Rotten Tomatoes sayfasına bakanlar, “Melania” belgeseli için iki farklı dünyayla karşılaşıyor. Eleştirmen puanı yüzde 11’de kalırken, doğrulanmış izleyici puanı yüzde 98’e kadar çıktı. Bu uçurum, platform tarihinde nadir görülen bir fark olarak kayıtlara geçti.
Buna karşılık, “tüm izleyiciler” kategorisindeki puanların daha dengeli seyretmesi, tartışmanın tek bir cepheden yürütülmediğini gösteriyor. Ancak ana tablo, eleştirmenler ile seyirciler arasındaki kopuşun giderek derinleştiğine işaret ediyor.
Sadece Sinema Değil, Kültür Savaşı
Uzmanlara göre bu tür uçurumlar, yalnızca sinema zevkleriyle açıklanabilecek farklar değil. Melania belgeseli örneği, politik kutuplaşmanın kültürel ürünler üzerinden nasıl yeniden üretildiğini gözler önüne seriyor.
Bir yanda yapımı sert biçimde eleştiren sinema yazarları bulunurken, diğer yanda filmi siyasi kimlik üzerinden sahiplenen bir izleyici kitlesi yer alıyor. Bu tablo, puanların içerikten ziyade ideolojik reflekslerle şekillenebileceği yorumlarını güçlendiriyor.
Daha Önce Kimler Aynı Tartışmayı Yaşadı?
Eleştirmen–seyirci uçurumu yeni bir olgu değil. Daha önce de gişede başarılı olan bazı yapımlar eleştirmenlerden düşük puan almıştı. Buna karşılık, festival çevrelerinde övgü alan kimi filmler izleyici nezdinde beklenen karşılığı bulamamıştı.
Bu durum, popüler sinema ile eleştirel sinema arasındaki çizginin giderek keskinleştiğini ortaya koyuyor.
Puanlar Gerçeği Ne Kadar Yansıtıyor?
Dijital platformlarda yapılan değerlendirmeler, organize kampanyalara açık bir yapı sunuyor. Uzmanlar, Rotten Tomatoes gibi sitelerde görülen uçurumların her zaman filmin sanatsal değerini yansıtmadığını; bazen politik duruşların puanlara yön verdiğini vurguluyor.
Bu nedenle hem eleştirmen puanlarının hem de izleyici skorlarının, içerikten bağımsız faktörlerle şişirilebileceği ya da düşürülebileceği ifade ediliyor.
Kültürel Kutuplaşma Derinleşiyor
Son yıllarda izleyici tepkilerinin daha keskin hâle gelmesi, kültürel alandaki kutuplaşmanın da arttığını gösteriyor. Melania belgeseli üzerinden ortaya çıkan tablo, sinemanın artık yalnızca bir eğlence aracı değil; aynı zamanda siyasi ve ideolojik tartışmaların yansıdığı bir alan hâline geldiğini düşündürüyor.
Kaynak: The Guardian
