Atlas Okyanusu’nda seyir halinde bulunan Hollanda bayraklı MV Hondius isimli kruvaziyer gemisinde yaşanan ölümler dünya genelinde büyük endişe yarattı. Arjantin’den 1 Nisan’da hareket eden gemide üç kişinin yaşamını yitirmesi ve çok sayıda hantavirüs vakasının tespit edilmesi, gözleri yeniden küresel salgın ihtimaline çevirdi. Özellikle Covid-19 pandemisinin ardından ortaya çıkan bu gelişme, sağlık otoritelerini alarma geçirdi.
- Kruvaziyer Gemisindeki Ölümler Dünyayı Tedirgin Etti
- Türkiye Hantavirüsle İlk Kez 1997’de Tanıştı
- Uzmanlardan Kritik Açıklama: Pandemi Potansiyeli Var
- Ölüm Oranı Yüzde 50’ye Kadar Çıkabiliyor
- İnsandan İnsana Bulaşır Mı?
- Kuluçka Süresi Tehlikeyi Artırıyor
- İklim Değişikliği Virüsün Yayılımını Hızlandırıyor
- Pandemi Korkusu Şimdilik Düşük Ama Risk Tamamen Yok Değil

Dünya Sağlık Örgütü’nün paylaştığı verilere göre 26 farklı ülkeden 147 yolcunun bulunduğu gemide 6 Mayıs itibarıyla sekiz doğrulanmış hantavirüs vakası tespit edildi. Uzmanlar her ne kadar şu an için büyük bir pandemi riskinin düşük olduğunu ifade etse de virüsün taşıdığı potansiyelin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Kruvaziyer Gemisindeki Ölümler Dünyayı Tedirgin Etti
Hollanda bayraklı MV Hondius gemisinde meydana gelen ölümler sonrası uluslararası sağlık kuruluşları kapsamlı inceleme başlattı. İlk olarak 70 yaşındaki Hollandalı erkek yolcu hayatını kaybetti. Kısa süre sonra aynı gemide bulunan eşi yaşamını yitirirken ardından Alman bir kadın yolcunun ölümüyle birlikte bilanço ağırlaştı.

Yetkililer, vakaların Güney Amerika’da görülen ve insandan insana bulaşma özelliği taşıyan Andes virüsü kaynaklı olduğunu açıkladı. Bu durum, hantavirüsü sıradan bir kemirgen enfeksiyonu olmaktan çıkarıp küresel sağlık gündeminin merkezine taşıdı.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklamada ülkelerle koordineli çalışmaların sürdüğü belirtilirken, yolcuların ve mürettebatın güvenliği için aktif sağlık takibi yapıldığı duyuruldu.

Türkiye Hantavirüsle İlk Kez 1997’de Tanıştı
Uzmanlar tarafından yapılan açıklamalar, Türkiye’de de geçmişte hantavirüs vakalarının görüldüğünü yeniden gündeme taşıdı. Türkiye’nin bu virüsle ilk kez 1997 yılında karşılaştığı belirtildi.
Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde geçmiş yıllarda görülen vakalar nedeniyle sağlık otoriteleri zaman zaman uyarılar yayımlamıştı. Ancak bugüne kadar Türkiye’de geniş çaplı bir salgın yaşanmadı.
Bununla birlikte uzmanlar, küresel iklim değişikliği ve kemirgen hareketliliğinin artması nedeniyle riskin tamamen ortadan kalkmadığını ifade ediyor.

Uzmanlardan Kritik Açıklama: Pandemi Potansiyeli Var
NTV’ye konuşan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sıla Akhan, hantavirüsün uzun yıllardır bilinen bir enfeksiyon olduğunu ancak bazı türlerinin ciddi risk taşıdığını söyledi.
Akhan, virüsün çoğunlukla kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının havaya karışmasıyla bulaştığını belirtti. Ayrıca bazı durumlarda enfekte kemirgenlerin ısırması sonucu da hastalığın ortaya çıkabileceğini ifade etti.
Uzman isim, virüsün iki farklı klinik tablo oluşturduğunu söyledi. Avrupa, Asya ve Afrika’da görülen türlerin daha çok böbrek yetmezliğiyle seyrettiğini belirten Akhan, Amerika kıtasındaki türlerin ise akciğerleri hedef aldığını anlattı.
Gemide görülen türün Amerika kaynaklı olduğuna dikkat çeken Akhan, “Bugün gündeme gelen enfeksiyon solunum yolu ile ilerliyor. Bu enfeksiyon 1990’lardan beri Amerika kıtasında görülüyor ve zaman zaman küçük salgınlara yol açabiliyor.” dedi.

Ölüm Oranı Yüzde 50’ye Kadar Çıkabiliyor
Uzmanların en çok dikkat çektiği noktalardan biri de virüsün ölüm oranı oldu. Özellikle akciğer tutulumuyla ilerleyen vakalarda hastaların çok kısa sürede ağır solunum yetmezliğine girebildiği ifade edildi.
Prof. Dr. Sıla Akhan, bu tip vakalarda ölüm oranının yüzde 50’ye kadar yükselebildiğini söyledi. Virüsün akciğerlerde ani sıvı birikimine yol açtığını belirten Akhan, bazı hastalarda şok tablosunun geliştiğini ifade etti.
Uzmanlara göre hastalığın ilk belirtileri grip ile oldukça benzer ilerliyor. Ateş, titreme, kas ağrısı ve halsizlik gibi belirtiler nedeniyle birçok kişi durumu basit bir enfeksiyon sanabiliyor. Ancak ilerleyen süreçte nefes darlığı ortaya çıkması tabloyu kritik hale getiriyor.

İnsandan İnsana Bulaşır Mı?
En çok merak edilen sorulardan biri de hantavirüsün insanlar arasında bulaşıp bulaşmadığı oldu. Uzmanlara göre bu durum son derece nadir görülüyor. Ancak Andes virüsü gibi bazı türlerde insandan insana bulaş ihtimali bulunuyor.
Prof. Dr. Akhan, özellikle akciğer tutulumunun olduğu vakalarda bu riskin ortaya çıkabileceğini söyledi. Buna rağmen mevcut verilerin büyük çaplı bir bulaş zincirini göstermediğini ifade etti.
Uzmanlar yine de yakın temaslı kişilerin takip edilmesi gerektiğini ve belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini vurguluyor.
Kuluçka Süresi Tehlikeyi Artırıyor
Virüsün en kritik özelliklerinden biri de uzun kuluçka süresi olarak gösteriliyor. Ortalama üç hafta olan bu süre bazı vakalarda sekiz ila dokuz haftaya kadar uzayabiliyor.
Bu durum, enfekte kişilerin farkında olmadan farklı ülkelere seyahat etmesine neden olabiliyor. Yetkililer, kruvaziyer gemisindeki yolcuların son haftalardaki tüm seyahat rotalarını incelemeye aldı.
Özellikle Arjantin’in Ushuaia kentinde yapılan kuş gözlem turları ve Patagonya bölgesindeki geziler soruşturmanın merkezinde yer alıyor.
İklim Değişikliği Virüsün Yayılımını Hızlandırıyor
Bilim insanlarına göre iklim değişikliği, hantavirüs vakalarının artışındaki en önemli nedenlerden biri olabilir. Kuraklık ve yoğun yağış dönemlerinin dönüşümlü yaşanması kemirgen popülasyonunu doğrudan etkiliyor.
Yoğun yağışlar bitki örtüsünü artırırken bu durum farelerin besin kaynaklarını çoğaltıyor. Kuraklık dönemlerinde ise kemirgenler insanların yaşadığı alanlara daha fazla yaklaşabiliyor.
Uzmanlar, çevresel değişimlerin gelecekte benzer salgınların daha sık görülmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Pandemi Korkusu Şimdilik Düşük Ama Risk Tamamen Yok Değil
Uzmanlara göre mevcut tablo yeni bir Covid-19 benzeri pandemi anlamına gelmiyor. Ancak virüsün taşıdığı potansiyel nedeniyle dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor.

Prof. Dr. Sıla Akhan, “Koronavirüs kadar yeni bir virüs değil. Temizlik kurallarıyla önlem alınabilir. Büyük bir salgın beklenecek durum yok ama potansiyel tamamen yok denemez.” ifadelerini kullandı.
Yetkililer ise özellikle kemirgenlerle temasın önlenmesi, kapalı alanların hijyenik tutulması ve belirtilerin erken fark edilmesi konusunda vatandaşlara uyarı yapmaya devam ediyor.
Kaynak: NTV
Görseller: AA, Reuters

