Peter Zumthor galerisi, İsviçre’deki Beyeler Vakfı’nın yerleşkesine eklenen yeni yapı olarak Basel’in yakınındaki Riehen’de yükseliyor. 83 yaşındaki mimarın memleketinde tasarladığı 110 milyon sterlinlik proje, el işçiliğine dayanan malzemeleri ve müze arazisine kattığı yeni kamusal alanlarla dikkat çekiyor.
Beyeler Vakfı, Monet, Miró, Matisse ve Picasso gibi sanatçıların eserlerinden oluşan koleksiyonuyla tanınıyor. Renzo Piano’nun tasarladığı müze, 1997’de açıldıktan sonra kısa sürede İsviçre’nin en çok ziyaret edilen sanat müzesi haline geldi ve yılda 500 bin ziyaretçi ağırlamaya başladı. Zumthor’un projesi, zaten güçlü bir mimari kimliğe sahip bu yapıya farklı bir eşlikçi kazandırma amacı taşıyor.

Peter Zumthor’un Basel’deki İlk Projesi
Peter Zumthor, Beyeler Vakfı’nın genişletme projesi için 2016’da seçildi. Fikirleri alınmak üzere 100 mimara başvurulmasının ardından oluşturulan 11 kişilik kısa listeden seçilen mimar, yeni yapının Renzo Piano’nun binasından bütünüyle farklı olması istendiğini belirtti.
Zumthor’a göre Piano’nun yapısı daha endüstriyel bir karakter taşıyor. Kendi tasarımını ise bahçenin eksik olan villasını tamamlayan, neredeyse ev hissi veren bir yapı olarak tanımlıyor. Galeri, daha önce özel mülk olan Iselin-Weber parkının müze yerleşkesine dahil edilmesiyle genişleyen alanda konumlanıyor.
Mimarın Basel’de çalışması, ailesinden ve mesleğe başladığı yıllardan kalan zanaat anlayışını da yeniden gündeme getirdi. Zumthor, 1960’ların başında babasının marangoz atölyesinde çırakken ilk dolabını tasarlamıştı. Daha sonra bu deneyimi, kusursuz oturan bir kapağın çıkardığı özel kapanma sesiyle hatırladı ve babasının kendisine “iyi yapılmış nesneye duyulan Basel gururunu” aşıladığını söyledi.

Beton, Meşe ve El Yapımı Ayrıntılar
Yeni galeri, toprağın içinden yontulmuş gibi görünen yekpare bir beton kütle olarak tasarlandı. Soluk ve ufalanmış görünümlü beton katmanları çekiçle biçimlendirilirken büyük meşe ve bronz kapılarda deriyle sarılmış kulplar kullanıldı.
Yapının ayrıntıları da standart ürünlerden çok özel üretime dayanıyor. Armut ağacından tırabzanlar, deri banklar ve üfleme cam lambalar, galerinin malzeme anlayışını tamamlıyor. Zumthor, İsviçre’deki zanaatkârların özel olarak üretilmesi gereken parçalar konusunda şaşırmadığını, bu yaklaşımın babasını tanıyan ustalarla çalışırken kendisi için eski bir duyguyu canlandırdığını anlattı.
Mimar, bu anlayışı Amerika’daki yapı üretim modeliyle karşılaştırdı. Yakın zamanda açılan Los Angeles County Museum of Art ek binasının 724 milyon dolarlık ve 20 yıla yayılan inşaat sürecinin ardından Basel’e dönmenin kendisi için belirgin bir değişiklik olduğunu söyledi. Zumthor, sıradan Amerikalı mimarların özel üretim yapabilecek kişiler aramak yerine hazır ürünleri tedarik etmeye alışkın olduğunu savundu.
Beyeler Vakfı’na Üç Yeni Yapı Ekleniyor
Zumthor’un projesi yalnızca galeriden oluşmuyor. Yerleşkede ayrıca beş katlı, ahşap kaplı bir ofis ve sanat eserlerinin taşınması için kullanılan bir yapı ile oditoryum pavyonu bulunuyor.
Oditoryum, müze bileti olmayan ziyaretçilerin de kullanabileceği açık bir kamusal salon olarak tasarlandı.
Renzo Piano’nun Müzesine Farklı Bir Eşlikçi
Renzo Piano’nun Beyeler Vakfı için tasarladığı yapı, Ekim 1997’de açıldığında zarif ölçülülüğün örneği olarak değerlendirilmişti. Frank Gehry’nin Bilbao Guggenheim’ıyla aynı ay açılan müze, dönemin gösterişli ve “ikonik” mimarlık anlayışına daha sakin bir alternatif olarak öne çıktı.
Ancak yapı, açıldığı günden itibaren koleksiyonun ve ziyaretçi ilgisinin büyüklüğüne kıyasla küçük kaldı. İki yıl sonra 12 metre genişletilen müze, zaman içinde İsviçre’nin en fazla ziyaret edilen sanat kurumuna dönüştü. Zumthor’un eklemesi, bu mimari mirası taklit etmek yerine beton, ahşap, deri ve el yapımı ayrıntılar üzerinden yeni bir karakter kuruyor.
Peter Zumthor’un Basel’deki çalışması, mimarın memleketinde gerçekleştirdiği ilk proje olması açısından da kişisel bir anlam taşıyor.
