Eriskay midillileri, İskoçya’nın Dış Hebridler bölgesindeki Eriskay Adası’nda özgürce dolaşan ve kritik düzeyde nesli tükenme tehlikesi altında bulunan nadir bir yerli ırk. Sayıları melezlemeler nedeniyle olduğundan yüksek görünse de dünyada yalnızca yaklaşık 300 ila 400 safkan Eriskay midillisinin kaldığı düşünülüyor.
Adadaki yaklaşık 150 kişilik topluluk, midillileri tamamen yabani hayvanlar olarak görmüyor; onları kapalı alanlarda da tutmuyor. Hayvanlar yılın yaklaşık yarısında, kış ayları da dahil olmak üzere, köy ve ada çevresinde serbestçe dolaşıyor. Her midillinin bir sahibi bulunuyor ve hayvanlar birbirine oldukça benzemesine rağmen sahipleri kendi midillilerini tanıyabiliyor.

Eriskay Midillilerinin Yaşamı Adanın Kültürüyle İç İçe
Midilliler, Eriskay Adası’nın yalnızca doğal yaşamının değil, tarihinin ve gündelik kültürünün de bir parçası. Geçmişte küçük çiftçilik faaliyetlerinde kullanılan hayvanlara sepetler bağlanıyor; bu sepetlerle tepelerden turba taşınıyor ve tarlalarda gübre olarak kullanılmak üzere deniz yosunu götürülüyordu.
Eriskay topluluğunun geçmişi de midillilerle kurulan bu ilişkinin önemini artırıyor. 1850’lerde Highland tasfiyeleri sırasında Barra ve South Uist’ten çıkarılan binlerce aile için ada, kalabalık bir sığınak haline geldi. Yeni gelenler küçük çiftçilik topluluklarından uzaklaştırıldıktan sonra balıkçılığa yöneldi ve adada yeni bir yaşam kurdu.
Adanın midilli derneği Comann Each nan Eilean’ın başkanı Sandra MacInnes, Eriskay’ın bugünkü kimliğini oluşturan unsurlar arasında midillilerin de bulunduğunu söylüyor. MacInnes’e göre balıkçılık, küçük çiftçilik, Katoliklik geçmişi ve adadaki hayvanlar, topluluğun kültürünü birlikte şekillendirdi.
Yerel halk, eski bölge papazı Peder Calum MacLellan’ın şu sözlerini de aktarıyor: “Eriskay halkı olmasaydı midilli olmazdı, ama midilli olmasaydı Eriskay’da da insan olmazdı.” MacInnes bu karşılıklı bağı, “İkisinin de birbirine ihtiyacı vardı” sözleriyle anlatıyor.

Safkan Popülasyon 1970’lerde 20’ye Kadar Geriledi
Eriskay midillilerinin sayısı 1970’lerde yaklaşık 20 safkan hayvana kadar düştü. Mekanizasyon, bu gerilemenin başlıca nedenlerinden biri oldu. Irkı yeniden güçlendirmek amacıyla Comann Each nan Eilean 1972’de kuruldu ve o tarihten bu yana hem adada hem de ana karada nüfusu artırmaya yönelik çalışmalar yürütülüyor.
Midillilerin sayısı son 60 yılda yükselmiş olsa da koruma süreci devam ediyor. Dernek, bir yetiştirme programı geliştiriyor ve otlakların hayvanları taşıyabileceği kapasiteyi gözeterek sürü büyüklüğünü yönetiyor. Bu yıl adada bir yavru doğdu; topluluk gelecek yıl birkaç yavru daha görmeyi umuyor.
Yavrular dünyaya geldiklerinde neredeyse siyah renkte oluyor.
Sert Kışlar ve Değişen Ada Koşulları
Topluluk üyeleri, iklim krizinin Eriskay üzerindeki etkilerini de gözlemliyor. Son kışların daha zorlu geçtiği, kış mevsiminin uzayıp yağışların arttığı belirtiliyor. Plajlarda erozyon görülürken, daha ılıman hava midillileri etkileyen kenelerin çoğalmasına yol açıyor.
Eriskay’da iki midillisi bulunan Triona MacKinnon, topluluğun hayvanları beslemek için daha fazla destek vermek zorunda kaldığını söylüyor. Uzun süren yağışların bazı midillilerde yağmur kaynaklı deri sorunlarına neden olabildiğini de belirtiyor.
Midilliler, dayanıklı tüyleri ve rüzgârdan korunabilecekleri alanlara ulaşabilmeleri sayesinde sert ve değişken kışlara uyum sağlayabiliyor. Topluluk, midillilerle birlikte yaşamayı Eriskay’ın mirasının ayrılmaz bir parçası olarak sürdürüyor.
