İngiliz komedyen Mo Gilligan belgeseli için 28 gün boyunca her öğünde fast-food tavuğu tüketti. Netflix’te yayınlanan Big Chicken: A Fast Food Conspiracy, Gilligan’ın bu süreçte yaşadığı değişimlerin yanı sıra kızarmış tavuk etrafındaki ırksal stereotipleri ve Britanya fast-food sektörünün daha geniş sorunlarını da ele alıyor.
Gilligan, deney sırasında kilo aldığını, kontrol edemediği biçimde terlemeye başladığını ve ruh hâli değişimleri yaşadığını söyledi. Komedyen, bir haftanın sonunda kendini iyi hissetme hâlinde “büyük bir düşüş” olduğunu, sonraki hafta ise durumun daha da kötüleştiğini anlattı.

Mo Gilligan 28 Gün Boyunca Günde Üç Öğün Tavuk Yedi
Gilligan’ın uyguladığı beslenme düzeni, 2004 yapımı Super Size Me belgeselinden ilham aldı. Morgan Spurlock’un bir ay boyunca yalnızca McDonald’s yemekleri tükettiği yapımda, bu beslenme biçiminin vücudu üzerindeki etkileri takip edilmişti.
Bu kez benzer bir yaklaşım fast-food tavuğu üzerinden kuruldu. Gilligan, 28 gün boyunca kahvaltı, öğle ve akşam yemeğinde kızarmış tavuk yedi. Deneyin başında bunun kendisi için “rüya gibi bir iş” olduğunu düşündüğünü söyleyen komedyen, Netflix’in kendisine tavuk yemesi için ödeme yapmasını şaşırtıcı bulduğunu anlattı.
Gilligan, yan etkilerin ortaya çıkabileceğinin farkında olduğunu ancak sağlığına zarar gelmesi ihtimalinin başlangıçta uykusunu kaçırmadığını belirtti. Sürecin ortasına gelindiğinde ise yaşadığı değişimlerin fizyolojik mi yoksa zihninde mi gerçekleştiğini ayırt edemediğini söyledi.

Deneyin Ortasında Yaşadığı Değişimleri Anlattı
Komedyenin aktardığına göre süreç boyunca yalnızca fiziksel değişimler yaşanmadı. Gilligan, derin ve yoğun bir uyku hissi veren “korkutucu şekerlemeler” yapmaya başladığını ifade etti.
Deneyin en zor bölümünün ortası olduğunu söyleyen Gilligan, yemeğin tadının zamanla kötüleşeceğini düşündüğünü ancak bunun gerçekleşmediğini belirtti. “Tadının güzel gelmeyeceğini düşündüm ama tadı harikaydı” sözleriyle, rahatsızlıklarına rağmen kızarmış tavuğun lezzetini koruduğunu anlattı.
Komedyen, kahvaltıda kahveyle birlikte tavuk yediği anları da özellikle vurguladı. Bu görüntünün, uyguladığı beslenme düzeninin gerçekliğini kendisine hissettirdiğini söyleyen Gilligan, “Kahvaltıda bunu yemek istemiyorum. Böyle değil. Kahveyle birlikte hiç değil” dedi.
Big Chicken Yalnızca Gilligan’ın Deneyimine Odaklanmıyor
Big Chicken: A Fast Food Conspiracy, anlatısını komedyenin yaşadıklarıyla sınırlamıyor. Yapımda, kızarmış tavukla bağlantılı ırksal stereotipler ve Britanya’daki fast-food sektörüne ilişkin daha geniş meseleler inceleniyor.
Gilligan, filmin bu yönüyle yalnızca kendi yolculuğunu takip eden bir yapımdan ayrılmaya çalıştıklarını söyledi. Kızarmış tavuğun farklı yönlerini ve “büyük tavuk” sektörünü mümkün olduğunca kapsamlı biçimde ele almak istediklerini belirten komedyen, filmin bu noktada farklı bir yöne döndüğünü ifade etti.
Gilligan’a göre amaç, izleyicinin yalnızca onun başına ne geleceğini takip ettiği bir deney filmi ortaya koymak değildi. Komedyen, başka bir yapımın daha önce yaptıklarını tekrarlamak yerine, kızarmış tavukla ilgili mümkün olduğunca çok başlığı aynı filmde ele almaya çalıştıklarını anlattı.
Big Chicken: A Fast Food Conspiracy, Netflix üzerinden izlenebiliyor.
