Salman Rushdie Trump yönetimine yönelik sert eleştirilerini The Independent’a verdiği özel röportajda dile getirdi. Yazar, Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki yeni balo salonu ile Washington’da önerilen “Arc de Trump” adlı zafer takının bir gün ortadan kaldırılmasını istediğini belirtti.
Rushdie, Trump’ın iktidardan uzaklaştırılmasının ardından bu yapıların da yıkılacağına inandığını söyledi. Yazar, “Trump’ın yıkılması” olarak nitelendirdiği bu sürecin kutlanacak bir gün olacağını ifade etti.

Rushdie’den Trump’ın Projelerine Sert Tepki
2000 yılından bu yana Amerika’da yaşayan ve İngiliz ile Amerikan vatandaşlığı bulunan Rushdie, Trump’ın inşa ettirdiği yapıları “çirkin” olarak nitelendirdi. Yazar, “Artık Trump’ın olmadığı ve inşa ettiği her çirkin şeyin yıkıldığı günü sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.
Washington’da önerilen ve bazı çevrelerce “Arc de Trump” olarak adlandırılan zafer takının yüksekliği 250 fit olarak açıklandı. Tasarımda, iki altın kartalın arasında altın kanatlı bir Özgürlük Tanrıçası figürünün yer alması planlanıyor.
Trump, yapımı devam eden balo salonuna yer açmak için Beyaz Saray’ın doğu kanadını geçen yıl yıktırdı. Projenin maliyetinin 400 milyon dolar olduğu belirtildi.
Amerika’nın National Trust for Historic Preservation kuruluşunun projeyi durdurma girişimi ise geçen ay Yüksek Mahkeme tarafından 5’e karşı 4 oyla reddedildi. Kuruluş, balo salonunun “estetik, kültürel ve tarihsel” açıdan kabul edilemez olduğunu savunmuştu.

“Trump İnsanları Sürekli Mağdur Ediyor”
Rushdie, Trump’ı “parlak bir yalancı” olarak tanımladı. Cumhuriyetçi Parti’nin yaklaşan ara seçimleri kazanması hâlinde tüm Amerikalı yetişkinlere 5.000 dolar verme sözünü de eleştiren yazar, Trump’ın vaatlerini yerine getirmeyeceğini öne sürdü.
Rushdie, “Bay Trump hakkında bildiğimiz şeylerden biri, sözlerini asla tutmadığı ve insanları sürekli mağdur ettiği” değerlendirmesinde bulundu. Yazara göre, Trump’a yalnızca bu ödeme vaadi nedeniyle oy verecek kişiler parayı alamayacak.
Yazar, ara seçimlerin Trump’a yönelik desteğin azaldığını gösterebileceğini de söyledi. Rushdie, Trump’ın çevresinde oluşan siyasi kültürün içindeki bazı kişilerin dahi hayal kırıklığı yaşamaya başladığını düşündüğünü belirtti.
Trump Dönemini “Çok Karanlık” Olarak Niteledi
Röportajda ifade özgürlüğü ve basın üzerindeki baskılar da gündeme geldi. Rushdie, Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri Anayasası’nın ifade ve din özgürlüğünü güvence altına alan Birinci Ek Maddesi’ni alaya aldığını söyledi.
Yazar, Trump dönemini, Joe Biden’ın başkanlığını da kapsayacak şekilde, “çok karanlık bir dönem” olarak nitelendirdi. Gazetecilere ve komedyenlere yönelik düşmanlığın yanı sıra gece geç saatlerde yayımlanan televizyon programlarında Trump hakkında yapılan şakalara gösterilen tepkiyi de eleştirdi.
Rushdie, “Beyaz Saray’da parlak bir yalancımız var. İyi yaptığı tek şey bu” sözleriyle Trump’a yönelik değerlendirmesini sürdürdü. Başkanlık makamının, Oval Ofis’te bulunan kişinin alınganlığı nedeniyle kullanıldığını söyleyen yazar, bu durumu “dehşet verici” olarak tanımladı.
Knife Belgeseli Röportajla Birlikte Tanıtıldı
The Independent Genel Yayın Yönetmeni Geordie Greig’in gerçekleştirdiği röportaj, Rushdie’nin 2022’de New York’ta uğradığı saldırıyı konu alan yeni belgeseli Knife için yapılan tanıtım çalışmaları kapsamında yayımlandı. Alex Gibney’nin yönettiği belgesel, Rushdie’nin aynı adı taşıyan kitabına dayanıyor.
Rushdie, 1988’de yayımlanan The Satanic Verses kitabının ardından yıllarca ölüm tehditleri almıştı. 2022’deki saldırıdan sağ kurtulan yazar, olay sonrasında sağ gözünü kaybetti. Saldırıyı gerçekleştiren Hadi Matar ise 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Rushdie, İran Ayetullahı Humeyni’nin 1980’lerde kendisi hakkında ölüm çağrısında bulunmasının ardından Britanya’da on yıl saklanmıştı. Daha sonra, ifade ve din özgürlüğünü güvence altına alan Birinci Ek Madde’nin etkisiyle Amerika Birleşik Devletleri’ne taşındığını söyledi.
Belgesel hakkında bir eleştirmen, yapımı “son derece sarsıcı, ilham verici ve etkileyici” sözleriyle değerlendirdi.
