Jaha Koo Haribo Kimchi, sanatçının Güney Kore ile Avrupa arasındaki kültürel kimlik deneyimini yiyecekler ve sahne üzerindeki bir ziyafet aracılığıyla ele aldığı gösteri olarak öne çıkıyor. Koo, Oslo’da düzenlenen törenin ardından Uluslararası Ibsen Ödülü’ne layık görüldü. Norveç hükümeti tarafından oluşturulan ödülün kazananına 2,5 milyon Norveç kronu, yani 200 bin sterlin veriliyor.
Belçika’da yaşayan ve gösterisiyle turneye devam eden Koo, Haribo Kimchi’de iki farklı yiyeceği bir araya getiriyor: Avrupa’da tanıştığı jelibonlar ve doğmadan önce hayatında bulunan kimchi. Sanatçı, bu birleşimi hem kişisel geçmişini hem de yeni bir çevreye uyum sağlama sürecini anlatan bir çerçeve olarak kullanıyor.

Haribo ve Kimchi Koo’nun Kültürel Kimliğini Anlatıyor
Koo, Güney Kore’den Berlin’e taşındığı dönemde yanında büyükannesinin hazırladığı 10 kilogram kimchi götürdü. Fermente sebzeler yolculuk sırasında şişerek balkonunda patladı.
Haribo Kimchi’de kimchi, sanatçının kökleriyle bağını; Haribo jelibonları ise Avrupa’da geçirdiği yılları temsil ediyor. Koo, Avrupa’da uzun süre yaşamasına rağmen Avrupalılar tarafından öncelikle Koreli olarak görüldüğünü, Güney Kore’ye döndüğünde ise her zaman Koreli kabul edilmediğini söylüyor.
Sanatçının kendine biçtiği hayat mottosu “jölemsilik”. Koo, jelibonun itildiğinde küçülüp biçim değiştirdiğini, birkaç saniye sonra ise eski şeklini aldığını anlatıyor. Bu özelliği, Kore dışında yaşarken geliştirmesi gerektiğini düşündüğü dayanıklılıkla ilişkilendiriyor. Gösterideki gülen yüzlü jelibon ayıcıklar da morali düştüğünde onu neşelendiren unsurlar arasında yer alıyor.
Koo’ya göre kimchi, Kore mutfağının temel parçalarından biri olmanın ötesinde, farklı ülkelerde değişen malzemelerle hazırlanabilen bir yiyecek. Belçika’da kimchi hazırlamasını, köklerine bağlı kalırken yeni çevresine uyum sağlamasının bir örneği olarak değerlendiriyor.

Sahnedeki Ziyafet Pojangmacha Kültürünü Taşıyor
Gösterinin dekoru, Kore’de kullanılan gezici atıştırmalık arabalarından pojangmacha biçiminde tasarlandı. Akşamları ortaya çıkan, belirli bir adresi olmayan ve daha sonra ortadan kaybolan bu mekânlar, Koo için geçiş hâlindeki hayatların bir karşılığı niteliğinde.
Sahnedeki barın çatısı yarı saydam, Haribo kırmızısını andıran bir ışıkla aydınlatılıyor. Koo bu görüntüyü, hem arada kalmışlık hâliyle hem de Kore’deki geçici dükkân kültürüyle ilişkilendiriyor. Pojangmacha fikri, farklı yaş ve kökenlerden insanların mütevazı yemekler eşliğinde rahatlık aradığı ortak bir alanı da temsil ediyor.
Haribo Kimchi’nin menüsünde kimchi gözlemesi, soju ve birayla hazırlanan somaek ile soğuk deniz yosunu çorbası bulunuyor. İzleyiciler bara oturduktan sonra bu yiyecek ve içeceklerle karşılaşıyor. Koo, menüdeki her unsurun farklı bir duygusal anlam taşıdığını ve yemekleri özenle seçilmiş besteler gibi düşündüğünü belirtiyor. Deniz yosunu ise Kore’deki doğum günü gelenekleriyle ve okyanus mitleriyle bağlantılı.
