Direk dansı sanatı, Edinburgh Fringe programındaki tiyatro gösterileriyle striptiz kulüplerinin dışına taşınıyor. Fiziksel gücü, akrobatik hareketleri ve farklı anlatıları bir araya getiren performanslar; HIV teşhisinden nöroçeşitli bir anne ile oğlu arasındaki ilişkiye kadar uzanan hikâyeleri sahneye taşıyor.
Direk dansının Edinburgh Fringe kapsamındaki görünürlüğü, bu disiplinin yıllar içinde geçirdiği dönüşümü de gündeme getiriyor. 1990’larda popülerliğinin artmasının ardından dans stüdyolarında öğretilen ve yarışma sporuna dönüşen direk dansı, kabare sahnelerinden tiyatroya uzandı. Disiplinin olimpiyat programına alınması için de kampanya yürütülüyor.

Direk Dansı Striptiz Kulüplerinin Ötesine Geçiyor
Edinburgh’da direk dansı denildiğinde akla kentin striptiz kulüplerinin bulunduğu “Pubic Triangle” bölgesi gelebiliyor. Fringe programındaki yapımlar ise bu algının ötesine geçerek direği dans tiyatrosunun merkezine yerleştiriyor.
Bu dönüşüm, performansların yalnızca fiziksel beceri sergilemekle sınırlı kalmamasını sağlıyor. Dansçılar, bedenin gücünü ve hareket kapasitesini kullanırken kişisel deneyimlere, emek koşullarına ve insan ilişkilerine odaklanan anlatılar kuruyor.
Direk dansçısı Gina Alm, 15 yaşındayken YouTube’da bir direk dansçısının videosunu gördüğünü ve bu disiplini yapmak istediğini o dönemde anladığını söylüyor. Alm, 16. yaş günü için ailesinden pembe, alüminyum bir direk istemiş. Ona göre direk dansının çekiciliği, görsel etkisinin yanı sıra fizik kurallarına meydan okuyor gibi görünen hareketlerde yatıyor.
YouTube’da izlediği video, Alm’ın bu alana yönelmesinde başlangıç noktası olmuş. Dansçı, fiziksel eforu, yorgunluğu ve sürekli gelişim arayışını da direk dansının kendisi için önemli parçaları arasında gösteriyor.

Dusk/Night/Dawn Gösterisi Gece Dünyasını Anlatıyor
Alm, Edinburgh’da çağdaş dans geçmişine sahip ve ABD ulusal direk sanatı şampiyonu Donna Carnow ile birlikte Dusk/Night/Dawn adlı gösteride sahne alıyor. New York kabare sahnesinde de çalışan ikilinin performansı, gecenin dünyasından şafağa uzanan rüyavari bir yolculuk olarak tanımlanıyor.
Gösterinin odağında eğlence üretme eylemi ve dansçıların çalışma hayatı bulunuyor. Alm, farklı saatlerde ve çeşitli sahnelerde performans sergilerken “en çılgın koşullarda” 250 dolar için hayatlarını riske attıklarını söylüyor.
İkilinin kullandığı direk, sahnenin 5 metre üzerinde sallanıyor. Carnow, başka gösterilerde 15 metre yüksekte performans sergilediğini de aktarıyor. Asılı direkte çalışmak, fiziksel becerinin yanı sıra sanatçıların sinir sistemi açısından da yoğun bir deneyim oluşturuyor.
Carnow’un performansında kırmızı pullu bikini ve yüksek topuklu ayakkabılarla direk üzerinde hızla yükseldiği, vücudunu farklı noktalardan direğe bağlayarak asılı kaldığı hareketler öne çıkıyor. Gösteri, akrobatik güç ile sahne estetiğini aynı performans içinde buluşturuyor.
Sabit, Dönen ve Asılı Direk Kullanılıyor
Direk dansı gösterilerinde sabit ve dönen direklerin yanı sıra asılı direkler de kullanılıyor. Parlak krom yüzeyli direklerde tutunabilmek için çıplak ten gerekiyor. Daha yüksek kavrama sağlamak amacıyla silikon kaplı direkler de tercih edilebiliyor.
Bu teknik gereklilikler, dansçıların bedenlerinde zamanla değişikliklere yol açıyor. Carnow, cildin alışmasıyla birlikte alışılmadık bölgelerde nasır oluştuğunu anlatırken Alm, dizlerinin arkasındaki derinin sertleştiğini belirtiyor.
Tırmanış geçmişinin ardından direk dansına yönelen Yvonne Smink, kavrama, güç ve denge becerilerini bu disipline aktardı. Birden fazla Hollanda şampiyonluğu kazanan Smink, direk dansını aynı zamanda bir tür hareket terapisi olarak görüyor. Müzikle hareket ettiğinde düşünmeyi bıraktığını ve zamanın durduğunu söylüyor.
