The Squirrel filmi, Markus Lehmusruusu’nun yönetmenliğini üstlendiği fütüristik dram olarak Finlandiya’nın Oscar başvurusu seçildi. Film, doğanın ve hayvanların ortadan kalktığı steril bir gelecekte gerçek bir sincabın ortaya çıkması üzerinden insanlığın doğayla ilişkisini sorguluyor.
Yapımın bu seçiminin ardından yönetmen, Aki Kaurismäki’nin film hakkındaki olumlu görüşlerini paylaştı. Lehmusruusu’nun aktardığına göre Kaurismäki, The Squirrel için “başyapıt” ifadesini kullandı ve filmi “2001: A Space Odyssey”ye benzetti. Yönetmen, Kaurismäki’nin filmi hümanizmle dolu olduğu için daha iyi bulduğunu söyledi.

The Squirrel Filmi Nasıl Bir Hikâye Anlatıyor?
Film, yapay evcil hayvanlar tasarlayan Pasi adlı karakteri izliyor. Doğanın ve hayvanların artık bulunmadığı bir dünyada yaşayan Pasi, bir gün gerçek bir sincapla karşılaşıyor. Bunun dünyadaki son sincap olabileceği düşünülüyor.
Pasi, hayvanı evine götürüyor. Fakat sincap, insan yapımı ve kontrollü bu ortamda mutlu olmuyor; onun yeri doğa. Bu karşılaşma, karakterlerin bedenlerini ve çevrelerini kontrol etmeye alıştıkları konfor alanını sorgulamalarına yol açıyor.
Lehmusruusu, hikâyenin yalnızca insanları merkeze alan bir anlayışı eleştirmesini istediğini belirtti. Yönetmene göre film, insanların iyi niyetlerle hareket ederken işleri ne kadar ileri götürebileceğini ve doğa ya da başka bir yaşam biçimi uğruna nelerin feda edilebileceğini tartışıyor.

Yönetmen Filmin Tür Sınırlarını Aşmasını İstiyor
Lehmusruusu, Oscar başvurusu olarak seçilmesini “ödüllendirici” bulduğunu söyledi. Yönetmen, böyle bir filmi yapmanın risk taşıdığını, çünkü The Squirrel’ın tek bir türe kolayca sığmadığını ifade etti.
Finlandiya’nın son yıllarda Oscar için seçtiği yapımlar arasında “Euthanizer”, “Family Time” ve “100 Liters of Gold” da yer aldı. Kaynakta aktarılan bilgiye göre Finlandiya, bu kategoride bugüne kadar yalnızca bir adaylık elde etti. Bu adaylık, Aki Kaurismäki imzalı “The Man Without a Past” ile geldi.
Lehmusruusu, film seçiminde belirli kalıplara uyum sağlamaktan çok yürekten gelen hikâyeler anlatmanın önemli olduğunu dile getirdi. Sinemanın bir karakterin iç dünyasını aktarma konusunda güçlü bir araç olduğunu söyleyen yönetmen, bu süreci bir sihirbazlık numarasına benzetti.
Cinsellik ve Doğayla Kopuş Filmin Temalarında Yer Alıyor
The Squirrel, teknoloji sayesinde insanların kendilerini her şeye gücü yeten varlıklar gibi hissetmesini de ele alıyor. Lehmusruusu, doğanın olumsuz tarafları bulunmayan yapay bir karşılıkla değiştirilmesi durumunda bir şeylerin eksik kalacağını savunuyor.
Bu düşünce, cinselliğin de filmin önemli başlıklarından biri olmasına neden olmuş. Yönetmen, insanların cinsellikten ve bedenin doğal yönlerinden giderek uzaklaştığını düşündüğünü belirtti. Ona göre cinsellik, insanlarda kalan en ilkel güçlerden biri.
Filmin merkezindeki sincap da bu yaklaşımı yansıtıyor. Lehmusruusu, hayvanın sevimli görünmesine karşın bir kemirgen olduğunu ve insanların evlerindeki eşyalara zarar verebildiğini hatırlattı. Yönetmen, sincaba gerçekte sahip olmadığı yüz ifadelerini vermek istemediğini söyledi.
The Squirrel’ın başrollerinde Miro Lopperi, Mimosa Willamo ve Hannu-Pekka Björkman yer alıyor. Fantastic Fest’te gösterilen filmin uluslararası satışını REinvent International Sales üstleniyor; yapımcı şirketler arasında Bufo, Pallas Film, Volya Films ve Zentropa Sweden bulunuyor.
