John Boyne’un yeni romanı, Oscar Wilde’ın 1895’te başlayan iftira davasını hiç açmadığı alternatif bir tarihi kuruyor. İnceleme, bu fikrin güçlü bir çıkış noktası sunduğunu ancak romanın ilerleyen bölümlerinde duygusal ve inandırıcılıktan uzak bir çizgiye kaydığını savunuyor.
The Guardian’da yayımlanan değerlendirmeye göre Wilde, gerçek hayatında yaşadığı yıkımdan ve hapis sürecinden kurtulmuş bir karakter olarak yeniden tasarlanıyor. Roman, onun 46 yaşında hayatını kaybetmek yerine uzun bir yaşam sürmesi hâlinde neler yaşanabileceğini sorguluyor. Bu alternatif kurgu, Wilde’ın hayatındaki bazı olayları Lord Alfred Douglas’ın kaderi üzerinden yeniden dağıtıyor.

Roman Oscar Wilde’ın Alternatif Hayatını Kuruyor
Boyne’un Wilde’ı, skandalların gölgesinde kalan sorunlu bir yazar olarak değil; partilerde nükteler paylaşan, yüksek sosyete içinde yaşayan ve özgürce hareket eden bir figür olarak karşımıza çıkıyor. Karakterin evliliği, eşinin erken yaşta hayatını kaybetmesiyle sona eriyor ve Wilde’ın farklı bir hayat kurmasının önü açılıyor.
Bu değişimin önemli bir sonucu bulunuyor: Romanın Wilde’ı, gerçek yazarın son dönem gazeteciliğini ve kurmaca eserlerini ortaya çıkaran radikal zihinsel dünyadan uzaklaşıyor. Değerlendirmede, alternatif Wilde’ın dokuz oyun ve bir Hollywood senaryosu yazdığı belirtiliyor. Buna karşın bu eserlerden herhangi bir alıntı paylaşılmıyor; okur, yazma sürecini veya bu üretimlerin ardındaki motivasyonu göremiyor.
Hikâyenin yıllar arasında sıçraması, anlatının biçimini de çeşitlendiriyor. Mektuplar, gazete yazıları, varsayımsal oyunlar ve Wilde hakkında hazırlanmış film senaryoları kullanılıyor. Bu tür değişimleri, romanın tonunu ve zaman duygusunu canlı tutan unsurlar arasında gösteriliyor.

Wilde’ın Queer Tarihle İlişkisi Tartışılıyor
Roman, Wilde’ı George Cecil Ives, Magnus Hirschfeld ve André Gide gibi, bugün eşcinsel özgürleşmesi düşüncesinin erken dönem teorisyenleri arasında anılan isimlerle karşılaştırıyor. Ancak eleştiriye göre bu karşılaşmalar Wilde’ın düşünsel olarak dönüşmesini sağlamıyor. Karakter, Londra, Berlin ve Paris’teki eşcinsel altkültürlerden de uzak tutuluyor.
Wilde daha sonra Mayfair’de bir okul öğretmeniyle birlikte yaşamaya başlıyor. On yıl süren tek eşli ilişkinin ardından bir öğrenci futbolcuyla yaşadığı ilişki, kurduğu düzenin bozulmasına yol açıyor. Bu olayın ardından eşcinsel utancı ve kendinden nefret temaları anlatının merkezine yerleşiyor.
Karakter, edebî şöhretini eşcinseller için daha iyi bir dünya kurmak amacıyla kullanması gerektiğine karar veriyor. Romanın yaklaşık 1930’dan sonraki bölümlerinde Winston Churchill’in parlamentoda eşcinsel haklarını savunması anlatılıyor.
İncelemenin Temel Eleştirisi Tarihsel Mücadeleye Odaklanıyor
Romanın bu bölümleri, 1970’ler tarzı eşcinsel özgürleşme yürüyüşleri, eşcinsel evlilik ve Stonewall sonrası dönemde tartışılan radikal ve asimilasyoncu yaklaşımlar gibi daha sonraki gelişmeleri de Wilde’ın dünyasına taşıyor. Eleştiriye göre bu yöntem, queer toplulukların kolektif mücadelesini göstermek yerine onu yukarıdan gelen mucizevi bir değişimle ikame ediyor.
Değerlendirme, Boyne’un Wilde’ı tarihsel gerçekliğin baskısından kurtarma fikrini ilgi çekici buluyor. Ancak romanın, bu özgürlük ihtimalini inandırıcı bir edebî dönüşüm yerine melodram, duygusal sahneler ve hızlı politik çözümler üzerinden anlatması eleştiriliyor.
