Akdeniz’in ortasında yer alan Malta, son yıllarda dünyanın en büyük film ve dizi prodüksiyonlarının dikkatini çeken önemli merkezlerden biri haline geldi. Avrupa Birliği’nin yüzölçümü bakımından en küçük ülkesi olan Malta; tarihi mimarisi, doğal manzaraları, gelişen film altyapısı ve özellikle yapım şirketlerine sunduğu mali teşviklerle Hollywood’un Avrupa’daki önemli çekim noktalarından biri olmayı başardı.
Ülkenin film sektöründeki yükselişi rakamlara da yansıyor. Malta, son üç yılda her yıl 30’dan fazla büyük film ve dizi prodüksiyonuna ev sahipliği yaptı. 2023 ve 2025 yıllarında ülkede çekilen büyük ölçekli yapımların sayısı 36’ya ulaşarak rekor seviyeye çıktı.

Bu yapımlar arasında Gladiator II, Jurassic World Rebirth, The Magic Faraway Tree ve Jason Statham’ın başrolünde yer aldığı Mutiny gibi yüksek bütçeli projeler bulunuyor. Pedro Pascal, Denzel Washington ve Paul Mescal gibi yıldız isimleri bir araya getiren Gladiator II de Malta’nın küresel film endüstrisindeki konumunu güçlendiren yapımlardan biri oldu.
Tek Bir Ada, Birçok Farklı Ülke
Malta’yı uluslararası yapımcılar açısından cazip hale getiren en önemli özelliklerden biri, oldukça küçük bir coğrafyada farklı dönemleri ve ülkeleri canlandırabilecek mekanlar sunması.
Adanın tarihi şehirleri, taş yapıları, limanları ve sahil şeridi; yapım ekiplerine farklı coğrafyaları aynı ülkede yaratma imkanı veriyor. Malta’daki çeşitli bölgeler son yıllarda çekimlerde Yunanistan, 1980’lerin Sicilyası, Fransa’nın güneyi ve Karayipler gibi farklı yerlerin yerine kullanıldı.
Ülke aynı zamanda fantastik yapımlar açısından da önemli bir çekim alanı haline geldi. Game of Thrones dizisindeki bazı sahnelerde Malta’nın doğal ve tarihi mekanları kullanılırken ada, yapımcıların kurgusal dünyalar oluşturmak için tercih ettiği bölgelerden biri oldu.

Malta önümüzdeki dönemde kendi tarihine daha fazla temas eden projelere de ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Netflix’in Enola Holmes serisinin üçüncü yapımında Malta’nın bazı bölgeleri Viktorya dönemi Londra’sını canlandıracak.
Stephen Poliakoff imzalı The Order adlı yapımın çekimlerinin de ilerleyen dönemde başlaması planlanıyor. Hikaye, 1565 yılında Osmanlı güçlarının Malta kuşatmasının hemen öncesinde geçiyor.
İngiliz Film Komisyonu Başkanı Adrian Wootton da Malta’nın küçük yüzölçümüne rağmen uluslararası film sektöründe oldukça büyük bir etki yarattığını belirtiyor. Ülkenin son yıllarda sektörünü büyütmek ve çeşitlendirmek için son derece aktif bir politika izlediğine dikkat çekiliyor.

Hollywood’u Çeken Yüzde 40’lık Teşvik
Malta’nın film sektöründeki hızlı yükselişinin arkasındaki en önemli unsurlardan biri ise yapım şirketlerine sunulan yüzde 40’a kadar nakit iade teşviki.
Ülke film prodüksiyonlarını destekleyen nakit iade sistemini 2005 yılında uygulamaya başladı. Sonraki yıllarda programın kapsamı genişletildi ve özellikle büyük bütçeli uluslararası yapımlar açısından Malta giderek daha avantajlı bir çekim merkezi haline geldi.
2025 yılında Malta’da çekilen 36 büyük prodüksiyonun tamamı yüzde 40 oranındaki nakit iade desteğinden yararlandı.
Malta’nın teşvik sistemi bazı rakip Avrupa ülkelerinden önemli bir noktada ayrılıyor. Ülkede bulunmayan belirli ekipmanların veya personelin yurt dışından getirilmesi halinde ortaya çıkan bazı harcamalar da teşvik kapsamına dahil edilebiliyor.
Bu durum özellikle yüzlerce kişinin çalıştığı ve büyük teknik ekipmanların kullanıldığı Hollywood prodüksiyonları açısından Malta’yı daha cazip hale getiriyor.
Malta Film Komisyonu mevcut teşvik sistemini geliştirmeyi sürdürürken film sektörünün fiziksel altyapısını da büyütmek istiyor. Bu kapsamda yaklaşık 80 milyon euroluk yeni bir stüdyo kompleksi için özel yatırım çekilmesi hedefleniyor.
Malta Film Komiseri Johann Grech’e göre film endüstrisine yatırılan her 1 euro ülke ekonomisine yaklaşık 4 euro olarak geri dönüyor. Grech, sektörün artık Malta ekonomisinin önemli parçalarından biri haline geldiğini savunuyor.

Hollywood Büyürken Malta Sineması Zorlanıyor
Malta’nın uluslararası yapımları ülkeye çekmek konusunda yakaladığı başarı, yerel sinema açısından ise yeni bir tartışmayı beraberinde getiriyor.
Ülkeden çıkan ve uluslararası festivallerde geniş yankı uyandıran yerel yapımların sayısı halen oldukça sınırlı.
2021 yapımı Luzzu, Malta sinemasının son yıllardaki dikkat çekici örneklerinden biri oldu. Yapım, Sundance Film Festivali’nde büyük jüri ödülüne aday gösterilerek ülke sinemasının uluslararası alanda görünürlük kazanmasını sağladı.
Ancak büyük yabancı prodüksiyonların Malta’ya gelmesi, yerel film ekipleri açısından yeni sorunlar da yaratıyor.
Malta merkezli senarist ve eski sinema eleştirmeni Teodor Reljić’e göre Hollywood yapımları, yerel teknik çalışanlara ve set ekiplerine Maltalı bağımsız yapımcıların karşılayamayacağı ücretler sunabiliyor.
Bunun sonucunda yerel yönetmenlerin deneyimli görüntü yönetmenlerine, teknisyenlere ve diğer set çalışanlarına ulaşması giderek zorlaşıyor.
Bir başka ifadeyle Malta’nın film endüstrisi büyürken yerel sinema Hollywood bütçeleriyle rekabet etmek zorunda kalıyor.
Estonya Film Enstitüsü Başkanı Edith Sepp de mali teşviklerin küçük Avrupa ülkelerinin küresel yapım pazarına girmesi açısından önemli olduğunu belirtirken, uluslararası prodüksiyonlara verilen desteğin yerel sinemanın gelişimini engellememesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Film Setleri Günlük Hayatı Etkilemeye Başladı
Malta’nın giderek büyük bir film platosuna dönüşmesi yalnızca sinema sektörünü değil, ülkedeki günlük yaşamı da etkiliyor.
Kentlerde, kasabalarda ve köylerde düzenli olarak kurulan film setleri nedeniyle yollar kapatılabiliyor, park alanlarına erişim sınırlandırılabiliyor ve bazı bölgelerde ulaşım düzeni geçici olarak değiştiriliyor.
Çekimlerin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan bazı Maltalılar ise bu durumdan rahatsızlık duyuyor.
Valletta’da yakın zamanda gerçekleştirilen bir film çekimi sırasında kullanılan ekipmanların St George’s Square’de bulunan yaklaşık 100 yıllık bir heykel ile tarihi kaidenin devrilmesine neden olması da tartışmaları büyüttü.
Olay, büyük prodüksiyonların tarihi alanlarda gerçekleştirdiği çekimlerin nasıl denetlenmesi gerektiğine ilişkin yeni soruları gündeme getirdi.

Malta’da Film Sektörüne Tepki Büyüyebilir
Teodor Reljić, Malta’da film sektörünün yarattığı toplumsal rahatsızlığın zaman içerisinde Barcelona ve Venedik gibi Avrupa şehirlerinde aşırı turizme karşı ortaya çıkan tepkilere benzer bir noktaya ulaşabileceğini düşünüyor.
Buna karşın film endüstrisi Malta ekonomisi açısından hala önemli bir fırsat olarak görülüyor.
Uluslararası yapımlar ülkede yüzlerce kişiye istihdam sağlarken konaklama, ulaşım, yeme içme ve teknik hizmetler gibi çok sayıda sektöre de ekonomik hareketlilik kazandırıyor.
Bu nedenle Malta yönetimi, büyük film prodüksiyonlarını ülkeye çekmeye yönelik politikalarını sürdürmeye hazırlanıyor.

Küçük Ülkenin Büyük Hollywood Sınavı
Malta bugün yalnızca Akdeniz’in popüler turizm merkezlerinden biri olarak değil, Hollywood’un Avrupa’daki önemli film platolarından biri olarak da yeni bir kimlik kazanıyor.
Yüzde 40’a varan mali teşvikler, tarihi şehirler, doğal çekim alanları ve gelişen film altyapısı ülkenin küresel prodüksiyon pazarındaki konumunu giderek güçlendiriyor.
Ancak bu büyümenin sürdürülebilirliği önümüzdeki yıllarda Malta’nın karşı karşıya kalacağı en önemli konulardan biri olacak.
Ülkenin bir taraftan Hollywood yapımlarını çekmeye devam ederken diğer taraftan kendi yerel sinemasını, tarihi dokusunu ve günlük yaşamını koruyacak bir denge oluşturması gerekecek.
Malta’nın film sektöründeki yükselişinin kalıcı bir başarıya dönüşüp dönüşmeyeceğini de büyük ölçüde bu denge belirleyecek.
Kaynak: Oksijen
