Project Hail Mary görsel efektleri, filmin uzay atmosferini gerçekçi kılmak için astronomik veriler, fiziksel kuklalar ve özel kamera teknikleriyle hazırlandı. Oscar ödüllü görsel efekt süpervizörü Paul Lambert ile yardımcı süpervizör Mag Sarnowska, İtalya’nın Turin kentinde düzenlenen View Conference’ta yapım sürecinin ayrıntılarını paylaştı.
Lambert’in açıklamasına göre en büyük zorluk, Ryan Gosling’in canlandırdığı karakterin sıfır yerçekimindeki hareketlerini inandırıcı biçimde göstermekti. Ekip, kısa süreli ağırlıksızlık sağlayan uçak manevralarının kullanıldığı “kusma uçağı” seçeneğini değerlendirdi. Ancak uzay aracı setlerinin ayrıntılı yapısı, bu yöntemin uygulanmasını mümkün kılmadı.

Ryan Gosling’in Sıfır Yerçekimi Sahneleri Nasıl Çekildi?
Gosling, ağırlıksızlık hissi yaratmak için tel düzeneklerinde ve dönen bir koşum takımında performans sergiledi. Lambert, oyuncunun kendi dublörlük çalışmalarını yapmaya istekli olduğunu ve uzay yürüyüşü sahnelerini de bu yaklaşımın bir parçası olarak talep ettiğini belirtti.
Görsel efekt ekibinin işi telleri görüntüden silmekle bitmedi. Havada duran bir bedenin gerçekten süzülüyor gibi görünmesi için Gosling’in bacak, kol ve gövde pozisyonlarında dijital düzenlemeler yapıldı. Sahneye eklenen hareketli nesneler de ağırlıksızlık duygusunu güçlendirdi.
Görüntü yönetmeni Greig Fraser, filmin sıra dışı atmosferini oluşturmak için kızılötesi özellikleri değiştirilmiş bir kamera, programlanabilir kızılötesi ışıklar ve objektifin önünde akan su kullandı. Ateş topları, sıvılar, lazerler ve ferroakışkan da mikroskobik efektler için başlangıç malzemesi sağlamak amacıyla görüntülendi. Lambert bu denemeleri “kelimenin tam anlamıyla çılgın bir bilim laboratuvarı” sözleriyle anlattı.
Post prodüksiyon aşamasında Fraser, Adrian’ın yakınındaki sekans üzerinde ILM’nin Helios sanal kamera sistemiyle çalıştı. Ekip, Gosling’in setteki performansını dijital ortamlarda yeniden oluşturdu. Böylece Fraser, oyunculuğu değiştirmeden farklı kamera konumlarını değerlendirebildi.

Project Hail Mary’de Uzay Görüntüleri Gerçek Verilerle Kuruldu
Yapım ekibi, uzay görüntülerini renkli bulutsularla doldurmak yerine gerçek astronomik koşullara dayandırmayı tercih etti. Lambert ve Sarnowska, Dünya ile yaklaşık 11,9 ışık yılı uzaklıktaki Tau Ceti arasındaki yıldızları haritalamak için Avrupa Uzay Ajansı’nın Gaia misyonundan alınan verileri kullandı.
Ekip ayrıca NASA görüntülerini ve Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan alınan ham görüntüleri inceleyerek kameraların yörüngede nasıl davrandığını araştırdı. Lambert, uzaya çıkarılan bir film kamerasıyla çekim yapılsaydı yıldızların her koşulda görünmeyeceğini söyledi.
Bu nedenle parlak biçimde aydınlatılan Adrian gezegeninin yakınında arka plan yıldızları büyük ölçüde gösterilmedi. Tau Ceti’den daha uzakta, ışığın zayıfladığı bölgelerde ise yüksek hassasiyetli varsayımsal bir kameranın yıldızları yakalayabileceği kabul edildi. Yıldızların görünürlüğü, dramatik tercihlerden çok aydınlatma ve pozlama koşullarına bağlandı.
