Robotlar, drone’lar ve sürücüsüz araçlar uzun süredir teknoloji dünyasının vitrini olarak görülüyordu. Ancak Çin’de bu vitrin çoktan kırıldı. Özellikle Hefei gibi pilot şehirlerde, geleceğin ulaşım ve teslimat sistemleri artık test aşamasını geride bırakmış durumda. Taksiler uçuyor, öğle yemeği gökten iniyor ve kamyonlar direksiyon ya da sürücü kabini olmadan sokaklarda ilerliyor.
The New York Times adına Çin’de bu teknolojileri yerinde gözlemleyen gazeteci Keith Bradsher, yaşanan dönüşümün artık bir “deneme” değil, günlük hayatın parçası haline geldiğini aktarıyor.
Uçan Arabalar Gökyüzünde Test Ediliyor
Hefei, uçan arabaların aktif olarak test edildiği ilk Çin şehirlerinden biri olarak öne çıkıyor. Yetkililerin hedefi, şehir içinde belirli noktalara iniş-kalkış yapabilen, taksi benzeri bir hava ulaşım ağı kurmak. Şu anda Çin’de en az altı şehir, benzer projeler üzerinde çalışıyor.
Hefei’de test edilen uçan araçlar iki koltuklu ve uzaktan kumanda ediliyor. Tek şarjla yaklaşık 25 dakika havada kalabilen bu araçlar, saatte 130 kilometre hıza ulaşabiliyor. Araca binen foto muhabiri Qilai Shen, yolculuğun “beklediğinden çok daha sarsıntısız” geçtiğini söylüyor. Bu da, uçan taksilerin yalnızca cesur bir fikir değil, kısa vadede kullanılabilir bir ulaşım alternatifi olabileceğini gösteriyor.

Drone’la Yemek Teslimatı Artık Sıradan
Çin’de drone’lar yalnızca paket taşımıyor, hayat kurtarıyor. Hefei’deki hastaneler, acil durumlarda kan ve tıbbi malzemeleri şehir içinde hızlıca taşımak için drone sistemlerinden yararlanıyor. Bununla birlikte, ticari teslimatlar da aynı hızla yaygınlaşıyor.
Bir şehir parkında verilen sipariş bunun çarpıcı bir örneği. Parktaki bir reklam panosunda, yerel restoranlardan domuz pirzolası, ördek kanadı ve sütlü çayın; uluslararası zincirlerden ise hamburgerlerin drone ile teslim edilebildiği duyuruluyor. Bir uygulama üzerinden verilen sipariş, önce bir kurye tarafından drone fırlatma noktasına taşınıyor. Ardından birkaç dakika içinde yemek, gökyüzünden bir kabloyla çimlerin üzerine indiriliyor.
Bu sahne, teslimat teknolojilerinin Çin’de ne kadar normalleştiğini açık biçimde ortaya koyuyor.

Sürücüsüz Taksiler Yollarda
Hefei’den yüksek hızlı trenle gidilen Wuhan, sürücüsüz taksilerin en yaygın kullanıldığı şehirlerden biri. ABD’de bazı kentlerde sınırlı denemeler yapılmış olsa da, araç sayısı ve kapsama alanı açısından liderlik Çin’in elinde.
Bir uygulama üzerinden çağrılan sürücüsüz araç, QR kod okutularak açılıyor. İçeride sürücü koltuğu boş. Araç, emniyet kemerinin takılmasını isteyen bir sesle yolculuğu başlatıyor. Direksiyonun kendi kendine dönmesi ilk anda ürkütücü olsa da, yolculuk büyük ölçüde sorunsuz ilerliyor.
Geçmiş yıllardaki ani frenler ve sert manevralar yerini daha akıcı bir sürüşe bırakmış durumda. Hatta araç içindeki kontrol paneli, karaoke ve koltuk masajı gibi konfor seçenekleri bile sunuyor.

Penceresiz Robot Kamyonlar Sokaklarda
Çin’de hâlâ milyonlarca kamyon şoförü çalışıyor. Ancak özellikle kısa mesafe teslimatlarında, bu tablo hızla değişiyor. Sürücü kabini olmayan robot kamyonlar, adeta tekerlekler üzerinde ilerleyen çelik kutular gibi görünüyor.
Hefei’de kullanılan küçük modeller, 300 ila 500 paket taşıyabiliyor. Kamyonlar mahalle köşelerine kadar geliyor. Buradan sonra paketler, elektrikli scooter kullanan kuryeler ya da mahalle komiteleri aracılığıyla apartmanlara dağıtılıyor. Daha büyük modeller ise doğrudan mağazalara hizmet veriyor.
Bu sistem, hem teslimat maliyetlerini düşürüyor hem de insan gücünü daha farklı alanlara yönlendirmeyi hedefliyor.
Çin Teknolojide Neden Önde?
Çin’in bu alandaki hızlı ilerlemesi, yalnızca teknoloji yatırımlarından ibaret değil. Devlet destekli pilot projeler, esnek düzenlemeler ve geniş şehir altyapıları, bu dönüşümün önünü açıyor. Ayrıca nüfus yoğunluğu ve büyük şehir yapısı, yeni teknolojilerin hızla ölçeklenmesini mümkün kılıyor.
Robot kamyonlardan uçan taksilere, drone teslimatlarından sürücüsüz araçlara kadar uzanan bu tablo, Çin’in geleceği beklemediğini, geleceği şehirlerine entegre ettiğini gösteriyor.
Gelecek Çoktan İndi
Hefei’de gökten inen öğle yemeği ya da Wuhan sokaklarında direksiyonsuz ilerleyen bir taksi, bilim kurgu sahnesi değil. Çin’de bu manzaralar artık sıradan. Ulaşım, lojistik ve günlük yaşam, yapay zekâ ve otonom sistemlerle yeniden şekilleniyor.
Bu dönüşüm, yalnızca Çin’i değil, küresel şehirlerin geleceğini de doğrudan ilgilendiriyor. Çünkü görünen o ki, gelecek bir gün gelmeyecek — bazı şehirlerde çoktan geldi.
