekosistemde şiddete karşı set çekildi.

Araştırmalar Acı Tabloyu Ortaya Koyuyor: Dizilerin %97’si Psikolojik Şiddet İçeriyor
Toplumsal tepkinin temelinde yatan veriler, BAREM Araştırma’nın son on yılı kapsayan çalışmasıyla gün yüzüne çıktı. 94 televizyon dizisinin incelendiği araştırmaya göre, sahnelerin yaklaşık yarısında orta yoğunlukta, %32’sinde ise çok yüksek düzeyde şiddet bulunuyor. Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından bazıları şunlardır:
- Dizilerin tamamında fiziksel ve ekonomik şiddet yer alıyor.
- Yapımların %97’sinde psikolojik şiddet unsurları mevcut.
- Kadına yönelik şiddet, dizilerin %86’sında işleniyor.
- 15-24 yaş grubundaki gençlerin %77‘si bu içeriklere doğrudan maruz kalıyor.
Sosyal Medyada Şiddete Karşı Büyük Dalga
Okul saldırılarında hayatını kaybedenlerin acısı tazeyken, sosyal medya platformlarında da şiddet içerikli yapımlara karşı büyük bir kampanya başlatıldı. Instagram ve X (Twitter) üzerinden yayılan tepkilerde, şiddet sahnelerinin toplumun ruh sağlığını ve güvenliğini tehdit ettiği vurgulandı. “İyi seyirler Türkiye” etiketiyle paylaşılan ve ekranlardaki şiddet karelerini eleştiren görseller yüz binlerce etkileşim alırken, halkın reklamverenlerin bu ambargo kararına verdiği destek çığ gibi büyüdü.
Okul Saldırıları ve Şiddetin Anatomisi
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırılarda 9’u çocuk 10 kişinin hayatını kaybetmesi, şiddetin sadece ekranda kalmadığını, toplumsal yaşamın en güvenli alanları olan okullara kadar sızdığını kanıtladı. Uzmanlar, televizyondaki şiddet dilinin özellikle gençler üzerindeki etkisine dikkat çekerek, gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda Türkiye’nin de Amerika’daki gibi okul cinayetlerini kanıksayan bir toplum haline gelebileceği uyarısında bulunuyor. Markaların aldığı bu kararlar, medya kuruluşlarını içerik kalitesini ve toplumsal faydayı yeniden düşünmeye zorlayacak bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: Oksijen
