Londra’daki Georg Baselitz sergisi, Alman ressamın Almanya’nın Nazi geçmişiyle hesaplaşan en dikkat çekici tarih tablolarını bir araya getiriyor. Thaddaeus Ropac’ta düzenlenen The Heroes, Baselitz’in planlanmasına yardım ettiği sergi olarak öne çıkıyor.
Baselitz bu yıl hayatını kaybettiğinde, Nazi Almanyası’nı ve İkinci Dünya Savaşı’nı çocuk yaşta deneyimlemiş bir sanatçının tarihsel tanıklığı da sona erdi. 1938 doğumlu ressam, savaş yıllarının ardından komünist Doğu Almanya’da büyüdü ve daha sonra Batı’ya geçerek sanatçı oldu. Sergi, onun yaşadığı döneme ilişkin sert ve doğrudan bakışını Londra’da görünür kılıyor.

The Heroes Serisinde Tarihe Yönelik Öfke
The Heroes, modern tarihe dehşet, tiksinti ve onarılamaz suçluluk duygusu üzerinden bakıyor. Baselitz’in 1965’te üretmeye başladığı bu devasa hayali portreler, savaşın ardından Almanya’da suçların ne kadar kolay geçmişe itildiğini sorguluyor.
Serinin adı da bu yaklaşımın bir parçası. Tablolardaki figürler, geleneksel anlamda kahramanları değil, yıkımın ve tarihsel sorumluluğun taşıyıcılarını temsil ediyor. Eserlerdeki öfkeye, gerçeği doğrudan ifade etmenin yarattığı özgürlük hissi eşlik ediyor.

Mit Rote Fahne Tablosunda Savaşın İzleri
Mit Rote Fahne, yani With the Red Banner, serginin öne çıkan çalışmalarından biri. Tabloda, yarıya indirilmiş kırmızı ve siyah bir bayrak taşıyan, iri omuzlu fakat bitkin bir asker görülüyor.
Bayraktaki kırmızı renk, siyah kabuklarla birlikte kanı ve gamalı haçın gölgesini çağrıştırıyor. Figürün çevresindeki çorak arazi, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından geride kalan yıkımı temsil ediyor. Baselitz’in bu çalışmaları yaptığı 1960’ların ortasında, savaşta görev alan kuşağın Batı Almanya’nın bankalarını ve otomobil şirketlerini yönettiği belirtiliyor.
Serideki bir başka uzun saçlı figür de harap ve kan lekeleriyle kaplı bir manzaranın ortasında duruyor. Şortlu bir üniforma giyen karakter, iki kızıl eldiveni ellerinde tutuyor. Eldivenler, kanlı geçmişten temiz ellerle ayrılma arzusunu simgeleyen bir görüntü oluşturuyor.
Almanya’nın Geçmişiyle Yüzleşen Figürler
Baselitz’in tablolarında savaşın üzerinden geçen yıllar unutmayı değil, tam tersine hatırlamayı zorunlu kılıyor. Holokost’un sona ermesinden yaklaşık 20 yıl sonra yapılan bu resimler, altı milyon Yahudinin sistematik biçimde öldürüldüğü gerçeğinin nasıl bastırılabildiğine dikkat çekiyor.
Alman sanatının da bu tarihsel yükten ayrı tutulamayacağı sergide açıkça görülüyor. Baselitz, Joseph Beuys ve Anselm Kiefer gibi Almanya’nın geçmişiyle doğrudan yüzleşen sanatçılarla birlikte, tarihi yüceltmekle suçlanmıştı. The Heroes’da ise görkemli bir Almanya fikri yerine suçluluk, parçalanmışlık ve kara mizah öne çıkıyor.
Ein Moderner Maler ve Sanatçının Çaresizliği
Ein Moderner Maler, yani A Modern Painter, elleri insan kapanlarına yakalanmış bir sanatçıyı resmediyor. Askerî görünümlü kıyafetler içindeki figür, yere yenilmiş halde oturuyor. Eser, sanatçının üretme yeteneğini ve Alman sanatının tarih karşısındaki konumunu sorgulayan grotesk bir görüntü sunuyor.
Figürün bedeninden çıkan bağırsak parçaları, içsel sıkıntının parodisine dönüşüyor. Saç biçimi ve kare bıyığı andıran iz ise Hitler’in kendisini bir sanatçı olarak görmesine gönderme yapıyor.
Baselitz’in resimlerindeki bedenler, gerçekçi bir insan anatomisini kaydetmekten çok soyutlanmış ve parçalanmış biçimler olarak kuruluyor. Ağaçların altında oturan bir asker, kare başı ve çökmüş bedeniyle neredeyse bir hayalet gibi görünüyor. Başına dallardan kan damlıyor; figür aynı anda hem var hem de yokmuş izlenimi yaratıyor.
