Oscar yarışı, 2025 sezonunda sonbahar festivallerinin beklenen heyecanı yaratamamasına rağmen yeni filmlerin ve oyuncuların öne çıkmasıyla hareketlenmeye başladı. Sundance, Berlin ve mart ayında vizyona giren Project Hail Mary, Akademi ödülleri için dikkat çeken yapımlar arasında yer alıyor.
Bu yılki yarışın en önemli farkı, geçmişte Oscar adaylarını ve kazananlarını belirlemede büyük rol oynayan sonbahar festivallerinin etkisinin azalması. Venedik, Telluride ve Toronto festivallerinden gelen filmler, önceki yıllardaki kadar güçlü bir ortak heyecan yaratmadı. Bir zamanlar Birdman, Spotlight, 12 Years a Slave ve The King’s Speech gibi yapımların Oscar yolculuğunu başlatan festival hattı, Covid-19 döneminin etkilediği Nomadland’den bu yana en iyi film yarışında daha sınırlı bir rol oynuyor.

Sonbahar Festivallerinin Etkisi Azaldı
2025 sezonundaki festival programları, aralarında Tom Cruise, Timothée Chalamet, Anne Hathaway, Christian Bale, Amy Adams, Daisy Edgar-Jones, Ben Affleck ve Mikey Madison’ın bulunduğu yıldız oyuncuların yeni filmleriyle dikkat çekebilirdi. Ancak bu yapımların hiçbiri festival galasını tercih etmedi.
Sektör yayınlarında yer alan değerlendirmelere göre stüdyolar, kötü eleştiri alma ve başrol oyuncuları açısından olası bir itibar kaybı yaşama riskinden kaçınmayı seçiyor. The Shape of Water ve Poor Things gibi ödül sezonunda başarı yakalayan örneklerin karşısında White Noise ile Joker: Folie à Deux gibi beklentileri karşılamayan yapımların bulunması, bu temkinli yaklaşımın arka planında gösteriliyor.
Sonbahar festivallerindeki ivmenin zayıflaması, Oscar adaylarının başka etkinliklerde ve vizyon süreçlerinde ortaya çıkmasına yol açtı. Ocak ayında adaylıkların açıklanmasıyla birlikte gözler, Utah’taki son Sundance Film Festivali’nin düzenlendiği Park City’ye çevrildi.

Olivia Wilde ve The Invite Öne Çıkıyor
Sundance’in en çok konuşulan yapımı, Olivia Wilde’ın rol aldığı ve yönettiği The Invite oldu. İspanyol yapımı The People Upstairs’in yeniden çevrimi olan film, seks ve ilişkiler üzerine kurulu, yoğun diyaloglu bir oda komedisi olarak tanımlanıyor.
Wilde, Gregg Araki’nin komedisi I Want Your Sex’teki performansıyla da festivalin öne çıkan isimleri arasında yer aldı. The Invite’ın coşkulu galasının ardından haklar için rekabet yaşandı ve A24, filmin dağıtım haklarını satın aldı. Yaz aylarındaki gösterim ise sağlam bir gişe performansı ve devam eden izleyici ilgisiyle karşılandı.
Film ilk aşamada Akademi’nin bariz tercihlerinden biri olarak görülmese de zaman içinde daha güçlü bir aday haline geldi. Wilde’ın hem oyunculuk hem de yönetmenlik dallarında adaylık alan ilk kadın olabileceği değerlendiriliyor. The Invite, mevcut tablo içinde A24’ün en güçlü Oscar adayı olarak öne çıkıyor.
John Turturro İçin Oyunculuk Adaylığı İhtimali
Sundance’te destek gören bir diğer yapım, John Turturro’nun başrolünde yer aldığı suç draması The Only Living Pickpocket in New York oldu. Sony Pictures Classics tarafından satın alınan film için Oscar kampanyasının baştan itibaren dikkate alındığı belirtiliyor.
Turturro, yapımda neredeyse her sahnede yer alan bir performans sergiliyor. Henüz Oscar adaylığı bulunmayan oyuncunun bu rolle en iyi erkek oyuncu kategorisindeki beş kişilik listeye girebileceği öne sürülüyor.
Josephine İçeriği Nedeniyle Zorlu Bir Yarışta
Sundance’in büyük ödülünü bu yıl Channing Tatum’ın başrolünde yer aldığı Josephine kazandı. Beth de Araújo’nun yazıp yönettiği drama, övgü toplamasına rağmen konusu nedeniyle izleyiciler ve alıcılar açısından zorlayıcı bir yapım olarak değerlendiriliyor.
Film, grafik bir cinsel saldırıya tanık olan sekiz yaşındaki bir kız çocuğunun sonrasında yaşadığı sarsıntıyı anlatıyor. Gösterim sırasında bazı izleyicilerin salondan ayrıldığı bildirildi. Bu içerik, yapımın satın alınmasını zorlaştırırken sonunda film küçük ve yeni bir şirket olan Sumerian Pictures’a gitti.
Tatum’ın performansı, oyuncunun kariyerindeki en güçlü çalışmalardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak filmin konusu ve arkasındaki şirketin henüz kendini kanıtlamamış olması, Oscar kampanyasının önündeki zorlukları artırıyor. Josephine’in Akademi’den geniş bir karşılık bulmak yerine bazı eleştirmen birliklerinin ödülleriyle yetinmek zorunda kalabileceği belirtiliyor.
Sundance’in büyük ödülü her zaman Oscar başarısının habercisi olmuyor. Son yıllardaki ödül sahipleri arasında Clemency, Atropia, Nanny ve In the Summers bulunuyor. Buna karşın Coda, Minari ve Whiplash gibi filmler, festivaldeki erken başarılarını etkili Oscar kampanyalarının başlangıcına dönüştürmeyi başardı.
Berlin’de Sandra Hüller Takipte
Berlin Film Festivali, geçmişte Akademi’nin ilgisini çeken çok sayıda yapıma ev sahipliği yapmasa da uluslararası filmlerin Oscar yarışındaki görünürlüğünün artmasıyla daha önemli bir durak haline geldi. Festivalin önceki yıllardaki dikkat çeken örnekleri arasında Ethan Hawke’ın Blue Moon’daki performansı, Charlotte Rampling’in 45 Years’taki rolü ve The Grand Budapest Hotel’in kazandığı dört ödül bulunuyor.
Bu yıl Berlin’de en fazla konuşulan isimlerden biri Sandra Hüller oldu. Oyuncunun siyah-beyaz drama Rose’daki toplumsal cinsiyet değiştiren performansı, onu en iyi kadın oyuncu yarışının sınırına taşıyabilir. Hüller’in aynı yıl övgü alan üç filmde daha yer alması da yarıştaki konumunu güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor. Bu yapımlardan biri, Berlin Film Festivali tamamlandıktan kısa süre sonra gösterildi.
Project Hail Mary Beklentileri Aştı
Mart ayında vizyona giren bilimkurgu macerası Project Hail Mary, başlangıçta Oscar sezonunun en belirsiz yapımlarından biriydi. Ryan Gosling’in gişede istikrarsız bir çekim gücü olduğu düşünülürken yönetmenler Phil Lord ve Chris Miller, 2014’teki 22 Jump Street’ten bu yana canlı çekim bir film yönetmemişti.
Buna rağmen yapım, hem eleştiriler hem de ticari performans açısından güçlü bir sonuç aldı. Film, yazar Andy Weir’in aynı adlı eserinden uyarlanan ve yedi Oscar adaylığı elde eden The Martian’ın izinden gidebilecek yapımlar arasında görülüyor. Böylece 2025 Oscar sezonunda yarışın yalnızca festival prömiyerleriyle değil, vizyon sonrasında oluşan eleştirel ve ticari karşılıkla da şekillendiği bir tablo ortaya çıkıyor.
