Film, Ukrayna’daki savaşın yarattığı krizle toplumsal cinsiyet ve kimlik meselelerini aynı hikâyede buluşturuyor. Locarno Film Festivali kapsamında değerlendirilen yapım, Alman yönetmen Isabelle Stever ile Ukraynalı eleştirmenlikten senaristliğe geçen Anna Melikova tarafından hazırlandı.
Film, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısı sırasında ülkeden ayrılmaya çalışan genç bir çiftin yaşadıklarını izliyor. Yakın zamanda nişanlanan Olya (Tania Myronyshena) ile Oleh (Markus Bright), savaşın başlamasıyla Olya’nın anne ve babasına ait sıkışık bir otomobille ülkenin batısına doğru yola çıkıyor.

Oleh’ün Sınırdaki Kimlik Mücadelesi
Oleh, Olya’yla birlikte Almanya’ya ve Avrupa Birliği’ne gitmenin yollarını arıyor. Fakat 18 ile 60 yaş arasındaki erkeklerin Ukrayna’dan çıkmasına izin verilmemesi, çiftin planını doğrudan etkiliyor. Oleh aynı zamanda trans bir erkek ve bu durumu Olya’nın ailesine henüz anlatmış değil.
Karakter, sınırdan geçebilmek için yeni kimliğini inkâr etmeyi düşünüyor. Kadın olarak çıkış izni alabilmek amacıyla, aslında geçiş sürecinin psikolojik geçerliliğini desteklemek için hazırlanmış psikiyatri raporunu bu kez farklı bir anlamda kullanmayı planlıyor.
Filmin en sert sahnelerinden birinde Ukraynalı kadın sınır muhafızları, Oleh’ün çaresizliğine tepki gösteriyor. Ona erkek olmak istediğini hatırlatıp ülkede kalması gerektiğini söylüyorlar. Oleh pantolonunu açmaya başladığında ise muhafızlar, “Pantolonunun içinde ne olduğuyla ilgilenmiyoruz” diyerek karşılık veriyor.

Savaşın Gölgesinde Dil ve Kültür Gerilimi
Hikâye, kimlik çatışmasını yalnızca Oleh’ün deneyimi üzerinden kurmuyor. Yerel pazarda Rusça konuşan bir kadın, daha önce tepki çekmeyen dilini kullandığı için düşmanca bir sessizlikle karşılaşıyor. Bir kişinin ondan Ukraynaca konuşmasını istemesi, pazar yerinde kavgaya dönüşüyor ve Oleh’ün gözü morarıyor.
Bu olay, savaşla birlikte dil ve kültürün de gerilimin parçasına dönüşmesini gösteriyor. Filmde kimlik, dil ve aidiyet; bireysel seçimlerden toplumsal çatışmalara uzanan bir çizgide ele alınıyor.
Olya’nın Ailesinde Savaşın Etkileri
Olya’nın annesi evliliğindeki sorunları kabullenmiş, kaderci bir tutum sergiliyor. Kız kardeşi ise bebeğiyle yalnız kaldığı için öfkeli; kocası orduya katıldığı için psikolojik olarak zor bir dönemden geçiyor.
Savaş karşıtı ve militarizme mesafeli Olya ile Oleh, ilişkilerinin hayatlarındaki en büyük sınav olduğunu düşünüyor. Savaş, aynı zamanda Olya’nın Oleh’ün geçişine dair tutumuyla ilgili acı verici gerçekleri de görünür kılıyor. Yapım, kimlik ve inançların kriz altında nasıl sınandığına odaklanan cesur bir anlatı sunuyor.
