Film finansmanında ayrımcılık, Tokyo Uluslararası Film Festivali‘nde düzenlenen bir söyleşinin ana başlıklarından biri oldu. Afgan yönetmen Shahrbanoo Sadat ile Sırp yönetmen Jelena Maksimović, kadın sinemasının önündeki engellerin festivallerden önce, filmlerin geliştirme ve finansman aşamalarında başladığını söyledi.
Tokyo Midtown Hibiya’daki TIFF Lounge’da, festivalin Tokyo Talk oturumları kapsamında gerçekleşen buluşmada kadın yönetmenlerin film yapabilmek için ihtiyaç duyduğu kaynaklara erişim tartışıldı. Söyleşiyi sinema araştırmacısı ve sunucu Takasaki Ikuko yönetti; oturumda Sadat ve Maksimović’in filmlerinde kadınların ve feminizmin nasıl ele alındığı da gündeme geldi.

Kadın Yönetmenler İçin Finansman Engeli
Bu yıl Venedik Film Festivali’nin yarışma jürisinde yer alan Sadat, yarışma seçkisindeki kadın yönetmen oranına dikkat çekti. Yönetmen, “Ayrımcılık festivalde başlamadı, geliştirme aşamasında başladı” diyerek sorunun filmlerin seçilmesinden çok daha önce ortaya çıktığını belirtti.
Sadat’a göre kadın yönetmenlerden, film sektöründeki mevcut ağlara dahil olabilmek için belirli ölçüde uyum göstermeleri bekleniyor. Afganistan’daki sinema ortamını anlatan yönetmen, “kültürel mafya” olarak nitelediği bir grubun kadınların sektöre girmesini zorlaştırdığını söyledi.
Sadat, aynı ayrıcalıklara ulaşabilmek için teslimiyet ve uzlaşmanın dayatıldığını ifade etti. Afganistan’daki koşullar nedeniyle Avrupa film yapımcılığına yöneldiğini belirten yönetmen, Avrupa’daki fon sistemlerinde de eşitsizliklerin sürdüğünü kaydetti.
“Afganistan’da film yapmak bir suç; o kadar aşırı değil ama ayrımcılık temel nitelikte, sistemin içinde” diyen Sadat, fonlamadaki cinsiyet eşitsizliğinin olağan karşılandığını savundu.

Sırbistan’da Fonların Geleceği Tartışıldı
Maksimović ise film fonlarının hangi kaynaklardan beslendiğinin, yönetmenlerin üretim koşullarını doğrudan etkilediğini anlattı. Yönetmen, Film Center Serbia’nın birkaç yıl boyunca makul biçimde çalıştığını, ancak önceki hükümetin kuruma sağlanan finansmanı tamamen kestiğini söyledi.
Maksimović, bu kararın film yapımcılarının öğrenci önderliğindeki yolsuzluk karşıtı protestolara verdikleri desteğe karşı bir misilleme olduğunu belirtti. Söz konusu hareket, Novi Sad’da 2024’te bir tren istasyonu sundurmasının çökmesi ve can kayıplarıyla sonuçlanan olayın ardından başlayan protestolardan doğdu.
Kaynak metne göre öğrenci hareketi, 25 Ekim’de yapılan erken parlamento seçimini kazandı. Maksimović, bu gelişmeden memnuniyet duyduğunu ancak önceki yönetimin verdiği zararın onarılmasının zaman alacağını söyledi.
Yönetmen, Sırp filmleri için ayrılan paranın çok az olduğunu ve ortak yapım ülkeleri bulmanın zorlaştığını da aktardı. Ona göre erkek yönetmenler, ülkede kadınların sahip olmadığı bir ayrıcalıktan yararlandı.
“Büyük Finansman” Alanına Ulaşamama Sorunu
Maksimović, ana akım dışındaki yapımlarda çalışan yönetmenler arasında bir dayanışma bulunduğunu, fakat bu dayanışmanın “büyük finansman” alanından ayrı bir çevre oluşturduğunu söyledi.
“Filmlerimiz için daha fazla para almak üzere büyük fonlara başvurmaya cesaret edemedik, çünkü oradan para alamayacağımızı biliyorduk” diyen yönetmen, öğrenci hareketinin zaferinin film fonları sisteminin yeniden düzenlenmesi için fırsat yaratmasını umduğunu belirtti.
Söyleşinin son bölümünde bir izleyici, Tokyo Uluslararası Film Festivali seçkisinde kadınlar tarafından yönetilen yaklaşık dört film bulunduğuna dikkat çekerek, göstermelik açıklamalar yerine somut değişimin nasıl sağlanabileceğini sordu. Sadat, yanıtında bu yıl jüri üyesi olduğu Venedik Film Festivali’nin ana yarışmasına döndü.
Sadat, Venedik yarışmasındaki 20 filmden yalnızca birinin, May el-Toukhy imzalı “Woman Unknown” yapımının bir kadın tarafından yönetildiğini aktardı. Yönetmen, kadınların başarısız olma hakkına bile erkek yönetmenler kadar sahip olmadığını savundu.
Oturum, Tokyo Uluslararası Film Festivali’nin kadınların sinemadaki kariyerlerine odaklanan diğer etkinliklerinin ardından gerçekleştirildi. Festival programında Women’s Empowerment bölümü ile anime sektöründe yönetmenlik yapan dört kadının geçmişini, bugününü ve geleceğini ele alan bir animasyon sempozyumu da yer aldı.
