Prince’in Sign o’ the Times albümü, sanatçının farklı müzik türlerini ve kişisel yönlerini aynı çalışmada buluşturduğu döneminin en kapsamlı örneklerinden biri olarak yeniden gündemde. Albümün yaratım sürecini inceleyen yazar John McKie, yeni kitabı *Prince: A Sign o’ the Times* ile bu çalışmanın Prince’in yaratıcılığının zirvesini nasıl yansıttığını anlatıyor.
1980’lerin başında *1999* albümünün başarısı ve *Purple Rain* filmiyle popüler kültürde güçlü bir konuma ulaşan Prince, ikinci filmi *Under the Cherry Moon* gişede beklenen ilgiyi görmese de filmin müzikleri arasındaki “Kiss” ile önemli bir başarı elde etti. Sanatçı, kariyerindeki bu hareketli dönemin ardından müzikal sınırlarını daha da genişletmeye yöneldi.

Prince’in Üçlü Albüm Fikri Reddedildi
1987’de yayımlanan *Sign o’ the Times* öncesinde Prince’in önünde birden fazla seçenek vardı. The Revolution ile yeni bir albüm hazırlayabilir, Camille adını verdiği kadınsı alter egosuna odaklanabilir ya da ürettiği geniş müzik arşivini üçlü bir albümde toplayabilirdi.
Plak şirketinin üçlü albüm fikrine karşı çıkmasının ardından Prince, iki LP’ye yayılan ve toplam 80 dakika süren *Sign o’ the Times* üzerinde karar kıldı. Sanatçı daha sonra albüm için Amerika Birleşik Devletleri’nde turneye çıkmamayı tercih etti.
McKie, kitabı için albümün oluşum sürecine dair 100’den fazla kişiyle görüştü. Buna rağmen Prince’in o dönemdeki düşüncelerini tam olarak anlamanın kolay olmadığını belirtti. Sanatçının The Revolution’ı dağıtması ve nişanlısı Susannah Melvoin’le ilişkisinin sona ermesi de bu dönemin önemli gelişmeleri arasında yer aldı.
McKie, Prince’in kendisi hakkında çok az şey açıkladığını ve sanatçıyı anlamanın en iyi yolunun müziğini dinlemek olduğunu söyledi. Yazar, Prince’in daha önce “Beni tanımak istiyorsanız müziğimi dinleyin” dediğini aktardı.

Albümde Funk, Caz ve Hristiyan Rock Bir Arada
Mart ayında 40. yaşını dolduracak olan *Sign o’ the Times*, merkezindeki funk etkisini farklı türlerle birleştirmesiyle öne çıkıyor. “The Cross” parçasında Hristiyan rock etkisi görülürken “Starfish and Coffee”, caz akor dizisi üzerine kuruldu. “I Could Never Take the Place of Your Man” ise albümün power pop yönünü temsil etti.
Albümün tematik yapısı da bu çeşitliliği yansıtıyor. Prince, bazı parçalarda cinsel arzuyu işlerken başka şarkılarda Hristiyanlık ve Mesih’in dönüşü gibi konulara yöneldi. McKie’ye göre sanatçı, aynı gün içinde birbirinden tamamen farklı iki şarkıyı kaydedebilecek kadar çok yönlü bir üretim anlayışına sahipti.
Albümün ilk büyük başarısı, çalışmayla aynı adı taşıyan “Sign o’ the Times” parçasıyla geldi. Prince bu şarkıda çete şiddeti, HIV/AIDS salgını ve nükleer savaş ihtimali gibi dönemin önemli meselelerine değindi. Parçanın huzursuz atmosferi büyük ölçüde Fairlight CMI örnekleyicisi ve synthesizer kullanımıyla oluşturuldu.
Prince’in Ses ve Teknoloji Deneyleri
Prince, Peter Gabriel ile Kate Bush’un Fairlight CMI kullanımından etkilenerek bu enstrümana yöneldi. Albümün perküsyon yapısında ise Linn LM-1 davul makinesi belirleyici oldu. “Housequake” parçası bu teknolojinin öne çıktığı çalışmalardan biri olarak dikkat çekti.
Sanatçı, bazı şarkılarda Camille karakteriyle ilişkilendirilen yüksek perdeli ve sıra dışı vokal yorumunu kullandı. McKie, “If I Was Your Girlfriend” parçasını Prince’in yazdığı en iyi şarkılardan biri olarak değerlendirdi.
Yazarın değerlendirmesine göre *Sign o’ the Times*, tek bir Prince portresi sunmak yerine sanatçının farklı yönlerini aynı albümde yan yana getiriyor. Bu nedenle çalışma, funk merkezini korurken cazdan rock’a, elektronik seslerden popa uzanan yapısıyla Prince’in müzikal çeşitliliğini görünür kılıyor.
